«
  1. Anasayfa
  2. Kitaplar
  3. Ehl-i Sünnet’e Göre Kelime-i Tevhîd

Ehl-i Sünnet’e Göre Kelime-i Tevhîd

kelime-i tevhid

 

İLK BASKININ MUKADDİMESİ

Hamd, Allâh’a mahsûstur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed aleyhisselâm O’nun kulu ve Rasûlü’dür.

“Ey îmân edenler! Allâh’tan korkulması gerektiği gibi korkun ve sizler ancak Müslümanlar olarak ölün!” [Âli İmrân: 3/102]

“Ey insânlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allâh’tan ve akrabalık haklarına riâyetsizlikten sakının! Şüphesiz Allâh sizin üzerinizde gözetleyicidir.” [Nisâ: 4/1]

“Ey îmân edenler! Allâh’tan sakının ve sözün en doğrusunu söyleyin ki Allâh, amellerinizi ıslah etsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allâh’a ve Rasûlü’ne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” [Ahzâb: 33/70-71]

Bundan sonra:

Muhakkak ki sözlerin en doğrusu Allâh’ın kelâmı, yolların en hayırlısı ise Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in yoludur. İşlerin en kötüsü sonradan uydurulanlardır. Sonradan uydurulup dîne sokulan her şey bid’at, her bid’at dalâlet, her dalâlet ise ateştedir.

Kelime-i tevhîd, Rabbimiz Allâh Azze ve Celle’nin tek hak ilâh olduğunun ilânıdır. O’ndan başka gerçek bir ilâhın bulunmadığını, O’nun dışındaki tüm ilâhların sahte ve bâtıl olduğunu ifâde eden mübârek bir kelimedir. Hakkın habercisi ve bâtılın kahredicisi olarak şirkin cellâdıdır. Tâğûtların saltanatlarını yerle bir ederek küfrü, zulmü ve fıskı müebbete mahkûm eden bir kelimedir. Tüm nebîlerin dâvetlerinin başı ve sonudur. Kavimlerini dâvet ettikleri ilk esastır. Cihâd sancaklarının kendisi için açıldığı hakîkattir. Yaratılışın gâyesi, emîr ve yasakların, sevâb ve cezânın kaynağı, mahlûkatın kendisi için var edildiği, sorgu ve yargılamanın kendisi hakkında yapıldığı kelimedir.

Kelime-i tevhîd, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın tüm kulları üzerindeki hakkıdır. İslâm Dîni’nin temeli, ona girişin kapısı, selâmet yurdu Cennetin anahtarıdır. Güvenilir bir kulp, Allâh’ın sağlam ipi ve muvahhîdlerin nişânesidir. İhlâs, takvâ ve ihsân kelimesidir. İnsânların mü’min ve kâfir olarak isimlendirilmesine, Cennetlik ve Cehennemlik olarak ayrılmasına sebeb olan kelimedir.

Kelime-i tevhîd olan Lâ İlâhe İllallâh’ın önemi hakkında İmâm İbn Ebî’l-İzz rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Bil ki! Tevhîd, rasûllerin dâvet ettikleri ilk husûstur. Yoldaki aşamaların ilki ve Allâh’a doğru yol alanın gerçekleştirmesi gereken ilk makamdır…

İşte bundan dolayı mükellefe farz olan ilk şeyin ne olduğu konusunda doğru olan, onun Lâ İlâhe İllallâh’a/Allâh’tan başka hak ilâh olmadığına şehâdet etmesidir… Buna göre ilk olarak İslâm’a tevhîd ile girilir ve dünyâdan da son olarak onunla çıkılır. O halde tevhîd, hem ilk farzdır, hem de son farzdır.”[1]

Lâ İlâhe İllallâh’ın fazileti ve faydaları hakkında ise İmâm İbn Receb rahîmehullâh, şöyle demiştir:

Lâ İlâhe İllallâh, Cennetin karşılığıdır. Kim bu kelimeyi söylerken ölürse Cennete girer. Bu kelime ateşten kurtuluştur ve en güzel hasenedir. Günah sayfalarını silerek kalbdeki îmânı yeniler, varlığını ortaya çıkarır. Bu, söyleyeni Allâh Azze ve Celle’nin doğruladığı ve nebîlerin söylediği faziletli bir söz, en güzel ve en faziletli zikirdir. Amellerin en faziletlisi ve sevâbı en çok olanıdır.

Bu kelime köle âzât etmeye eşdeğer bir sevâb kazandırır. Şeytândan Allâh’u Teâlâ’ya sığınmadır. Haşr’ın korkusundan ve kabrin vahşetinden güvenli olmaktır. Kabirlerinden kalktıklarında mü’minlerin bir şiârıdır. O’nu söyleyene Cennetin sekiz kapısı açılır ve hangisinden dilerse oradan girer. O’nun hakkını vermediklerinden dolayı ateşe giren günahkâr mü’minler, günahları nispetinde yandıktan sonra ateşten çıkarılırlar.”[2]

Bu sebeble, kelime-i tevhîdin -sahîh bir şekilde- gereklerinin yerine getirilmesi ve sonrasında da korunması tüm kullar üzerine farzdır. Bu farzın hakkıyla ifâ edilebilmesi için bu kelimenin mânâsının, rükünlerinin, şartlarının ve onu bozan amellerin bilinmesi, tüm mükellefler için en büyük gâye ve en yüce emîrdir.  

İşte bu büyük emrin yerine getirilmesine küçükte olsa bir katkı sağlamak için bu kitâbı kaleme aldık. Kitâbta kelime-i tevhîde dâir her Müslümanın bilmesi gerekli olan şeylerin en önemlilerini özetleyerek bunların anlaşılmasını kolaylaştırmaya çalıştık. Ayrıca bu meselelerin dayandığı âyet ve hadîslerden bazılarını ve de bunlara dâir Ehl-i Sünnet âlimlerinin açıklamalarından seçtiklerimizi naklettik ki, söylenen sözlerin delîlleri belli olsun.

Kur’ân’dan ilgili âyeti, Sünnet’ten mesele hakkındaki  hadîsi ve bu naslara dâir Ehl-i Sünnet âlimlerinden gerekli nakilleri zikretmek, bizim ilmi çalışmalarımızdaki usûlümüzdür. Zîrâ delîl, Kur’ân ve Sünnet’tir. Kur’ân ve Sünnet’in tefsîri ve şerhi ise bunlara dâir sâlih selefimizden gelen nakillerdir. Kur’ân ve Sünnet’i, kendi görüş ve düşüncelerimize göre yorumlamak, bizim yaptığımız ve yapacağımız bir şey asla değildir. Zamanımız ilim talebeleri ve şeyhleri için de helâl olan bir şey değildir. Kaldı ki hakkında konuşulan mesele, akîdeye dâir ise ya da Lâ İlâhe İllallâh kelime-i tevhîdine taalluk ediyorsa, işte buradaki  necât yolu, Kur’ân ve Sünnet naslarıdır ve bu nasların fehminde sâlih selefin açıklamalarıdır. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: 

“Helâk olacak kişi apaçık bir delîlden sonra helâk olsun, diri kalacak kişi apaçık bir delîlden sonra hayatta kalsın. Şüphesiz Allâh, gerçekten işitendir, bilendir.” [Enfâl: 8/42]   

Tüm bunlarla birlikte konu kelime-i tevhîd olunca takdir olunacağı üzere bu naçiz kitâb birçok yönden eksik kalacaktır. Ancak hedefim kelime-i tevhîdi tüm yönleriyle ve kapsamına giren bütün meseleleriyle beyân etmek değil, onlardan en önemlilerini seçerek kısaca açıklamak olduğundan elinizdeki kitâb buna göre değerlendirilmelidir.

Şu da unutulmamalıdır ki, Allâh’ın Kitâbı haricindeki her kitâb eksik ve hatâlıdır. “Ehl-i Sünnet’e Göre Kelime-i Tevhîd” adlı bu kitâbtaki doğrular İslâm’ın doğrularıdır. Eksikler ve hatâlar benden ve şeytândandır. Tevbe edilmesi gerekli tüm fiillerimden her halükârda tevbe ediyor ve Rabbim’den âcizane olarak ortaya koyduğum gayretten ötürü beni ve ehlimi bağışlamasını niyâz ediyorum.

Rabbinin rahmetini ümit eden âciz kul,

Kaan Sâlih.

Muharem, 1442h.

YENİ BASKININ MUKADDİMESİ

Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya yarattığı zerrelerin adetince hamd olsun. O’dur yaratan ve rızıklandıran, yardım eden ve başarılı kılan. O’dur izzetin ve kibriyânın, kudretin ve egemenliğin sâhibi olan. O’na hamd eder, O’na sığınır, O’ndan yardım ve başarı, mağfiret ve Cennet dileriz. Salât ve selâm ise O’nun pak Nebîsi, nebîlerin ve rasûllerin seyyidi Muhammed Mustafa’ya, onun âline, ashâbına ve yolundan kıyâmete kadar gidecek olanlara olsun. Ümmetin muvahhid evlatlarına, isimsiz mezarlar altında kıyâmet sabahını bekleyen yiğitlere, zindanları medrese yaparak duruşlarını bozmayan erliğin yüz akı kardeşlerime, davânın çilesini ilmek-ilmek ören baş tâcı annelere ve özlemlerini kalblerinde vakarla yaşayarak âhiret sermayesi kılan eşlere, devralacakları sancağı beklerken izzet içinde büyüyen gençlere olsun. 

Rabbimiz Allâh’u Teâlâ’ya şükrünü edâ etmekten âciz kaldığım birçok nimetinin ve bağışının yanında, beni bir damla da olsa ümmete hizmet etmeye muvaffak kılması sebebiyle, dünyâ hayatında yaşanabilecek sevinçlerin en büyüğünü yaşamaktayım. İlk baskısını 2020 yılında yapmış olduğumuz “Ehl-i Sünnet’e Göre Kelime-i Tevhîd” isimli bu kitâbımız, el-Kerîm olan Rabbimizin ikrâmı ile Müslümanlar arasında kabûl görmüş, ders kitâbı olarak okunmakta ve de okutulmaktadır. Hamd edilmeye lâyık olan O’ndan başkası değildir. Yardım ve başarı da ancak O’nun fazlındandır.

Zamanımız açısından tevhîd ve tevhîde dâir meselelerin dillendirilmesi, bunlar hakkında ilmi derslerin yapılması, kitâb olarak ümmetin istifâdesine sunulması hiç olmadığı kadar önem kazanmıştır. Asrımız, her türlü inançsızlığın ve sapıklığın, isyanın ve tuğyânın zirve yaptığı bir asırdır. Bu asırda tevhîd üzere kalabilmek için tevhîde dâir sesli ve yazılı çalışmalar, Müslüman olmak ve Müslüman olarak Allâh’a kavuşmak isteyenler için hava ve su kadar kıymetlidir. Ancak bu alanda ders yapanlar ve yazı yazanlar, maalesef gerçekten azdır. Zîrâ bu, büyük bir mücâhededir ve ancak ilim sâhiblerinin hakkıyla güç yetirebileceği bir cihâddır. Allâh’u Subhânehu ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:

“Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle dâvet et. Onlarla en güzel şekilde mücâdele et. Şüphesiz ki senin Rabbin, kendi yolundan sapanları iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.” [Nahl: 125]

Rabbimiz, Lâ İlâhe İllallâhın mânâsının doğru olarak  anlaşılması ve bu mânâ üzere yaşanması uğrunda çalışanların sayılarını, ümmete hayırlı olacak şekilde kat ve kat arttırsın. İlim ve dâvet öncülüğünde kelime-i tevhîd sancağını dünyânın dört bir köşesinde bizim ellerimizde dalgalandırsın. Şeytânın ve yoldaşlarının aşıladığı her türlü inançsızlık akımını etkisiz kılmayı ve açtıkları bâtıl yolları kapatmayı bizlere nasip etsin. Nesillerimizi tevhîd üzere yetiştirmeyi ve tevhîd üzere kendisine kavuşabilmeyi bizlere ihsân etsin… Allâhumme âmin.

Kitâbımızın ikinci baskısı olacak bu basımını, yeni bir dizgi ve mizanpaj ile yapıyoruz. Bununla okuyucu için kolaylığı, dizgi ve mizanpajdaki kaliteyi arttırmayı hedefliyoruz. Bu nedenle ve kitâbımıza gereğine binâen yer-yer yaptığımız bazı ilâveler sebebiyle, içerik olarak bu baskımız ile ilk baskımızın sayfa numaraları birbirini tutmayacaktır. Bu noktada mazur görülmeyi istiyoruz. Takdir edersiniz ki yenilenmeye ve gözden geçirilmeye ihtiyacı olmayan tek kitâb, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın kitâbıdır. O, eskimeyen yenidir. Bize düşen, gücümüz nispetinde yapabileceğimizin en iyisini yapmaktan ibârettir.

Allâh Subhânehu ve Teâlâ’dan yeni baskının da kabûle mazhar olmasını, bunu kendisi için ihlâsla yapılmış bir amel kılmasını, Müslümanlar için yararlı eserler arasına katmasını, benden ve emeği geçen tüm kardeşlerimden kabûl etmesini diliyorum. Şüphesiz O, dilediğini dilediği şekilde yapandır. Allâh’u Teâlâ’nın salât ve selâmı, hidâyet rehberi, müjdeleyici ve aydınlatıcı bir kandil olan Peygamberimize, âline ve ashâbına olsun. Yardım ve başarı, izzet ve şeref Allâh’tandır.

Rabbinin rahmetini ümit eden âciz kul,

Kaan Sâlih.

Ramazan, 1445h.

[1] İbn Ebî’l-İzz, Şerhu’l-Akîdedi’t-Tahâviyye: 1/21.

[2] İbn Receb, Kelimetu’l-İhlâs: 54 vd. (Biraz tasarrufla.)      

 

Kitâb İçin Bakınız:

https://minhacyayinlari.com/urun/ehli-sunnete-gore-kelimei-tevhid/

 

Bir Cevap Yaz