«
  1. Anasayfa
  2. Akide
  3. Allâh İsmi | El-Esmâul Hüsnâ (2)

Allâh İsmi | El-Esmâul Hüsnâ (2)

makaleler7

ALLÂH İSMİ

Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle… Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem O’nun kulu ve Rasûlüdür… Bundan sonra:

اللَّهُ Allâh 

“Varlığı zorunlu olan, tüm güzel isimleri ve kemal sıfatları kendisinde toplayan,
bütün âlemleri yaratan, kendisinden başka hak ilâh olmayan.”

Allâh ismi, varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere lâyık bulunan, her türlü eksiklik ve noksanlıklardan uzak, bütün kemâl sıfatları kendinde toplayan, eşi ve benzeri bu­lunmayan, ibâdete layık olan tek zatın en büyük ve en kapsamlı ismidir. Tüm ilâhî sıfatları kendisinde cem eden zâta âit olan özel bir isimdir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, şöyle buyurmakladır:

“Allâh, kendisinden başka ilâh olmayandır.” [Bakara: 2/255]

“Allâh, göklerin ve yerin ve de bu ikisi arasındakilerin Rabbi’dir. O halde O’na ibâdet et ve O’na ibâdette sabırlı ol. O’nun bir adaşı (benzeri) olduğunu biliyor musun? (Asla benzeri yoktur).” [Meryem: 19/65]

 “el-Esmâu’l-Husnâ” olarak bilinen bütün isim ve sıfatlar bu isme dayandırılır ve tüm isim ve sıfatların mânâlarını içine alır. Onun bu ismi, bütün isimlerinden önce gelir. Diğer isimleri O’na izâfe edilir. Allâh isminden sonra isimler Allâh ismi için sıfat olup bu isme bağlıdır. Diğer isimler Allâh’ın ismi diye vasıflanır. Bu nedenle “Rahmân, Rahîm, Azîz, Gaffâr, Kahhâr Allâh’u Teâlâ’nın isimlerindendir” deriz, fakat “Allâh, Rahmân’ın isimlerindendir” demeyiz. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, şöyle buyurmakladır:

“En güzel isimler Allâh’ındır. O halde O’na o güzel isimleriyle duâ edin.” [Arâf: 7/180]

Allâh Azze ve Celle’ye âit diğer isimler, yalnız kendi mânâlarına delâlet ederler. Bu bakımdan Allâh isminin yerini hiçbir isim tutamaz. Bu ismin çoğulu olmadığı gibi Allâh’tan başkasına ne hakîkaten ve ne de mecâzen verilemez; diğer dillere tercüme edilemez. Mekkeli müşrikler dahi, senenin günleri sayısınca Kâbe’nin etrafını -üç yüz altmış- putla doldurarak her birine ayrı ayrı isim verdikleri halde hiçbir puta Allâh ismini vermemişlerdir.

Öyleyse kul, kendisini yaratan ve rızıklandıran Allâh’u Teâlâ’yı birlemeli ve tüm kalbi ile O’na bağlanmalıdır. O’ndan başkasına iltifat et­memeli, derdini O’ndan başkasına yana yakıla açmamalı ve hiçbir şey istememelidir. Zîrâ kul, bu isim ile Allâh’tan başka hak ilâhın bulunmadığını, O’ndan başka her şeyin fâni olduğunu, tek güç ve kudret sâhibinin Allâh olduğunu ve O dilemedikçe yaprağın dahi kıpırdamayacağını öğrenir.

Hamd âlemlerin rabbi olan Allâh’a mahsustur. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashâbının üzerine olsun.

Rabbinin rahmetine muhtaç kul,
Kaan Sâlih.

 

Bir Cevap Yaz