Arap Gramerinin Nahiv Okulları
Rahmân ve Rahîm olan Allâh”ın ismiyle…
Hamd, Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O, tektir, şeriki yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed aleyhisselâm O’nun kulu ve Rasûlü’dür. Bundan sonra:
***
Giriş
İslâm’ın ilk asırlarında Arap yarımadasının dışına taşan fetihlerle birlikte farklı dillerle temas arttı. Bu süreç, Arapça’nın günlük kullanımında lahn (dil hataları) olgusunu yaygınlaştırdı. Kur’ân’ın doğru telaffuzu ve anlamının korunması, hadîslerin doğru aktarımı ve Arap şiirinin anlaşılması gibi ihtiyaçlar, dilin kurallarını sistematik hale getirme zarûretini doğurdu. İşte bu ihtiyaç, Arap dilbiliminin ve özellikle nahiv ilminin doğuşuna kaynaklık etti.
Hicrî ikinci yüzyılda Irak’ın iki büyük şehri Basra ve Kûfe’de farklı yönelimlere sâhib iki nahiv ekolü ortaya çıktı. Bu ekoller hem Arap gramerinin gelişimini şekillendirdi hem de İslâm medeniyetinde dil anlayışının temellerini attı.
***
Basra Okulu: Kıyâs ve Mantıksal Tutarlılık
Basra ekolü, Arap dilini sistematik bir çerçevede ele alarak mantıksal tutarlılığa büyük önem verdi.
Usûlî Temeller: Basralılar, genel kurallardan hareketle yeni durumları kıyâs yoluyla açıklamaya çalıştılar. Dilin temelini Kur’ân’ın indiği dönemin fasih Arapçasında, özellikle bedevîlerin kullanımında buldular.
Öncüler: İlk adımlar Ebû’l-Esved ed-Düelî’ye atfedilse de ekolün asıl usulünü Halîl b. Ahmed el-Ferâhîdî (ö. 175/791) ve öğrencisi Sîbeveyhi (ö. 180/796) kurdu. Sîbeveyhi’nin el-Kitâb’ı, Basra ekolünün kurucu ve sistemleyici eseri olarak kabul edilir.
Yaklaşım: Basralılar, nadir veya şaz örnekleri kural dışı sayarak genel kâidelerin bütünlüğünü korumaya özen gösterdiler. Onlar için dil, mantıksal bir sistemdir; istisnâlar bu sistemin dışında bırakılmalıdır.
Bu yaklaşım, nahiv ilmini sadece bir betimleme alanı olmaktan çıkarıp, mantıkla iç içe geçmiş teorik bir disipline dönüştürdü.
***
Kûfe Okulu: Semâ ve Rivayet Zenginliği
Kûfe ekolü, Basra’nın katı kıyasçılığına karşı daha esnek ve rivayet merkezli bir metod geliştirdi.
Usûlî Temeller: Kûfeliler için dil, işitme (semâ) yoluyla nakledilen rivâyetlerin toplamıdır. Kur’ân ve hadîs dışında Arap şiiri, rivâyetler ve hatta halk arasında kullanılan bazı formlar bile dilin parçası kabul edilmiştir.
Öncüler: Ekolün kurucusu olarak Ru’âsî anılsa da asıl temsilcileri el-Kisâî (ö. 189/805) ve el-Ferrâ (ö. 207/822)’dır. Özellikle Kisâî, Hârûn Reşîd’in oğullarına hocalık yaparak Kûfe okuluna resmî otorite kazandırmıştır.
Yaklaşım: Kûfeliler, nadir kullanımları ve istisnâları dahi kuralların içine almayı tercih etmişlerdir. Böylece grameri daha betimleyici, daha kapsayıcı ve rivayet zenginliğine dayalı hale getirmişlerdir.
Bu yöneliş, özellikle kıraat farklılıklarının korunmasında ve eski şiir mirasının dil verisi olarak değerlendirilmesinde önemli rol oynamıştır.
***
İki Ekolün Karşılaştırılması
| Özellik | Basra Okulu | Kûfe Okulu |
| Metod | Kıyâs, mantık, sistematiklik | Rivâyet, semâ, esneklik |
| Kaynaklar | Kur’ân, sahîh hadîs, bedevî dili | Kur’ân, hadîs, şiir, rivâyet, halk kullanımı |
| İstisnalara Bakış | Şaz örnekleri dışarıda bırakır | Şaz örnekleri kurallara dâhil eder |
| Öne Çıkan Âlimler | Halîl b. Ahmed, Sîbeveyhi, Müberred | Kisâî, Ferrâ, İbnü’s-Sikkît |
| Karakter | Mantıksal ve kuralcı | Açıklayıcı ve kapsayıcı |
***
Memzûc Okulu (İki Ekolün Sentezi): Bağdat Okulu
Hicrî dördüncü yüzyıldan itibâren Basra ve Kûfe ekolleri arasındaki sert ayrım yumuşamış, âlimler her iki geleneği bir araya getirmeye başlamıştır. Bu süreç, “Bağdat Okulu” adı verilen memzuc sistemin doğmasına yol açtı.
Bağdat âlimleri, Basra’nın teorik titizliği ile Kûfe’nin rivâyet zenginliğini birleştirdiler. İbn Cinnî (ö. 392/1002), İbn Mâlik (ö. 672/1274) ve İbn Hişâm el-Ensârî (ö. 761/1360) gibi âlimler bu sentezin en parlak temsilcileri oldu. Onların eserleri, nahiv ilmini hem mantıksal açıdan tutarlı hem de dil malzemesi açısından zengin bir disiplin haline getirdi.
***
Sonuç
Basra ve Kûfe ekolleri, usûlî farklılıklarına rağmen Arap dilbiliminin iki tamamlayıcı yüzünü temsil eder. Basra ekolü kıyâsa dayalı teorik tutarlılıkla, Kûfe ekolü ise rivâyet zenginliğiyle nahiv ilmine katkı sağlamıştır. Bu farklılık, çatışmadan ziyâde sürekli bir diyalog ve karşılıklı beslenme doğurmuş, nihayetinde Bağdat ekolünde birleşerek Arap dilbiliminin klasik mirâsını oluşturmuştur. Günümüzde modern Arap gramer anlayışı, bu iki ekolün bıraktığı mirâs üzerine inşâ edilmiştir.
***
Hamd âlemlerin rabbi olan Allâh’a mahsustur. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.
Rabbinin rahmetine muhtaç kul,
Kaan Sâlih.

