«
  1. Anasayfa
  2. Riyâzus Sâlihîn Şerhi
  3. “Ey insânlar! Allâh’a tevbe edin. Zîrâ ben, günde yüz defa tevbe ediyorum” Hadîsi ve Şerhi

“Ey insânlar! Allâh’a tevbe edin. Zîrâ ben, günde yüz defa tevbe ediyorum” Hadîsi ve Şerhi

makaleler3

-TEVBE VE İSTİĞFAR ÇERÇEVESİNDE-

“EY İNSÂNLAR! ALLÂH’A TEVBE EDİN.
ZÎRÂ BEN, GÜNDE YÜZ DEFA TEVBE EDİYORUM”
HADÎSİ VE ŞERHİ

Hamd, Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O, tektir, şeriki yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed aleyhisselâm O’nun kulu ve Rasûlü’dür. Bundan sonra

Hadîsin Metni:

عَنْ الأَغَرِّ بْنِ يَسَارٍ الْمُزَنِيِّ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ: يَا أَيُّهَا النَّاسُ تُوبُوا إِلَى اللَّهِ، فَإِنِّي أَتُوبُ، فِي الْيَوْمِ إِلَيْهِ مِائَةَ، مَرَّةٍ

Hadîsin Tercümesi:

Eğar b. Yesâr el-Müzenî radıyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Ey insânlar! Allâh’a tevbe edin. Zîrâ ben, günde yüz defa tevbe ediyorum.”

[(SAHÎH HADÎS) Müslim (2702); Ahmed (17847)]

عَنْ الأَغَرِّ Ağar’dan, بْنِ يَسَارٍ Yesâr oğlu, الْمُزَنِيِّ Müzenî (kabilesinden), قَالَ dedi ki, قَالَ رَسُولُ اللَّهِ Allah Rasûlü dedi ki, يَا أَيُّهَا ey, النَّاسُ insânlar, تُوبُوا tevbe edin, إِلَى اللَّهِ  Allâh’a, فَإِنِّي şüphesiz, zîrâ ben, أَتُوبُ  tevbe ediyorum, فِي الْيَوْمِ günde, إِلَيْهِ O’na (Allah’a), مِائَةَ  yüz, مَرَّةٍ defa.

Hadîsin Şerhi:

Bu hadîs-i şerif, İslâm dîninin temel unsûrlarından biri olan tevbe ve istiğfarın ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem tüm insânlığa seslenerek Allâh’a tevbe etmelerini emretmekte ve kendisinin de günde yüz defa tevbe ettiğini belirterek bu emrin ehemmiyetini pekiştirmektedir. Masum olan ve günahlardan korunmuş olan Allâh Rasûlü sallallâhu aleyhi ve sellem’in dahi günde yüz defa tevbe etmesi, biz günahkâr kulların istiğfara ne denli muhtaç olduğumuzu göstermektedir. Ayrıca tevbenin yalnızca bir günahtan pişmanlık değil, aynı zamanda Allâh’a olan şükrün, kulluk bilincinin ve mânen olgunlaşma vesîlesi olduğunu öğretir. Dolayısıyla hadîs, tevbenin hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olması gerektiğini, kalbi arındırdığını ve Allâh’a yakınlaşmanın en önemli yollarından biri olduğunu vurgulamaktadır.

***

يَا أَيُّهَا النَّاسُ Ey insânlar:” Bu hitâb, Müslümanlar da dâhil olmak üzere tüm insânlığa yöneliktir. Çünkü tevbe, fıtratı bozulmuş ve günaha eğilimli her insânın ihtiyacıdır. İnsânın yaratılışında hatâ ve unutkanlık vardır. Bu nedenle, hatâ yapma potansiyeli olan herkesin tevbe etmeye ihtiyacı vardır. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, bu umumî hitâbla tevbenin sadece günahkârlara mahsûs olmadığını, mânevî arınma ve Allâh’a yakınlaşma yolunda herkese gerekli olduğunu ifâde etmiştir.

***

تُوبُوا إِلَى اللَّهِ Allâh’a tevbe edin:” “Tevbe” kelimesi, lügatte “dönmek, rücu etmek” anlamına gelir. Tevbe, pişmanlık duyarak günahtan dönmek, Allâh’a yönelmek ve bir daha o günahı işlememeye azmetmektir. Hadîs-i şerîfte tevbenin bu şeklinde emir sigasıyla gelmesi, tevbenin bir emir ve zorunluluk olduğunu gösterir. Zira insanoğlu hatâ ve günaha düşmekten müstağni değildir. Her ne kadar büyük günahlar olmasa da küçük hatalar, eksiklikler, gafletler veya kullukta kusurlar her dâim bulunabilir. Bu itibarla günahlardan dolayı tevbe etmek farz-ı ayndır. Tevbe, günahlardan arınmanın, kusurları gidermenin ve mânevî kirlerden temizlenmenin yegâne yoludur. Tevbe, aynı zamanda îmânın bir gereğidir. Kalbteki pası gidermenin ve onu cilalamanın bir yoludur.

***

فَإِنِّي أَتُوبُ، فِي الْيَوْمِ إِلَيْهِ مِائَةَ، مَرَّةٍ  Zîrâ ben, günde yüz defa tevbe ediyorum:” Hadîsin bu kısmı hem Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in masumiyeti hem de tevbenin gerekliliği noktasında önemlidir. Tüm peygamberler aleyhimüsselâm, Ehl-i Sünnet inancına göre büyük ve küçük günahlardan korunmuşlardır. Onların tevbesi, bizim anladığımız anlamda büyük bir günahtan dönüş değildir. Bu itibarla Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in günde yüz defa tevbe etmesi, çeşitli şekillerde açıklanmıştır:

Şükür tevbesi: Bu tevbe, Allâh’ın kendisine bahşettiği nimetlere şükrün bir ifâdesidir. Nimetlerin büyüklüğü karşısında acziyetini ve Allâh’a olan bağlılığını göstermesi ve O’nun yüceliğini ikrâr etmesidir. Kur’ân-ı Kerîm’de: فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ  “Rabbinin hamdiyle tesbih et ve O’ndan mağfiret dile.” [Nasr: 110/3] buyurulması da böyledir. Bu, şükür ve kulluk bilincinin zirvesidir.

Makamatın yükseltilmesi: Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in her an makamı yükselmekteydi. Önceki makamın, sonraki daha yüksek makama göre bir eksiklik gibi görülmesi ve bu eksiklikten Allâh’a sığınmasıdır. Her an Allâh’a daha da yakınlaşmanın, daha da derin bir kulluk bilincine erişmenin bir ifâdesidir.

Ümmete örnek olma: En önemli husûslardan biri de budur. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, bu tevbesiyle biz ümmetine tevbenin ve istiğfarın ne kadar mühim olduğunu göstermektedir. O’nun gibi masum bir zat dahi bu kadar çok tevbe ediyorsa, biz günahkâr kulların daha çok tevbe etmesi gerektiği aşikârdır. Bu, aynı zamanda tevbeyi hayatın bir parçası haline getirmenin ve sürekli bir ibadet olarak görmenin bir öğretisidir. İstiğfar, kalbi arındırır, günahları siler, rızkı artırır ve belaları defeder.

Gaflet ve unutkanlık anları: Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, melekût âlemine âit bazı hallerden dolayı beşerî vasıfların bir anlık tehirinden bile Allâh’a sığınma ihtiyacı hissedebilirdi. Ya da ümmetinin hallerine dâir düşündükleri, onların günahlarından duyduğu üzüntü sebebiyle istiğfar etmiş olabilir.

***

Hadis, tevbenin sürekli olması gereken bir ibadet olduğunu, belli bir zaman dilimi veya günahla sınırlı olmadığını, bilakis hayatın her anına yayılması gereken bir kulluk hali olduğunu vurgulamaktadır. Günde yüz defa tevbe etmek, adet olarak bu sayıyı tutturmaktan ziyade, kalben daima Allah’a yönelme, O’nun affına sığınma ve nefsi muhasebe etme bilincini ifade eder.

 

Hadîsten Çıkan Hüküm ve Hikmetler:

1. Tevbe emrinin umûmî oluşu: Hadîs, “Ey insânlar!” hitabıyla tevbe etmenin sadece Müslümanlara değil, tüm insânlığa yönelik bir çağrı olduğunu gösterir. Her insânın hatâ yapma potansiyeli olduğu için tevbe, fıtrî bir ihtiyaçtır.

2. Tevbe etmenin farz olduğu: Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in “Tevbe edin!” emri, tevbenin şer’an farz oluşuna delîldir. Zîra kulun işlediği her günah için Allâh’a dönmesi ve af dilemesi gerekir.

3. Peygamberin ümmetine örnekliği: Masum olan Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in günde yüz defa tevbe etmesi, ümmete tevbenin ve istiğfarın önemini ve gerekliliğini öğretmek içindir. O, kulluktaki zirveyi göstermiş ve bizim için usve-i hasene (en güzel örnek) olmuştur.

4. Sünnete uygun davranış: Müslümanlar için Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in bu uygulamasını takip etmek, sünnete uygun bir yaşam sürmenin ve O’nun örnek ahlakını benimsemenin bir göstergesidir.

5. Sürekli istiğfar etmenin önemi: Hadîs, istiğfarın belirli bir günahtan sonra değil, sürekli ve hayatın bir parçası olarak yapılması gerektiğini vurgular. Bu, kalbi diri tutar, maneviyatı güçlendirir ve Allah ile kul arasındaki bağı sağlamlaştırır.

6. Günahların affı ve derecelerin yükselmesi: Tevbe ve istiğfar, günahların affedilmesine ve Allâh katındaki derecelerin yükselmesine vesîle olur. Kul, tevbe ile Allâh’a yaklaşır ve O’nun rahmetine nâil olur.

7. Nefis muhasebesi ve hatâ bilinci: Tevbe, insânın kendi kusurlarını görmesi, nefsini muhâsebe etmesi ve gafletten uyanması için bir vesîledir. Sürekli istiğfar, kişinin mânevî hassasiyetini artırır.

8. Şükür ve acziyetin ifâdesi: Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in tevbesi, aynı zamanda Allâh’ın sonsuz nimetleri karşısında acziyetini ve O’na olan şükrünü ifade etmenin bir yoludur. Kul ne kadar yükselirse yükselsin, daima Allah’a muhtaç olduğunun bilincinde olmalıdır.

9. Rızkın genişlemesi ve bereket: Başka hadîslerde de geçtiği üzere istiğfar, rızkın artmasına, yağmurun inmesine ve berekete vesîle olur.

10. Kalbin arınması ve huzur bulması: Günahlar kalbi karartır ve sıkıntıya sokar. Tevbe ve istiğfar, kalbi bu paslardan arındırır, ruha ferahlık ve huzur verir.

11. Ümitsizliğe kapılmamak: Hadîs, günah işleyenlerin dahi Allâh’ın rahmetinden ümit kesmemeleri gerektiğini öğretir. Her hata ve günahtan sonra tevbe kapısı açıktır ve Allâh affedicidir.

12. Daimî kulluk bilinci: Tevbe ve istiğfar, kulun her an Allâh ile irtibat halinde olduğunu, O’nun huzurunda olduğunu ve her işinde O’na sığınması gerektiğini hatırlatan daimî bir kulluk bilincidir.

Hamd âlemlerin rabbi olan Allâh’a mahsustur. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.

Rabbinin rahmetine muhtaç kul,
Kaan Sâlih.

Bir Cevap Yaz