«
  1. Anasayfa
  2. Akide
  3. El-Melik İsmi | El-Esmâul Hüsnâ (4)

El-Melik İsmi | El-Esmâul Hüsnâ (4)

makaleler

EL-MELİK 

Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle… Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem O’nun kulu ve Rasûlüdür… Bundan sonra:

 اَلْمَلِكُ el-Melik

“Mülkün, kâinatın gerçek sâhibi, emreden, emri yerine getirilen,
mülk ve saltanatı devamlı olan.”

Melik ismi, Allâh’u Teâlâ’nın görünen ve görünmeyen âlemlerin tek sâhibi olduğunu, her türlü hükümdarlığın ve tasarrufun kendisine âit olduğunu ifâde eder. Allâh’u Teâlâ, her şeyi hiç yoktan yaratmış ve yok olmaktan her dâim korumaktadır. O, şöyle buyurmaktadır:

“Hak Melik olan Allâh pek yücedir. O’ndan başka hak ilâh yoktur. Kerîm olan Arş’ın Rabbidir.” [Mu’minûn: 23/116]

Allâh Subhânehu ve Teâlâ, mülkün gerçek ve tek sâhibidir. Her şeye egemen olup, bütün işleri belirli bir düzen içinde yürütüp idâre eden O’dur. Kulları üzerinde mutlak tasarruf sâhibidir. Dilediğini yaratır, dilediğini ise geri bırakır. Emir ve yasaklar koymak, sonra bunlara göre cezâ ve mükâfat belirleyerek itaat eden kulları ödüllendirmek, isyân eden kullara ise azâb etmek sadece O’nun hakkıdır. Hâkimiyet kayıtsız ve şartsız O’na âittir. Yerler, gökler ve de içinde bulunanlar tümüyle O’nundur. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, şöyle buyurmakladır:

“Göklerin, yerin ve bunlardaki her şeyin mülkü Allâh’ındır. O, her şeye hakkıyla güç yetirendir.” [Mâide: 5/120]

Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın bu ismi, gerçek anlamda tüm yönleriyle sadece O’na âittir. O’nun büyüklüğünü ve yüceliğini gösterir. Allâh’u Teâlâ’ya âit olan tüm kemâl sıfatları zorunlu kılar. Zîrâ mülkü elinde bulunduran gerçek bir melik; hayat, kudret, irâde, görme ve işitme gibi tüm kemâl sıfatlara sâhib olandır. Yaratmaya kadir olmayan, hükmetmeyen, emredip yasaklamayan, cezâ ve mükâfat belirlemeyen, dilediğini azîz, dilediğini ise zelîl kılmayan, kullarına tevhîdi öğrenmeleri için kitâblar indirip rasûller göndermeyen ve bunlara güç yetiremeyen bir zâtın melik olması düşünülemez. Bu itibarla Allâh Azze ve Celle, tek gerçek rab, melik ve ilâh olandır. O, şöyle buyurmaktadır:

“De ki: İnsânların Rabbine, insânların melikine, ilâhına sığınırım.” [Nas: 114/1-3]

Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın gerçek rab olması, onun bütün varlıkları yaratmasıyla, melik olması hepsine üstün gelmesiyle, ilâh olması ise onlara bir tek kendisine ibâdeti emretmiş olmasıyladır. Allâh’ın rab, melik ve ilâh oluşu, îmânın tüm temellerini ve O’nun isim ve sıfatlarının anlamlarını kapsamaktadır. 

Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın bu ismi esmâu’l-hüsnâ’dan el-Azîz, el-Cebbâr, el-Mutekebbir, el-Hakem, el-Adl, el-Hâfıd, er-Rafi, el-Muiz, el-Mûzil, el-Azîm, el-Celîl, el-Kebîr, el-Hasîb, el-Mecîd, el-Velî, el-Müteâl gibi isimlerin ve el-Melik ismine âit daha başka isimlerin anlamlarını ihtiva eder.

Öyleyse kul, Allâh’u Teâlâ’ya karşı tâm bir teslimiyet ve tazimle yalnızca O’na ibâdet etmelidir. Sadece O’ndan korkmalı, O’na sığınmalı, bir tek O’dan istemeli, bir tek O’na dayanıp güvenmelidir. O’nun hükümlerinden başkasını kabul etmemeli ve yaşantısını şerîata göre düzenlemelidir. Kendisinin el-Alîm, el-Habîr, er-Rahîm ve el-Kâdir bir hükümdarın hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu unutmamalıdır. Hayatı boyunca, iyi kötü bütün söylediklerinin, yapıp ettiklerinin, görüp işittikleri­nin yazıldığının bilincinde olarak hareket etmelidir. 

Hamd âlemlerin rabbi olan Allâh’a mahsustur. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashâbının üzerine olsun.

Rabbinin rahmetine muhtaç kul,
Kaan Sâlih.

Bir Cevap Yaz