VELİSİZ VE AİLEDEN GİZLİ KIYILAN NİKÂHIN HÜKMÜ
Soru: Selâmun aleyküm. Velîsiz, âilelere ve çevreye haber vermeden, sadece 4-5 şâhitle kıyılan nikâhın hükmü nedir?
Cevâb: Hamd ve hüküm yalnızca Allâh’u Teâlâ’ya mahsûstur. Salât ve selâm Muhammed aleyhisselâm’a, onun âline ve ashâbına olsun.
• Mes’elenin Tanımı ve Hükmü
Sormuş olduğunuz mes’ele; velînin (kadının nikâhından şer’ân sorumlu erkeğin) izni ve haberi olmaksızın, âilelerden gizli tutularak, sadece şâhitler huzûrunda kıyılan nikâh akdinin sıhhatidir.
Bu nikâh akdi, nassın zâhirine ve cumhur ulemânın (âlimlerin çoğunluğunun) görüşüne göre bâtıldır (geçersizdir). Bir kadının -dul da olsa, yaşça büyük de olsa- velîsinin izni olmadan kendi kendini nikâhlaması, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in sarîh (açık) hadîsleriyle nehyedilmiştir. Her ne kadar Hanefî mezhebinde yetişkin kadının velîsiz nikâhına cevâz veren görüş olsa da nassın (delîlin) olduğu yerde kıyâsa ve re’ye itibar edilmez. Sahîh hadîsler, velîsiz nikâhın geçersiz olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde beyân etmiştir. Ayrıca nikâhın gizlenmesi, bu akdin sıhhatine gölge düşüren ve şüphe barındıran bir diğer husûstur.
• Hükmün Delîlleri ve Gerekçeleri
Hükmün binâ edildiği şer’î delîller şöyledir:
a) Kur’ân: Allâh’u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:
وَاِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَٓاءَ فَبَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَلَا تَعْضُلُوهُنَّ اَنْ يَنْكِحْنَ اَزْوَاجَهُنَّ اِذَا تَرَاضَوْا بَيْنَهُمْ بِالْمَعْرُوفِۜ ذٰلِكَ يُوعَظُ بِه۪ مَنْ كَانَ مِنْكُمْ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ ذٰلِكُمْ اَزْكٰى لَكُمْ وَاَطْهَرُۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ ﴿٢٣٢﴾
“Kadınları boşadığınızda, onlar da bekleme sürelerini (iddetlerini) bitirdiklerinde, kendi aralarında meşru bir şekilde anlaştıkları takdirde, (eski) kocalarıyla evlenmelerine engel olmayın. İşte bu, içinizden Allâh’a ve âhiret gününe îmân edenlere verilen bir öğüttür. Bu, sizin için daha nezih ve daha temizdir. Allâh bilir, siz bilmezsiniz.” [Bakara: 2/232]
Bu âyet, sahâbi Ma’kıl b. Yesâr radîyallâhu anh hakkında inmiştir. Ma’kıl, kız kardeşini bir adamla evlendirmiş, adam kadını boşamış ve iddet süresi bitmişti. Sonra her ikisi de pişman olup tekrar evlenmek istediklerinde, Ma’kıl öfkesinden dolayı buna izin vermeyeceğine yemin etmişti. Bunun üzerine Allâh’u Teâlâ bu âyeti indirerek velîlerin, kadınların meşru evliliklerine engel olmamasını emretmiştir.
Fıkıh âlimleri bu âyeti, nikâhta velînin yetkisinin olduğuna, ancak bu yetkiyi kadını mağdur etmek için (evlenmesine haksız yere engel olarak) kullanmaması gerektiğine delîl saymışlardır. Nikâhın (bazı ayetlerde) kadınlara nispet edilmesi bu delîlle çelişmez; çünkü bu nispet, nikâhın gerçekleşmesinin kadının iznine/onayına bağlı olması sebebiyledir.
Hâfız İbn Hacer rahîmehullâh, şöyle demiştir:
“Bu âyet, velînin itibar edilmesi (şart olması) hususunda en açık delildir. Zira velî şart olmasaydı, velînin kadını evlendirmemesi (adlı) bir anlam taşımazdı. Ayrıca eğer kadın kendi kendisini evlendirme yetkisine sahip olsaydı, (ayet metninde geçtiği üzere) erkek kardeşine ihtiyaç duymazdı. Bir işi yapma yetkisi tamamen kendisine ait olan birisi için, ‘başkası onu bu işten men etti (engelledi)’ denilemez.” [Fethul Bârî: 9/187]
Kastalanî rahimehullah şöyle demiştir:
“(Ma’kıl b. Yesâr şöyle dedi): Bunun üzerine: ‘Şimdi yapıyorum (evlendiriyorum) ey Allâh’ın Rasûlü!’ dedim. ‘Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem de kadını o adamla yeni bir akit ile evlendirdi.’ Bu hadîs, nikâhta velînin itibar edilmesi (şart olması) hususunda en güçlü ve en açık delîllerden biridir. Zîrâ eğer velî şart olmasaydı, velînin kadını evlendirmemesi (adl) bir anlam taşımazdı. Ayrıca eğer kadının kendi başına evlenme yetkisi olsaydı, erkek kardeşine ihtiyaç duymazdı. Bir işi yapma yetkisi tamâmen kendisine ait olan birisi hakkında, ‘başkası onu bu işten men etti (engelledi)’ denilemez. İbnu’l-Münzir şöyle demiştir: Sahabeden hiç kimseden bunun aksine bir görüş bilinmemektedir.” [Kastalânî, İrşâdu’s-Sârî: 16/129]
b) Sünnet: Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, velîsiz nikâhın bâtıl oluşu hakkında şöyle buyurmuştur:
«لَا نِكَاحَ إِلَّا بِوَلِيٍّ.»
“Velî olmaksızın nikâh yoktur (geçerli değildir).” [Ebû Dâvûd, Nikâh, 19; Tirmizî, Nikâh, 14]
«أَيُّمَا امْرَأَةٍ نَكَحَتْ بِغَيْرِ إِذْنِ وَلِيِّهَا فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ، فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ، فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ.»
“Velîsinin izni olmadan evlenen hangi kadın olursa olsun, onun nikâhı bâtıldır, onun nikâhı bâtıldır, onun nikâhı bâtıldır.” [Ebû Dâvûd, Nikâh, 20; Tirmizî, Nikâh, 14]
«أَيُّمَا امْرَأَةٍ نَكَحَتْ بِغَيْرِ إِذْنِ وَلِيِّهَا، فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ، فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ، فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ، فَإِنْ دَخَلَ بِهَا فَلَهَا الْمَهْرُ بِمَا اسْتَحَلَّ مِنْ فَرْجِهَا، فَإِنِ اشْتَجَرُوا فَالسُّلْطَانُ وَلِيُّ مَنْ لَا وَلِيَّ لَهُ.»
“Hangi kadın velîsinin izni olmadan nikâhlanırsa; onun nikâhı batıldır, onun nikâhı batıldır, onun nikâhı batıldır! Eğer (erkek) onunla zifafa girmişse, ferci helal kılındığı (ilişki yaşandığı) için kadının mehir hakkı vardır. Eğer (velîler) anlaşmazlığa düşerlerse, sultan (devlet/hakim), velîsi olmayanın velîsidir.” [Ebû Dâvûd, Nikâh, 19; Tirmizî, Nikâh, 14]
Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, nikâhın ilân edilmesi gerekliliği husûsunda şöyle buyurmuştur:
«أَعْلِنُوا النِّكَاحَ.»
“Nikâhı ilân ediniz (duyurunuz).”[İbn Mâce, Nikâh, 20]
c) İcmâ ve Âlim Görüşleri:
İmâm İbnu’l-Münzir rahîmehullâh şöyle demiştir:
“Sahabeden hiçbir kimseden, bunun (velî şartının) aksine bir görüş bilinmemektedir.” [İbnu’l-Kayyim, Avnu’l-Ma’bud: 6/78; Kastalânî, İrşâdu’s-Sârî: 16/129]
İmâm Râfiî rahimehullâh, şöyle demiştir:
“Fakihler ittifakla, küçük, akıl hastası veya câriye olan bir kadının nikâh akdini kendisinin yapamayacağına hükmetmişlerdir; çünkü bunlarda velî şarttır. Ancak hür, akıllı ve bâliğa kadın konusunda ihtilaf etmişlerdir. Fakihlerin bir kısmı, kadının -ister bâkire ister dul olsun- nikâhını kendisinin akdetmesini mutlak olarak yasaklamıştır. Bu, (Hanefîler dışındaki) üç imâmın yani Mâlik, Şâfiî ve Ahmed’in mezhebidir. Çünkü onlara göre velî, kadın nikâhının sıhhat şartıdır.” [Râfiî, el-Azîz Şerhu’l-Vecîz, 7/525]
d) Kâide: Bu mes’eledeki kâide şudur:
«اَلنَّهْيُ يَقْتَضِي الْفَسَادَ.»
“Nehiy fesâdı gerektirir.”
Bu kâide, bir ibâdet veya muâmelâttaki var olan yasaklamanın, o işin fâsit/geçersiz/bâtıl olmasını gerektireceğini ifâde eder. Allâh ve Rasûlü, bir şeyi ibâdet veya akitlerde yasaklamışsa, o fiil hukuken geçersizdir. “Velîsiz nikâh yoktur” hadîsi, akdin temel şartının eksikliği nedeniyle işlemin bâtıl olduğunu gösterir.
• Değerlendirme
Bu mes’elede verilen “bâtıl” hükmünün gerekçeleri ve hikmetleri şunlardır:
a) Velî Şartının İhlâli (İllet): Nikâh akdinin rüknü, îcab ve kabul olduğu kadar, velînin iznidir. Kadın sonradan Müslüman olmuş olsa bile “velîsiz” değildir. Eğer öz babası veya âilesi Müslüman değilse, kâfir bir kimse Müslüman bir kadına velîlik yapamaz. Bu durumda velîlik hakkı için yukarıda ifâde ettiğimiz sıra gözetilir. Hiçbirinin yokluğunda ise kadın Müslümanların içinden güvendiği bir erkeği kendine velî edinir; ama asla “benim velim yok” diyerek veya âilesinin bilmesini istemeyerek kendi kendini evlendiremez. Bu durum, nassın (hadîsin) açık hükmüne muhâliftir. İbn Kudâme rahimehullâh, şöyle demiştir:
“Kâfirin, Müslüman bir kadın üzerinde hiçbir şekilde velâyet hakkı yoktur. Bu; Mâlik, Şâfiî, Ebû Ubeyd ve Ashâbü’r-Rey (Hanefîler) dâhil olmak üzere ilim ehlinin icmâsı ile sâbittir. İbnü’l-Münzir de: ‘Kendisinden ilim naklettiğimiz tüm âlimler bu konuda icmâ etmiştir’ demiştir.” [el-Muğnî, 9/377]
Kadın için velî sıralaması —Müslüman olması şartıyla— şöyledir: Babası, dedesi (babasının babası), oğlu (varsa), öz kardeşi (anne-baba bir), baba bir kardeşi, öz kardeşinin oğlu, baba bir kardeşinin oğlu, amcası, amcasının oğlu, Müslüman yetkili (Sultân/Kâdı/Hoca).
b) Gizlilik ve Şâibe (Sedd-i Zerâi): Nikâhın “âilelerden gizli” tutulması ve sadece kısıtlı şâhitler arasında yapılması, İslâm’ın nikâh akdinden murad ettiği “neslin korunması” ve “töhmetin def edilmesi” ilkelerine aykırıdır. Gizli nikâh, zinâya kapı aralayan bir yoldur. İnsânlar, bir kadın ve erkeği bir arada gördüklerinde aralarında meşrû bir bağ olduğunu bilmelidirler. “Yardım almak için” veya “haramdan kaçmak için” denilse de bâtıl ya da şüpheli bir yolla haramdan kaçınılmaz.
c) Hikmet: Allâh’u Teâlâ, kadının hukukunu ve iffetini korumak için velâyet müessesesini getirmiştir. Erkeğin kadını istismar etmemesi, gizli ilişkilerle kadının haklarının zâyi olmaması için nikâhın aleniyeti ve velînin onayı şart koşulmuştur.
• Sonuç
Bu nikâh akdi, velî izni olmadığı ve gizli yapıldığı için sahîh hadîsler ışığında geçersizdir.
1. Bu beraberlik derhal sonlandırılmalıdır. Şu anki durum, nikâhlı bir birliktelik hükmünde değildir. Eğer birleşme olmuşsa kadına mehir verilmelidir.
2. Eğer taraflar evlenmek istiyorlarsa; kadının şer’î velîsi (babası Müslüman değilse şer’î sıralamaya göre velîsi) tespit edilmeli, mehir belirlenmeli ve nikâh usûlüne uygun olarak, ilân edilerek yeniden kıyılmalıdır.
3. Geçmişte yaşanan bu hatâlı işlemden dolayı Allâh’u Teâlâ’ya tevbe ve istiğfar edilmelidir.
Unutulmamalıdır ki; Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
«إِنَّ الْحَلَالَ بَيِّنٌ، وَإِنَّ الْحَرَامَ بَيِّنٌ، وَبَيْنَهُمَا أُمُورٌ مُشْتَبِهَاتٌ لَا يَعْلَمُهُنَّ كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ، فَمَنِ اتَّقَى الشُّبُهَاتِ اسْتَبْرَأَ لِدِينِهِ وَعِرْضِهِ.»
“Helâl bellidir, haram da bellidir. İkisi arasında (helâl mi haram mı olduğu) şüpheli şeyler vardır. Kim şüpheli şeylerden sakınırsa, dînini ve ırzını korumuş olur.” [Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107]
Bu tür “gizli” ve “kılıfına uydurulmaya çalışılan yollar”, takvâ sâhibi bir Müslümana yakışmaz.
Allâh Subhânehu ve Teâlâ en iyisini bilendir.
Kaan Sâlih.

