«
  1. Anasayfa
  2. Arapça
  3. İbn Âcurrûm

İbn Âcurrûm

makaleler10

أبو عبد الله محمد بن محمد بن داود السنهاجي

Ebû Abdillâh Muhammed b. Muhammed b. Dâvûd es-Sanhâcî 

(672/1273-74 – 723/1323)

Rahmân ve Rahîm olan Allâh”ın ismiyle…

Hamd, Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O, tektir, şeriki yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed aleyhisselâm O’nun kulu ve Rasûlü’dür. Bundan sonra:

Ebü’l-Mekârim Muhammed b. Muhammed b. Dâvûd es-Sanhâcî, dedesinin lakabıyla meşhur olan İbn Âcurrûm, Arap nahiv ilmini yeni başlayanlar için erişilebilir kılan, Endülüs-Mağrip ekolünün önde gelen âlimlerinden biridir. Onun nahiv ve Kur’ân kıraatlerine olan derin hâkimiyeti, eserlerinin asırlarca ders kitâbı olarak okutulmasını sağlamıştır.

***

Hayatı

İbn Âcurrûm, 672 (1273-74) yılında Fas’ta dünyâya geldi. İlk eğitimini burada aldıktan sonra, ilim yolculuklarına çıkmıştır. En önemli yolculuğu, Hac farizasını yerine getirmek için çıktığı seyahat sırasında uğradığı Kâhire’de geçirdiği dönemdir. Bu dönemde, devrinin en büyük dil âlimlerinden Ebû Hayyân el-Endelüsî’nin derslerine katılarak nahiv bilgisini derinleştirme imkânı bulmuştur. Vatanı Fas’a döndükten sonra da Karaviyyîn Câmii’nde dersler vermeye devam etmiş, ilim ve öğretim faaliyetlerini hayatının sonuna kadar sürdürmüştür. Hicri 723 (1323) yılında Fas’ta vefât etmiştir.

***

Soy ve Nisbe

İbn Âcurrûm’un tâm adı, Muhammed b. Muhammed b. Dâvûd es-Sanhâcî’dir. “es-Sanhâcî” nisbesi, onun Kuzey Afrika’nın en büyük Berberi kabilelerinden biri olan Sanhâce kabilesine mensup olduğunu gösterir. “İbn Âcurrûm” lakabı ise, “fakir derviş” veya “mübârek bir kişi” anlamına gelen bir Berberce isim olan dedesinin lakabından gelmektedir.

***

Hocaları

İbn Âcurrûm’un ilmi kişiliğini şekillendiren en önemli hocası, şüphesiz ki Ebû Hayyân el-Endelüsî’dir. Ebû Hayyân, nahiv ilminde Doğu (Basra ve Kûfe) ve Batı (Endülüs) ekollerini birleştiren ve bu ilimlerde derinlemesine bilgiye sâhib olan bir âlimdir. İbn Âcurrûm, ondan aldığı eğitim sayesinde Arap gramerinin karmaşık meselelerini en basit şekilde anlama ve öğretme yeteneği kazanmıştır. Bu, onun daha sonra yazacağı eserlerin eğitimsel başarısının temelini oluşturmuştur.

***

Talebeleri

İbn Âcurrûm’un birebir öğrencileri hakkında yeterli bilgi olmamakla birlikte, onun ilmi mirası asırlarca süren bir zincir aracılığıyla günümüze kadar gelmiştir. Onun “el-Mukaddimetü’l-Âcurrûmiyye” adlı eseri, sayısız talebe yetiştirmiş ve bu yönüyle İslâm dünyâsında en çok okutulan nahiv kitâblarından biri olmuştur. Eseri okuyup şerh eden her âlim, dolaylı yoldan onun talebesi sayılmıştır.

***

İlmi Şahsiyeti

İbn Âcurrûm, nahiv ilmine yaklaşımıyla benzersiz bir şahsiyet sergiler. Onun dehâsı, nahiv ilmini karmaşık ve soyut teorilerden arındırarak, basit ve akılda kalıcı kurallar bütününe dönüştürmesinde yatar. Kendisi, Basra ve Kûfe ekollerinin farklı görüşlerini derinlemesine bilmekle birlikte, hiçbir ekole sıkı sıkıya bağlı kalmamıştır. Onun amacı, en doğru ve en anlaşılır bilgiyi aktarmaktır. Bu yaklaşımı, onu nahiv ulemâsı arasında hem derin bilgiye sâhib hem de eğitimsel yeteneği yüksek bir âlim olarak farklı bir konuma yerleştirmiştir.

***

Eserleri

İbn Âcurrûm’u tüm İslâm dünyâsında meşhûr kılan tek eseri, Nahiv ilmine giriş niteliğindeki el-Mukaddimetü’l-Âcurrûmiyye’dir. Bu eser, sadece birkaç sayfadan oluşmasına rağmen, Arapça gramerinin tüm temel konularını özlü bir şekilde ele almaktadır. Kitâb; kelimenin kısımları, i’râb çeşitleri ve temel cümle yapıları gibi konuları yalın bir dille ve ezberlemeye uygun bir yapıda sunar. Bu eserin bu kadar kısa ve öz olması, medrese usûlü ezber eğitimine son derece uygun olmasını sağlamıştır.

***

Tesiri

İbn Âcurrûm’un nahiv ilmi üzerindeki etkisi, eserinin basitliğine ve geniş kitlelere ulaşabilmesine borçludur. el-Mukaddimetü’l-Âcurrûmiyye, yazıldığı dönemden itibaren Batı İslâm dünyasından Osmanlı coğrafyasına kadar yayılmış ve nahiv öğreniminin ilk basamağı haline gelmiştir. Eser üzerine yazılan yüzlerce şerh, haşiye ve nazm (manzum metin), onun nahiv ilmi üzerindeki derin etkisinin kanıtıdır. Hatta bazı şârihler, eserin her bir kelimesini bile ayrıntılı olarak açıklamışlardır. Günümüzde dahi, Arapça öğrenimi verilen medreselerde, İslâmî ilimler fakültelerinde ve dil kurslarında bu eser, başlangıç seviyesinde en çok okutulan kitâbtır.

***

Sonuç

İbn Âcurrûm, nahiv ilmini sadece bir avuç uzmanın tekelinden çıkarıp, onu tâlim ve teallüm için herkesin erişebileceği bir ilim haline getirmiştir. O, karmaşıklığı sadeleştiren bir dahi olarak tarihe geçmiştir. el-Mukaddimetü’l-Âcurrûmiyye adlı küçük eseriyle, Arap diline ve İslâmî ilimlere büyük bir hizmet sunmuş, böylece adını ilim tarihinde altın harflerle yazdırmıştır. Onun mirâsı, asırlar sonra bile Arap dilinin kapılarını aralamak isteyenlere yol göstermeye devam etmektedir.

***

Hamd âlemlerin rabbi olan Allâh’a mahsustur. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.

Rabbinin rahmetine muhtaç kul,
Kaan Sâlih.

Bir Cevap Yaz

Bir Cevap Yaz