«
  1. Anasayfa
  2. Arapça
  3. Sarf İlmine Giriş | Sarf İlminin Öncül Bilgileri

Sarf İlmine Giriş | Sarf İlminin Öncül Bilgileri

makaleler5

المدخل إلى علم الصرف

SARF İLMİNE GİRİŞ 

Rahmân ve Rahîm olan Allâh”ın ismiyle…

Hamd, Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O, tektir, şeriki yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed aleyhisselâm O’nun kulu ve Rasûlü’dür. Bundan sonra:

***

Giriş

Arap dili gramerinin temelini oluşturan ilimlerden biri olan sarf ilmi, nahiv ilmiyle birlikte Arap dilinin iki büyük ana direğini teşkil eder. Nahiv, kelimelerin cümle içindeki durumlarını incelerken, Sarf ilmi ise kelimenin bizzat kendi yapısını ve kökünden türetiliş şekillerini konu edinir. Âlimler nezdinde sarf, ilimlerin anası olarak kabul edilmiştir; zîrâ bir kelimenin i’râbı ve cümledeki konumu, o kelimenin doğru bir şekilde inşâ edilmesine bağlıdır. Bu makalemizde, sarf ilminin tanımından faydalarına, tarihsel kökenlerinden kurucularına dek uzanan temel meselelerini, klasik nahiv ulemâsının usûlü üzere, soru-cevâb formatında ele aldık. Allâh’u Teâlâ’dan duâmız bu çalışmamızı bize ve ilim talebelerine faydalı kılmasıdır.  

***

Soru 1: Sarf ilminin tanımı nedir?

Sarf ilmi, Arap dilinde kelimelerin yapısını, kökünden nasıl türediğini ve aldığı ekler veya içindeki değişimlerle farklı manalar kazanmasını inceleyen bir ilim dalıdır. Klasik olarak, tasrîf (kelime türetme ve çekimleme) fiilini inceleyen ilim olarak tanımlanır. Bu ilim, bir kelimenin asıl yapısından farklı kalıplara nasıl geçtiğini ve bu dönüşümlerin anlama nasıl etki ettiğini araştırır. “Bir kelimenin asıl yapısından, farklı anlamlar elde etmek için belirli kalıplara dönüşmesini sağlayan kurallar bütünüdür” şeklinde ifade edilebilir. Klasik tanımı şöyledir:

  .الصَّرْفُ هُوَ عِلْمٌ يَدْرُسُ صِيَغَ الْكَلِمَةِ الْمُخْتَلِفَةَ مِنْ حُرُوفِ جَذْرِهَا وَمَعَانِيَهَا وَأَسْمَاءَ وَأَفْعَالَهَا وَمَوَاضِعَ اسْتِخْدَامِهَا

“Sarf, kelimenin kök harflerinden türetilen farklı şekilleri ve bu şekillerin anlamlarını ve kullanım yerlerini inceleyen ilimdir.”

Bu yönüyle Sarf, kelimenin kendi bünyesiyle ilgilenirken, Nahiv ise kelimenin cümle içindeki konumuyla ilgilenir. Bu ikisi arasındaki farkı anlamak için şu meşhur örnek verilebilir: “كِتَابٌ Kitâbun” kelimesi “كتب yazdı” kökünden türemiştir. Bu türetme işlemi sarf ilminin konusudur. “فاعِلٌ Fâilun” ve “مَفْعُولٌ mef’ûlun” gibi fiil çekimleri ve isim türevleri sarf ilmiyle bilinir.

***

Soru 2: Sarf ilminin konusu nedir?

Sarf ilminin konusu, Arap dilindeki fiil ve mutasarrıf (türetilebilir) isimdir isimdir. Arapça’da kelimeler üç ana kategoriye ayrılır: İsim, fiil ve harf. Sarf ilmi, yapısal olarak değişim gösterebilen kelimelerle ilgilenir. Bu nedenle, fiillerin zaman ve şahıs çekimleri, isimlerin tekil, ikil ve çoğul halleri ile küçültme (tasgîr), nisbet ve benzeri türetme biçimleri sarf ilminin kapsamına girer.

Sâbit bir yapıya sâhib olan ve türetilemeyen mebnî (sâbit) isimler ile harfler ise sarf ilminin konusu dışındadır. Örneğin, “مِنْ min” harfi hiçbir zaman başka bir kalıba girmez; bu nedenle sarf ilmi bu tür kelimelerle ilgilenmez. Bu durum, sarf ilminin temel odak noktasının kelimenin iç yapısındaki dinamik değişimler olduğunu gösterir.

***

Soru 3: Sarf ilminin kaynağı nedir?

Sarf ilminin temel kaynağı, Arap dilinin en güvenilir ve en fasih kaynaklarıdır. Bu kaynaklar üç ana başlık altında toplanabilir:

• Kur’ân-ı Kerîm: Sarf ilminin en temel ve tartışılmaz kaynağıdır. Kur’an-ı Kerim’in her bir kelimesinin sarfî yapısı, dilin mükemmelliğini ve zenginliğini yansıtan en üstün delil teşkil eder.

• Sünnet-i Nebeviyye: Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in hadîsleri ve sözleri, Arap dilinin bozulmamış halini yansıtan ikinci en önemli kaynaktır.

• Fasih Arap Şiiri ve Konuşmaları: Câhiliye ve erken İslâm dönemlerinde yaşamış fasih Arapların konuşmaları ve şiirleri, dilin aslî kullanımlarını koruduğu için Sarf ilminin kaynakları arasında yer alır. Sarf uleması, bu kaynaklardan tümevarım yoluyla kurallar çıkarmış ve sistemleştirmiştir.

***

Soru 4: Sarf ilminin gâyesi nedir?

Sarf ilminin temel gayesi, kelime yapısındaki hatâlardan (lafzî hatâ) korunmaktır. Zîrâ bir kelimenin yapısındaki yanlışlık, o kelimenin anlamını kökten değiştirebilir. Sarf ilmi sayesinde, bir fiilin aktif (fâil) mi yoksa edilgen (mef’ûl) mi olduğunu, bir ismin tekil mi yoksa çoğul mu olduğunu kolayca anlayabiliriz. Özellikle Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet gibi dînî metinlerin doğru anlaşılması, kelimelerin sarf kurallarına uygun bir şekilde telaffuz edilmesini ve mânâlarının doğru tespitini gerektirir.

***

Soru 5: Sarf ilminin faydaları nelerdir?

Sarf ilminin en önemli faydaları şunlardır:

• Lafzî hatâlardan korunmak: Sarf ilmi, kelimelerin telaffuzunda ve yapısında meydana gelen hatâları önleyerek dili bozulmadan korur.

• Anlamın derinliğini kavramak: Kelimelerin kökünden türeyen farklı kalıpların, anlam üzerinde nasıl ince farklar yarattığını göstererek dilin derinliğini anlamayı sağlar.

• Nahiv ilmi için ön şart olmak: Sarf ilmi, nahvin öncülüdür. Zîrâ bir kelimenin cümledeki konumunu doğru bir şekilde belirlemek (nahiv), ancak kelimenin kendisinin doğru bir şekilde inşâ edilmesiyle (sarf) mümkündür.

• İslâmî ilimleri anlamak: Sarf ilmi, fıkıh, hadîs ve özellikle tefsîr gibi diğer İslâmî ilimleri öğrenmek için bir temel teşkil eder. Örneğin, Kur’ân’daki bir kelimenin farklı bir kalıba girmesinin ne anlama geldiğini sarf ilmi olmadan anlamak mümkün değildir.

• Arap dili ve edebiyatına vakıf olmak: Sarf ilmi, Arapça’nın zengin edebî ve şiirsel yapısını takdir etmeyi ve anlamayı kolaylaştırır.

***

Soru 6: Sarf ilminin fazileti nedir?

Sarf ilmi, Arapça’da bir kelimenin temeli olduğu için büyük bir fazilete sahiptir. İlim ehli arasında “Sarf ilmi, ilimlerin anasıdır” ve “Sarf ilmiyle uğraşan, ilmin bütününe ulaşır” gibi sözler yaygındır. Bu ilim, bir binânın temelini atmak gibidir; temel sağlam olursa, üzerine inşâ edilecek yapı da sağlam olur. Nahiv ilmi bu binânın duvarları ve çatısıysa, sarf ilmi bu binanın temelidir. Bu yönüyle, Kur’ân ve Sünnet’in anlaşılmasına hizmet eden bir ilim olması, sarfa üstün bir mevki kazandırmıştır.

***

Soru 7: Sarf ilminin hükmü nedir?

Sarf ilmini öğrenmenin hükmü, farz-ı kifâyedir. Bu, Müslüman toplumda bir grup insânın bu ilme vakıf olması gerektiği anlamına gelir. Ancak, Kur’an-ı Kerim ve Sünnet’i doğru bir şekilde anlamak isteyen her Müslüman için temel sarf bilgisi farz-ı ayn hükmündedir. Özellikle İslâmî ilimlerle meşgul olan her bireyin Sarf ilmine vâkıf olması zaruridir.

***

Soru 8: Sarf ilminin doğuşu nasıl olmuştur?

Sarf ilminin doğuşu, İslâm’ın ilk asırlarındaki fetih hareketleriyle yakından ilişkilidir. Arap olmayan milletlerin İslâm’a girmesiyle birlikte, Arapça’da lahn (dil yanlışlığı) yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu durum, Kur’ân’ın doğru okunması ve Sünnet’in doğru anlaşılması endişesini artırmıştır. Bu endişeler, Arap dilinin kurallarını sistemli bir şekilde belirleme ihtiyacını doğurmuştur. İlk olarak kelimelerin cümle içindeki durumlarını inceleyen nahiv ilmi gelişmeye başlamış, hemen ardından da kelimelerin bizzat kendi yapılarını ve türevlerini inceleyen sarf ilmi müstakil bir ilim olarak ortaya çıkmıştır.

***

Soru 9: Sarf ilminin kurucusu kimdir?

Sarf ilminin müstakil bir ilim dalı olarak ilk kez tedvin edilmesi konusunda farklı görüşler bulunsa da Mu’az b. Müslim el-Herrâ (ö. 187/803) bu alandaki ilk müelliflerden biri olarak kabul edilir. Onun, bu ilmin kaidelerini derleyerek ayrı bir disiplin haline getirmesi, Sarf ilminin kurucusu olarak anılmasına vesile olmuştur. Ancak, nahiv ilminin kurucusu olan Ebu’l-Esved ed-Duelî ve Halil b. Ahmed el-Ferâhîdî gibi alimler de kendi çalışmalarında sarf ilmine dâir pek çok kâideyi ele almışlardır. Bu nedenle sarf, nahvin içinde doğmuş, ancak zamanla bağımsızlığını kazanmıştır.

***

Sonuç

Sarf ilmi, Arap dili gramerinin temeli, İslâmî ilimlerin ise vazgeçilmez bir ön şartıdır. Kelimelerin kökünden türeyen farklı kalıpların incelenmesi, bize sadece dilin matematiksel yapısını öğretmekle kalmaz, aynı zamanda bu yapının nasıl zengin anlam katmanları oluşturduğunu da gösterir. Şüphesiz ki Kur’an-ı Kerim ve Sünnet’in en doğru bir şekilde anlaşılması, nahiv ve sarf ilimlerine vâkıf olmaya bağlıdır. Bu iki ilmin, dili hatalardan koruma ve dinî metinlerin mana bütünlüğünü muhafaza etme gayesiyle tesis edilmiş olması, onlara sadece dünyevî değil, uhrevî bir fazilet de kazandırmıştır.

***

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allâh’a mahsustur. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashâbının üzerine olsun.

Rabbinin rahmetine muhtaç kul,
Kaan Sâlih.

Bir Cevap Yaz