FÂİZSİZ SİSTEM ÜZERİNDEN LEASİNG
(FİNANSAL KİRALAMA)
İŞLEMİNİN FIKHÎ HÜKMÜ
Soru: Fâizsiz finans kurumları veya katılım bankaları aracılığıyla gerçekleştirilen, bir malın (ev, araç vb.) belirli bir süre kiralanıp, kira süresi bitiminde mülkiyetinin kiracıya geçtiği “kiralama yoluyla sâhiblenme” işleminin (الإجارة المنتهية بالتمليك) hükmü nedir?
Hamd ve hüküm yalnızca Allâh’u Teâlâ’ya mahsûstur. Salât ve selâm Muhammed aleyhisselâm’a, onun âline ve ashâbına olsun.
• Konunun Tanımı ve Kapsamı:
Bu işlem, çağdaş İslâm hukûkunda “el-İcâre el-Muntehiyetu bi’t-Temlîk” olarak bilinir. Bu işlem, -ulaşabildiğimiz- mevcut uygulamalar şekliyle câiz değildir.
• Hükmün Delîlleri ve Gerekçeleri:
a) İki Akdin Birleştirilmesi: Bu sözleşme, aynı mal üzerinde hem satış hem de kira akdini bir arada bulundurur. Ebû Hureyre radîyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, o, şöyle demiştir:
«نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ بَيْعَتَيْنِ فِي بَيْعَةٍ.»
“Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem bir satışta iki satıştan nehyetti.” [Ebû Dâvûd, 3461; Tirmizî, 1231]
Buradaki yasak, çelişen iki akdin aynı anda tek mal üzerinde toplanmasıdır. Çünkü satışta damân (zarar ve risk) alıcıya geçer, kirada ise kiraya verene âittir. Bu iki hükmün aynı anda bulunması, fıkıh usûlünde “cem‘u’l-akdayn el-mu‘târizayn” yani çelişen akitlerin birleşimi sayılır. Böyle bir akit, bâtıl veya fâsit olur.
b) Gerçekte Gizli Bir Satış: Görünüşte kira gibi sunulsa da uygulamada ödenen meblağlar malın bedelini oluşturur. Kiracı ödeme yapmayı bıraktığında, ödediği tüm bedelleri kaybeder. Bu durumda sözleşme, kira kılığına bürünmüş bir fâizli satış veya haksız kazanç hükmündedir. Allâh’u Teâlâ, buyurmuştur:
﴿لَا تَأْكُلُوا أَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُم بِالْبَاطِلِ﴾
“Mallarınızı aranızda haksız yollarla yemeyin.” [Nisâ: 4/29]
c) Zarar ve Haksızlık Unsuru: Kiracı, kira süresi boyunca malı kullanmasına rağmen mülkiyeti kazanamaz; ödemeleri boşa gider. Bunun yanında kullanma esnasında doğabilecek tüm sorumluluk ve külfet (tamir, bakım, vergi vb.) ona âittir. Bu da zulüm ve aldatma içerir. Ebû Hureyre radîyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, o, şöyle demiştir:
«نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ بَيْعِ الْغَرَرِ.»
“Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem ğararlı (aldatıcı) satışı yasakladı.” [Müslim, 1513]
d. Ekonomik Zarar: Bu tür finansman yöntemleri, kişileri aşırı borçlandırarak iflaslara ve ekonomik çöküntülere yol açmaktadır. Fıkıhta çokça işletilen “لَا ضَرَرَ وَلَا ضِرَارَ Zarar verme ve zarara zararla karşılık verme yoktur” kâidesi gereği, bu tür işlemler maslahat değil mefsedet doğurur.
• Değerlendirme:
Bu tür akitler, yapısı itibariyle “bey‘ ve icâreyi birleştiren”, risk paylaşımını bozan ve aldatıcı nitelik taşıyan sözleşmelerdir. Dolayısıyla câiz değildir.
• Bazı Şartlar ile Cevâz Yolu:
Tüm bunlarla birlikte bu bazı çağdaş İslâm hukûkçuları, birtakım şartlarla birlikte tür akitlerin câiz olduğu görüşünü tercih etmişlerdir.
Câizliğin sebebi olan şartlar üç maddede toparlanabilir:
a) Akitlerin Ayrı Olması: Kira akdi ile mülkiyet devri (satış veya hibe) akdi zaman ve bağlayıcılık açısından tamâmen ayrılmalıdır.
Başlangıçta yapılan “süre bitiminde sana devredeceğim” ifâdesi, sadece bağlayıcı olmayan bir vaat olmalıdır.
b) Riskin Kiraya Verende Kalması: Kira süresi boyunca malın mülkiyeti ve damânı (risk, bakım, sigorta, vergi vb.) tamâmen kiraya verende (leasing kurumunda) kalmalıdır. Kiracı sadece kullanım kaynaklı küçük masraflardan sorumlu olabilir. Böylece kira gerçek bir kira olur.
c) Mülkiyet Devrinin Şekli: Süre sonunda mülkiyetin otomatik geçişi câiz değildir. Aşağıdaki yollardan biriyle bağımsız bir akit yapılmalıdır:
1. Hibe: Tüm ödemeler bitince kurum, malı karşılıksız bağışlar.
2. Yeni Satış Akdi: Ayrı bir akide ile satış yapılır.
• Sonuç
Bu görüşler arasında, men’ (yasaklama) görüşü, delîl yönüyle daha kuvvetli, usûl açısından daha ihtiyatlı görünmektedir. Çünkü pratikte birçok “kiralama yoluyla sâhiblenme” sözleşmesi, yukarıda belirtilen şer‘î şartlara tam riâyet etmemektedir. Akitlerin fiilen iç içe girmesi, riskin kiracıya yüklenmesi ve kira taksitlerinin fiilen satış bedeline dönüşmesi, hükmü şüpheli ve sakıncalı hâle getirmektedir.
Dolayısıyla eğer sözleşme, “iki akdi birleştiren” mahiyetteyse veya risk kiracıya yükleniyorsa câiz değildir. Ancak, yukarıdaki şartlara tam ve dikkatli riâyet edilirse, “câizdir” diyen görüş de vardır. Fakat bu hâliyle bile işlem şüpheli olup, ihtilaflıdır. Müslümanın, şüpheli şeylerden kaçınması daha faziletlidir. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:
«وَمَنْ اتَّقَى الشُّبُهَاتِ فَقَدِ اسْتَبْرَأَ لِدِينِهِ وَعِرْضِهِ.»
“Şüpheli şeylerden sakınan, dînini ve onurunu korumuş olur.” [Buhârî, 52; Müslim, 1599]
Bu tür finansman yerine, taksitli satış (bey‘ bi’t-taksît) yapılmalı; satıcı, malı teminat olarak rehin edebilir. Bu hem şer‘ân hem de hukûkî olarak daha güvenli bir yoldur.
Allâh Subhânehu ve Teâlâ en iyisini bilendir.
Kaan Sâlih

