ZİKİR RİSÂLESİ
MUKADDİME
Hamd, Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O, tektir, şeriki yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed aleyhisselâm O’nun kulu ve Rasûlü’dür.
“Ey îmân edenler! Allâh’tan korkulması gerektiği gibi korkun ve sizler ancak Müslümanlar olarak ölün!” [Âli İmrân: 3/102]
“Ey insânlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allâh’tan ve akrabalık haklarına riâyetsizlikten sakının! Şüphesiz Allâh, sizin üzerinizde gözetleyicidir.” [Nisâ: 4/1]
“Ey îmân edenler! Allâh’tan sakının ve sözün en doğrusunu söyleyin ki Allâh, amellerinizi ıslâh etsin ve günâhlarınızı bağışlasın. Kim, Allâh’a ve O’nun Rasûlü’ne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” [Ahzâb: 33/70-71]
Bundan sonra:
Muhakkak ki sözlerin en doğrusu Allâh’ın kelâmı, yolların en hayırlısı ise Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in yoludur. İşlerin en kötüsü sonradan uydurulanlardır. Sonradan uydurulup dîne sokulan her şey bid’ât, her bid’ât dalâlet, her dalâlet ise ateştedir.
• Risâlenin Yazılış Amacı
Kardeşim! Bu risâle; asrımızın getirdiği mânevî buhranlar, dünyevî meşgaleler ve kalbi saran gaflet tozları arasında bunalan Müslüman bir kulun, Rabbine dönüş yolculuğunda bir rehber olması amacıyla kaleme alınmıştır.
İçeriğindeki zikir ve duâlar; zayıf ve mevzû (uydurma) rivâyetlerden arındırılmış, “Kütüb-i Sitte” ve diğer mûteber hadîs kaynaklarından derlenmiştir. Gâyemiz; zikri sâdece dilde dönen kuru bir tekrar olmaktan çıkarıp, mânânın tefekkür edildiği, kalbin titrediği ve amelin ihlâsla bezendiği bir “şuur hâline” dönüştürmektir. Bu sebeble başlangıç aşamasında zikir hassasiyeti kazanabilme adına sadece 10 zikir seçilerek siz kardeşlerimizin istifadesini sunulmuştur.
Yardım ve başarı Allâh’u Teâlâ’dandır.
• Zikrin Mâhiyeti
• Zikir, Müslüman bir kulun; kalbi, dili ve bedeni ile Allâh Azze ve Celle’yi tazîm etmesi, O’nun emir ve yasaklarını hatırda tutması ve gaflet uykusundan uyanış hâlidir. Yani zikir, kalb, dil ve bedenin ittifakıdır Zikir; sâdece dilin kıpırdaması değil; kulun lisânı ile O’nu anması, kalbi ile O’nu tasdîk ve tefekkür etmesi, âzâları (bedeni) ile de O’na itaat ederek tazîmde bulunmasıdır. Bu üç unsur birleştiğinde zikir “tam” olur.
• Zikir; gaflet uykusundan uyanış ve intibâ hâlidir. Dünyâ hayatının aldatıcı süslerine dalıp Rabbini unutan rûhun irkilmesi, şuurunun açılması ve dâimî bir “Murâkabe” (Allâh’ın gözetimi altında olma) bilinciyle yaşamasıdır. Gaflet perdesini yırtan nûrdur.
• Zikir; kalbin hayatı ve rûhun gıdasıdır. Balığın suda hayat bulması gibi, kalbde zikir ile hayat bulur. Selefimizin beyânıyla; zikirden mahrum bir kalb, ceset canlı olsa da mânen “ölü” hükmündedir; kasvet bağlar, kararır ve huzur bulamaz.
• Zikir; emir ve yasaklara riâyetle ubûdiyeti izhardır. Zikir, “Allâh’ı hatırlamak” demektir. Bu hatırlamanın en kâmil hâli; bir haramla karşılaşıldığında Allâh’ı hatırlayıp kaçınmak, bir emir geldiğinde Allâh’ı hatırlayıp itaat etmektir. İtaat etmeyen, dili ile zikretse de “gâfil” sayılır.
• Zikir; Allâh ile ünsiyet kurmak ve yalnızlığı gidermektir. Kul ile Rabbi arasındaki yabancılığı kaldıran, kalbe sekînet (huzur) indiren ve kulu “Ma’rifetullâh” (Allâh’ı tanıma ve sevme) makâmına yükselten, rûhun cilâsı ve ubûdiyetin en yüce tezâhürüdür.
***
ZİKRİN DÎNDEKİ YERİ VE FAZÎLETİ
Zikir, Müslümanın mânevî hayatının kalbi mesâbesindedir. Selef âlimleri ittifakla belirtmişlerdir ki: “Balığın suya olan ihtiyacı ne ise, kalbin zikre olan ihtiyacı da odur. Sudan çıkan balığın hâli nice olur?”
Allâh’u Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’de namaz, oruç veya hac gibi ibâdetleri belirli vakitler ve sayılarla sınırlamışken, zikri herhangi bir sınır olmaksızın “çokça” yapılmasını emretmiştir.
1. Kesîr (Çokça) Zikir Emri
Allâh’u Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurur:
“Ey îmân edenler! Allâh’ı çokça zikredin.” [Ahzâb: 33/41]
Bu âyetteki “ذِكْرًا كَثِيرًا” ifâdesi, zikrin zaman ve mekânla kayıtlı olmadığını gösterir. Bu da gece ve gündüz, karada ve denizde, yolculukta ve ikâmette, zenginlikte ve fakirlikte, sağlıkta ve hastalıkta, gizli ve açık herhâlde Allâh’ı anmaktır. Münafıklar ise Allâh’ı ancak “pek az” zikrederler [Nisâ: 4/142]. Mü’mini münâfıktan ayıran en bâriz vasıf, zikrin çokluğudur.
2. İbâdetlerin Gâyesi Olarak Zikir
Namaz, îmândan sonra ibâdetlerin en önemlisidir. Ancak namazın dahi nihâî gâyesi zikirdir. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
“Elbette Allâh’ı zikretmek en büyük (ibâdet)tir.” [Ankebût: 29/45]
Bu âyet iki veçhile tefsîr edilmiştir:
• Kulun Allâh’ı zikretmesi, diğer tüm nâfile ibâdetlerden daha büyük ve fazîletlidir.
• Allâh’ın kulu zikretmesi (rahmetiyle anması), kulun Allâh’ı zikretmesinden çok daha büyüktür.
***
3. Gafletin Tehlikesi ve Şeytanın Tasallutu
Zikirden yüz çevirmek, kalbi savunmasız bırakmak demektir.
“Kim Rahmân’ın zikrinden yüz çevirirse (körleşirse), biz ona bir şeytan musallat ederiz; artık o, onun (ayrılmaz) karîni (dostu) olur.” [Zuhruf: 43/36]
Âyette geçen “يَعْشُ” kelimesi, gözdeki bir hastalıktan dolayı görememek, gece körlüğü yaşamak mânâsına gelir. Zikirsiz kalb, mânevî körlük yaşar ve şeytanın oyuncağı hâline gelir. Zikir ise bu kapıyı kapatan en muhkem “Hısn” (kaledir).
***
SÂLİH AMELİN ESASLARI
Bir amelin Allâh katında “sâlih amel” olarak kabul görmesi ve sâhibini “kemâl” mertebesine ulaştırması için iki temel şartın bir arada bulunması zorunludur. Zikirde de bu usûle riâyet şarttır.
1. İhlâs (Tevhîd ve Samimiyet)
Zikrin; riyâ (gösteriş), süm’a (başkalarına duyurma) ve dünyevî menfaat beklentisinden tamâmen arındırılmasıdır.
“Hâlbuki onlara, dîni yalnızca Allâh’a tahsîs ederek, hanîfler olarak O’na kulluk etmeleri emredilmişti.” [Beyyine: 98/5]
2. İttibâ (Sünnete Tâbi Olmak)
Zikrin; lâfız (söz), kemiyet (sayı), vakit ve keyfiyet (yapılış şekli) bakımından tamâmen Sahîh Sünnet’te geldiği gibi îfâ edilmesidir. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:
“Her kim bizim emrimizde (dînimizde/sünnetimizde) olmayan bir amel işlerse, o amel reddedilmiştir.” [Müslim, 1718]
Dînde aslı olmayan, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in ve ashâbının yapmadığı zikirler, toplu zikir halkaları, raks ederek zikretmek, uydurma sayılarla vird edinmek bid’attir ve merduttur (reddedilmiştir).
3. Tedebbür ve Huzûr-u Kalp
Zikrin makbûlü, dil ile kalbin uyum içinde olmasıdır. Dil söylerken kalp başka vâdilerde dolaşmamalıdır. Asıl maksat, zikir esnâsında Allâh’ın azâmetini hissedebilmektir.
***
GÜNLÜK MUTLAK ZİKİRLER
Bu bölümde yer alan zikirler, günün her vaktinde yapılabilecek, vakitle kayıtlanmamış “Mutlak Zikirler” kategorisindedir.
***
Tevhîd ve Mülkiyet Zikri
Bu zikir günde en az 100 defa, günün herhangi bir saatinde çekilir:
«لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ»
“Allâh’tan başka hak ilâh yoktur. O birdir ve tektir, ortağı yoktur.
Mülk O’nundur ve hamd O’na mahsustur. O, her şeye gücü yetendir.”
Delîl:
Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:
“Kim günde yüz defa ‘lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerîke leh…’ derse; (1) Onun için on köle azad etme sevabı vardır. (2) Kendisine yüz hasene (iyilik) yazılır. (3) Yüz günahı silinir. (4) O günün akşamına kadar şeytana karşı bir korunak (hırz) olur.” [Buhârî, Bed’u’l-Halk 11, Deavât 64; Müslim, Zikir 28]
Açıklama:
Bu zikir, İslâm’ın esası olan “kelime-i tevhîd”dir. İçinde dört temel unsuru barındırır:
• Nefiy (Lâ ilâhe): Tüm sahte ilâhları ve tâğutları reddetmek.
• İsbat (İllallâh): İlâhlığı ve ibâdeti sâdece Allâh’a has kılmak.
• Lehu’l Mülk: Rubûbiyet tevhîdinin ikrârıdır (Yaratma ve yönetme O’nundur).
• Lehu’l Hamd: Ulûhiyet tevhîdinin gereğidir (Övgü ve ibâdet O’nadır).
***
Tenzîh ve Tahmîd Zikri
Bu zikir günde en az 100 defa, günün herhangi bir saatinde çekilir:
«سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ»
“Allâh’ı (tüm noksanlıklardan) tenzîh eder ve O’na hamd ederim.”
Delîl:
Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:
“Her kim günde yüz defa ‘Subhânallâhi ve bihamdihî’ derse, günahları deniz köpüğü kadar da olsa bağışlanır.” [Buhârî, Deavât 65; Müslim, Zikir 28]
Açıklama:
Bu zikir, İslâm’ın tenzîh ve tahmîd inancını ortaya koyar. iki unsuru barındırır:
• Subhânallâh: Allâh’ı şânına yakışmayan âcizlik, unutkanlık, eş ve çocuk edinme gibi sıfatlardan uzak tutmaktır (Tenzîh/Celâl).
• Elhamdulillâh: O’nu kemâl sıfatlarıyla övmektir (Tahmîd/Cemâl).
***
Cennet Hazînesi: Havkale
Bu zikir günde en az 100 defa, günün herhangi bir saatinde çekilir:
«لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ»
“Güç ve kuvvet ancak Allâh’ın yardımıyladır.”
Delîl:
Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:
“Ey Abdullâh b. Kays! Sana Cennet hazînelerinden bir hazîneyi göstereyim mi? ‘Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh’ de.” [Buhârî, Deavât 50; Müslim, Zikir 44]
Açıklama:
Bu zikir, tam bir “Teberrî” (güçten uzaklaşma) ve “Teslîmiyet” ifâdesidir. Kul bu zikir ile mânen şöyle der: “Günah işlemekten korunacak gücüm (havl), ibâdet edecek kuvvetim (kuvvet) yoktur; bu hal ancak senin yardımınla mümkündür.” Bu, kader inancının ve tevekkülün zirvesidir.
***
Salavât-ı Şerîfe
Bu zikir günde en az 100 defa, günün herhangi bir saatinde çekilir:
«اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ»
“Allâh’ım! Muhammed aleyhisselâm’a ve onun ehline salât et.”
Delîl:
Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:
“Her kim bana bir defa salât okursa, Allâh’u Teâlâ ona karşılık on defa salât (rahmet) eder.” [Müslim, Salât 70]
***
İstiğfâr ve Tevbe
Bu zikir günde en az 100 defa, günün herhangi bir saatinde çekilir:
«أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ»
“Allâh’tan mağfiret dilerim ve O’na tevbe ederim.”
Delîl:
Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:
“Ey insânlar! Allâh’a tevbe edin. Şüphesiz ben günde yüz defa O’na tevbe ederim.” [Müslim, Zikir 42]
Açıklama:
İstiğfâr geçmiş günahların silinmesi, tevbe ise gelecekte o günaha dönmeme azmidir. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem mâsum olduğu halde bunu yapıyorsa, günahkâr kulların hali nice olmalıdır?
***
SABAH VE AKŞAM ZİKİRLERİ (MUKAYYED ZİKİRLER)
Bu zikirlerin vakti “Mukayyed” yani vakte bağlıdır. Sabah ve akşam vakti olmak üzere iki vakittir:
• Sabah Vakti: Fecr-i Sâdık (İmsak) ile başlar, güneş doğana kadar en fazîletli vaktidir.
• Akşam Vakti: İkindi namazı ile başlar, güneş batana kadar devam eder.
Korunma Duâsı
Sabah ve akşam olmak üzere 3 defa söylenir:
«بِسْمِ اللَّهِ الَّذِي لاَ يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي الأَرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ، وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ»
“İsmiyle beraber yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği
Allâh’ın adıyla (sığınırım). O, hakkıyla işiten ve her şeyi bilendir.”
Delîl:
Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:
“Her kim her sabah ve her akşam üçer defa bu kelimeleri söylerse, ona hiçbir şey zarar veremez.” [Tirmizî, Deavât 13; Ebî Dâvûd, Edeb 101)
***
Rızâ ve Âidiyet Duâsı
Sabah ve akşam olmak üzere 3 defa söylenir:
«رَضِيتُ بِاللَّهِ رَبًّا، وَبِالإِسْلاَمِ دِينًا، وَبِمُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَبِيًّا»
“Rab olarak Allâh’tan, dîn olarak İslâm’dan,
Peygamber olarak Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’den râzı oldum.”
Delîl:
Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:
“Sabahladığında ve akşamladığında kim bu kelimeleri söylerse, Kıyâmet günü onu râzı etmesi Allâh üzerine bir hak olur.” [Ebû Dâvûd, Edeb 101; Tirmizî, Deavât 13]
Açıklama:
Bu duâ, kabirdeki üç temel sorunun (Rabbin kim? Dînin ne? Peygamberin kim?) dünyadaki cevâbıdır.
Tevekkül ve Kifâyet Duâsı
Sabah ve akşam olmak üzere 7 defa söylenir:
«حَسْبِيَ اللَّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ، عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ، وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ»
“Allâh bana yeter. O’ndan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur.
Ben, yalnızca O’na tevekkül ettim. O, yüce Arş’ın Rabbidir.”
Delîl:
Ebû’d-Derdâ radîyallâhu anh’dan mevkûf olarak (sahâbe sözü) rivâyet edilmiştir:
“Kim sabah ve akşam yedi kez bunu söylerse, onu üzen dünyâ ve âhiret işlerine karşı Allâh ona yeter.” [Ebû Dâvûd, Edeb 101]
Seyyidu’l-İstiğfâr (İstiğfârın Efendisi)
Sabah ve akşam olmak üzere 1defa söylenir:
«اَللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ خَلَقْتَنِي وَ أَنَا عَبْدُكَ، وَ أَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَ وَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ، وَأَبُوءُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ.»
“Allâh’ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka ilâh yoktur. Beni sen yarattın ve ben senin kulunum. Gücüm yettiğince sana verdiğim ‘Elest’ sözü üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım.
Üzerimdeki nîmetini îtiraf ediyorum; günahımı da îtiraf ediyorum. Beni bağışla. Şüphesiz günahları ancak sen bağışlarsın.”
Delîl:
Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:
“Bu duâyı gündüz yakîn (kesin inanç) ile söyleyip o gün akşam olmadan ölen kimse cennetliktir. Gece söyleyip sabaha çıkmadan ölen yine cennetliktir.” [Buhârî, Deavât 2]
***
Âyete’l-Kürsî (Koruyucu Âyet)
Sabah ve akşam olmak üzere 1 defa okunur:
«اللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ.»
Delîl:
Ubeyy bin Ka’b radîyallâhu anh’dan rivâyetle; Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem bu âyetin sabah okunduğunda akşama kadar, akşam okunduğunda sabaha kadar şeytandan koruyacağını tasdik
etmiştir. [Nesâî, Amelu’l-Yevm; Sahîhu’t-Terğîb, 655]
***
ZİKİRLERİN LİSTESİ
Mutlak Zikirler:
Günün her saatinde yapılabilecek genel zikirler:
1. Tevhîd Zikri (Günde 100 Defa)
«لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ.»
2. Tenzîh Zikri (Günde 100 Defa)
«سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ.»
3. Havkale (Günde en az 100 Defa)
«لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِِ.»
4. Salavât-ı Şerîfe (Günde en az 100 Defa)
«اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ.»
5. İstiğfâr (Günde en az 100 Defa)
«أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِِ.»
***
Mukayyed Zikirler:
Sabah namazı vaktinden güneş doğana kadar; ikindi namazından güneş batana kadar yapılabilecek zikirler:
6. Korunma Duâsı (3 Defa)
«بِسْمِ اللَّهِ الَّذِي لاَ يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي الأَرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ، وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ.»
7. Rızâ Duâsı (3 Defa)
«رَضِيتُ بِاللَّهِ رَبًّا، وَبِالإِسْلاَمِ دِينًا، وَبِمُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَبِيًّا
8. Tevekkül Duâsı (7 Defa)
«حَسْبِيَ اللَّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ، عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ، وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ.»
9. Seyyidu’l-İstiğfâr (1 Defa)
«اَللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ خَلَقْتَنِي وَ أَنَا عَبْدُكَ، وَ أَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَ وَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ، وَأَبُوءُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ.»
10. Âyete’l-Kürsî (1 Defa)
«اللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ.»
***
HÂTİME
Bu risâlede zikredilen zikirler, kulun Rabbine olan ahdini yenilemesi için birer vesîledir. Unutulmamalıdır ki; zikrin en büyüğü, Allâh’ın hudûdunu korumak, haramdan kaçmak ve farzlara sarılmaktır.
Dil zikrederken, el harama uzanıyorsa o zikrin tesiri zayıf kalır hatta hiç denecek kadar olmaz. Gerçek zikir; gafleti kovmak, Sünnet-i Seniyye’ye sımsıkı sarılmak ve bid’atlerden şiddetle kaçınmaktır.
Hamd âlemlerin rabbi olan Allâh’a mahsustur. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.
Rabbinin rahmetine muhtaç kul,
Kaan Sâlih.


