«
  1. Anasayfa
  2. Akaid Soruları
  3. Öfke Halinde Allâh’a Sövmenin Hükmü ve Nikâha Etkisi

Öfke Halinde Allâh’a Sövmenin Hükmü ve Nikâha Etkisi

sr_cblr

ALLÂH’A SÖVMENİN HÜKMÜ

Soru: Öfke halinde Allâh’a sövmenin ve nikâha etkisinin hükmü nedir?

Cevâb: Hamd ve hüküm yalnızca Allâh’u Teâlâ’ya mahsûstur. Salât ve selâm Muhammed aleyhisselâm’a, onun âline ve ashâbına olsun.

• Mes’elenin Tanımı ve Hükmü:

Bir kimsenin Allâh’u Teâlâ’nın zâtına, sıfatlarına, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’e veya dîn-i mübîn-i İslâm’ın mukaddesâtına dil uzatması, hakaret etmesi veya sövmesi “Sebbu’llâh” ve “Sebbu’r-Rasûl” olarak adlandırılır.

Allâh’a, O’nun dînine veya Rasûlüne sövmek; şaka, ciddi veya (aklını yitirtecek derecede cinnet hali müstesnâ) öfke ile olsun fark etmeksizin büyük küfürdür (dînden çıkmadır). Bu fiili işleyen kişi, icmâ ile İslâm milletinden çıkarak mürted olur.

Bu kişinin nikâhı, dînden çıkması (riddet) sebebiyle fesholur (bozulur/geçersiz hale gelir). Tevbe edip İslâm’a dönmediği sürece eşiyle karı-koca hayatı yaşaması haramdır (zina hükmünde olur).

• Hükmün Delîlleri ve Gerekçeleri

a) Kur’ân: Allâh’u Teâlâ, alay veya öfke yoluyla dahi olsa Allâh ve Rasûlü hakkında ileri geri konuşanların hükmünü kesin olarak bildirmiştir:

﴿وَلَئِنْ سَأَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ إِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُ ۚ قُلْ أَبِاللَّهِ وَآيَاتِهِ وَرَسُولِهِ كُنْتُمْ تَسْتَهْزِئُونَ لَا تَعْتَذِرُوا قَدْ كَفَرْتُمْ بَعْدَ إِيمَانِكُمْ﴾

“De ki: Allah ile, O’nun ayetleri ve rasûlü ile mi alay ediyordunuz? Özür dilemeyin! Siz îmân ettikten sonra inkâr ettiniz (kâfir oldunuz).” [Tevbe: 9/65-66]

Bu âyet, niyet ne olursa olsun (alay, şaka veya öfke), fiilin kendisinin küfür olduğunu açıkça beyân eder.

b) Sünnet: Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in döneminde kendisine hakaret edenlerin ve sövenlerin kanını helal kıldığına dair birçok sahîh rivâyet mevcuttur. Nitekim İbn Abbas radîyallâhu anh’tan rivâyet edildiğine göre, kör bir adam, Rasûlullâh’a söven müşrik cariyesini bu sebeble öldürmüş, Nebî aleyhisselâm da: “Şâhit olun ki, onun kanı hederdir (kısas gerekmez)” buyurmuştur. [Ebû Dâvûd, Hudûd 2].

c) İcmâ: İmâm İshâk bin Rahaveyh rahîmehullâh, icmâ naklederek söyle demiştir:

“Müslüman âlimler, Allâh’a veya Rasûlüne söven ya da Allâh’ın nebilerinden bir nebiyi öldüren bir kimsenin -Allâh’ın indirdiği şeylerin tamâmını kabul etse bile- sırf bu yaptığı şey sebebiyle kâfir olacağı hususunda icmâ etmişlerdir.” [Abdulmunim, Tenbihu’l-Ğafilîn ilâ Hükmi Şatimillahi ve’d-Dîn: 13.]

İmâm İbn Kudâme rahîmehullâh şöyle demiştir:

“Kim Allâh’a söverse kâfir olur. Bu husûsta şaka yapması veya ciddi olması bir şey değiştirmez. Bunun gibi Allâh ile âyetleri ile rasûlleri ile ya da kitâbları ile alay eden kimse de kâfir olur.” [el-Muğnî: 4/20]

İmâm Muhammed bin Sahnûn rahîmehullâh da bu konuda icmâ naklederek şöyle demiştir:

“Âlimler Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’e söven, O’nun gözden ve itibardan düşüren (buna çabalayan) kimsenin kâfir olduğunda ve Allâh’ın azâbına müstehak olduğunda icmâ etmişlerdir.” [Kâdî İyâd, eş-Şifâ: 2/215-216.]

Fıkıh âlimlerinin ittifak ettiğine göre, kişinin riddeti ile Müslümanlık üzerine binâ edilen nikâh gibi akitleri geçersiz hale gelir (fesholur). Kişinin ne dediğini bilmeyecek kadar (cinnet/delilik derecesinde) şuurunu kaybetmesi (iğlâk) hâli hâriç, normal öfke küfür sözüne mazeret teşkil etmez. Zîrâ kişi öfkelendiğinde dâhi Allâh’a olan tazimini korumak zorundadır. Sövmek, kalbteki tazimin (saygının) yokluğunu gösterir ki bu da küfürdür.

İmâm İbn Hazm rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Allâh’u Teâlâ’ya sövme konusuna gelince; yeryüzünde bunun tek başına (mücerret) bir küfür olduğu hususunda ihtilaf eden hiçbir Müslüman yoktur. Ancak (görüşlerine itibar edilmeyen) Cehmiye ve Eş’ari tâifeleri, Allâh’a sövmenin ve küfrü ilân etmenin bizzat küfür olmadığını açıkça söylerler. Onlardan bazıları: ‘Bu durum, kişinin küfre itikad ettiğine dair bir delîldir; yoksa sadece sövmesi sebebiyle kesin olarak kâfir olduğu anlamına gelmez’ derler.

Onların bu konudaki asılları, Müslümanların icmâsının dışına çıkmış kötü bir asıldır. Şöyle derler:

‘Îmân sadece kalbin tasdîkidir; kişi hiçbir zorlama (takiyye) veya nakil amacı gütmeden, kendi isteğiyle küfrü ilan etse veya putlara tapsa bile (kalbinde tasdîk varsa) mü’mindir.’

Bu iddia, apaçık bir küfürdür! Çünkü ümmetin icmâsına, Allâh ve Rasûlü’nün hükmüne, sahabe ve tabiînin yoluna aykırıdır.

Zîrâ ne bir kâfir ne de bir mü’min, bu Kur’ân’ın Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem tarafından getirilen bir vahy olduğu hususunda ihtilaf etmemiştir. Kur’ân’da ise bazı sözleri söyleyenlerin bizzat kâfir olarak isimlendirildiği ve kesin olarak küfürle hükmedildiği sabittir. Örneğin:

‘Şüphesiz, Allâh Meryem oğlu Mesih’tir diyenler kâfir olmuşlardır’ (Mâide, 72) ve ‘Küfür sözünü söylediler ve Müslüman olduktan sonra kâfir oldular’ (Tevbe, 74) âyetleri buna delîldir. Demek ki küfür, bizzat ‘söz’ (kelâm) olabilir.

Ayrıca Allâh, İblis’in kâfir olduğuna hükmetmiştir. Oysa İblis; Allâh’ın kendisini ateşten, Âdem’i çamurdan yarattığını, ona secdeyi emrettiğini bilen ve Allâh’tan kıyâmete kadar mühlet isteyen (yani Allâh’ı tanıyan) biriydi. (Buna rağmen kâfir olmuştur).

Onlara şöyle denilir: ‘Eğer Allâh’a sövmek size göre küfür değilse, bunun küfre delîl olduğunu nereden çıkardınız?’ Eğer ‘Çünkü söyleyene kâfir hükmü veriliyor’ derlerse, onlara denilir ki: ‘Evet, kâfir hükmü sadece Allâh’ın bildiği gizli damirinden (kalbinden) dolayı değil, bizzat söylediği sözden dolayı verilir. O sözün kendisi küfürdür.’

Allâh’u Teâlâ bir kavim hakkında: ‘Kalblerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlar’ (Âl-i İmrân, 167) buyurmuş ve onları bu sözleri sebebiyle kâfir saymıştır. Tıpkı Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem nübüvvetini kendi çocuklarını tanıdıkları gibi bilen ama küfür sözünü ilân ettikleri için kesin olarak kâfir olan Yahudiler gibi.” [el-Mevsuatu’l-Akîde: 5/464.]

d) Kâide: Bu mes’eledeki fıkhi kâide şudur:

لَا عِبْرَةَ بِالتَّصْرِيحِ مَعَ وُجُودِ مَا يُنَاقِضُهُ “Zıddı (çelişeni) mevcut olduğunda, sözlü açıklamaya itibar edilmez.”

Bu kâide, fıkıhta bir kimsenin sözlü beyanı ile fiiliyatı arasındaki çelişkiyi çözen temel bir esastır. Kişinin müslümanım diyerek ikrarda bulunması, bu ikrarı kökünden bozan dîne sövmek veya hakaret etmek gibi bir fiil işlediğinde itibar görmez.

Bu itibarla bir kimse diliyle “müslümanım” dese bile, aynı dil ile Allâh’a söverek îmânını bozmuş olur. Sövme fiili, îmân iddiasını iptal eden (nakzeden) bir eylemdir. Bu durumda fıkıh, kişinin “ben müslümanım” şeklindeki sözlü beyânına bakmaz; çünkü ortada o sözü yalanlayan ve geçersiz kılan somut bir küfür fiili mevcuttur.

• Değerlendirme ve Sonuç

Allâh’a söven kişi, İslâm dîninin dışına çıkar. Bunu yaparken öfkeli olup olmaması bu hükmü değiştirmez. Bu kişi “Lâ ilâhe illallâh Muhammedun Rasûlullâh” diyerek ve yaptığına pişman olarak derhal tevbe etmeli, îmânını yenilmelidir (tecdid-i îmân).

Kişinin tevbe ettikten sonra, şüpheyi ortadan kaldırmak ve evliliği sağlam temele oturtmak için nikâhın tazelenmesi (tecdid-i nikâh) ihtiyaten güzel olur. Zîrâ bazı fâkihlere göre önceki nikâh akdi, küfür sözüyle birlikte o anda bozulmuştur.

Eğer tevbe etmezse, eşi ona ebediyen haramdır ve evlilik İslâm hukukuna göre bitmiştir. Eşiyle ilişkisi zina hükmündedir.

Allâh Subhânehu ve Teâlâ en iyisini bilendir.
Kaan Sâlih.

Bir Cevap Yaz