«
  1. Anasayfa
  2. Fıkıh Soruları
  3. Vakit Girmeden Kılınan Namazın Hükmü

Vakit Girmeden Kılınan Namazın Hükmü

sr_cblr2

VAKİT GİRMEDEN KILINAN NAMAZIN HÜKMÜ

Soru: İmsak vakti olmadan ancak imsağa yakın bir vakitte sabah namazını kılmanın hükmü nedir?

Hamd ve hüküm yalnızca Allâh’u Teâlâ’ya mahsûstur. Salât ve selâm Muhammed aleyhisselâm’a, onun âline ve ashâbına olsun.

• Mes’elenin Hükmü:

İmsak vakti (fecr-i sâdık) girmeden, vakit ne kadar yakın olursa olsun kılınan sabah namazı bâtıldır ve farz yerine geçmez. Bu namazın, vakit girdikten sonra (güneş doğmadan önce) “eda” niyetiyle, güneş doğduktan sonra ise “kaza” niyetiyle yeniden kılınması farzdır. Zîrâ namaz için vakit, “vücûb sebebi” (farz olma sebebi) ve “sıhhat şartı”dır (geçerlilik şartıdır).

• Hükmün Delîlleri ve Gerekçeleri:

Allâh’u Teâlâ, namazın belirli vakitlere hasredilmiş bir ibâdet olduğunu açıkça beyân etmiştir. Vakit, namazın rüknü değil, şartıdır; şart yerine gelmeden meşrut (şarta bağlı olan ibâdet) gerçekleşmez.

a) Âyet: Namazın Vakitleri Belirlidir

Allâh’u Teâlâ, namaz amelinin vakitleriyle ilgili olarak şöyle buyurmuştur:

﴿إِنَّ الصَّلَاةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا﴾

“Şüphesiz namaz, mü’minlere belirli vakitlerde farz kılınmıştır.” [Nisâ: 4/103]

Âyette geçen “مَوْقُوتًا” kelimesi, sınırları belirlenmiş, başlangıcı ve sonu olan zaman dilimi demektir. Müfessirler, bu âyetin namazın vaktinden önce kılınamayacağına ve vaktinden sonraya da mazeretsiz bırakılamayacağına delîl olduğunu belirtmişlerdir.

b) Hadîs: Namaz Vakitleri Bildirilmiştir

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, namaz vakitlerini bizzat Cibrîl aleyhisselâm’dan öğrenmiş ve ümmetine öğretmiştir. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:

«أَمَّنِي جِبْرِيلُ عِنْدَ الْبَيْتِ مَرَّتَيْنِ…»

“Cibrîl Kâbe’nin yanında bana iki kere imamlık yaptı…” Hadîsin devamında Cirîl aleyhisselâm ilk gün namazları ilk vakitlerinde, ikinci gün son vakitlerinde kıldırmış ve “bu iki vaktin arası, senin ve ümmetin için namaz vaktidir” buyurmuştur. [Tirmizî, Salât, 1]

Bu hadîs, namazın vaktinin bir “sınır” olduğunu gösterir. Sınırdan önce yapılan fiil, o sınırın içindeki amel sayılmaz.

c) İcmâ:

Ehl-i Sünnet âlimleri, vaktinden önce kılınan namazın geçersiz olduğu konusunda icmâ etmiştir:

İbn Hubeyra rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Âlimler, namazın sahîh olması için vaktin girdiğine dâir kesin bilgiye (ilm) veya baskın zanna (galib-i zann) sâhib olmanın bir şart olduğu hususunda icmâ etmişlerdir. İmâm Mâlik rahîmehullâh bu konuda farklıdır; ona göre namazın sıhhat şartı kesin bilgiye dayanmaktır. Baskın zan ise yeterli değildir.” [İbn Hubeyra, İhtilâfu Eimmeti’l-Ulemâ: 1/97.]

İmâm İbn Kudâme rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Kim vakitten önce namaz kılarsa, ilim ehlinin cumhûrunun görüşüne göre bu namazı onun yerine geçmez (yeterli olmaz). İster bunu kasten yapsın ister hataen, ister namazın tamâmını vakitten önce kılsın isterse bir kısmını, hüküm değişmez. İbn Ömer ve Ebû Mûsâ radîyallâhu anhumâ’dan rivayet edildiğine göre, sabah namazını vaktinden önce kıldıkları için iâde etmişlerdir…

Namaz mükellefiyetine dâir hitâb (emir), mükellefe ancak vaktin girmesiyle yönelir. Bir kimse namazı vaktinden önce kılarsa, zimmetindeki (sorumluluğundaki) o yükümlülüğü kaldıracak ve onu beraat ettirecek (borcunu düşürecek) sebeb (yani vaktin girmesi) henüz ortaya çıkmamıştır. Dolayısıyla o yükümlülük, asıl hâli üzere (kılınması gereken bir borç olarak) bâki kalır (devam eder).” [İbn Kudâme, el-Muğnî: 2/45-46]

Allâme Ahmed el-Mencûr rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“İdâhu’l-Mesâlik adlı eserde şöyle denilmiştir: Namazın vaktinden önce kılınmasının câiz olmadığı hususunda ihtilaf yoktur; çünkü onun (namazın) vakti, (namazın vâcib olmasının) sebebidir.” [el-Menhecu’l-Muntehâb: 1/208]

d) Usûl: Şart Yoksa, Meşrut da Yoktur

Fıkıh usûlünde ittifakla kabul edilmiş bir kural vardır:

الْمَشْرُوطُ يَعْدَمُ عِنْدَ عَدَمِ شَرْطِهِ.

“Şart yoksa, şarta bağlı olan şey (meşrut) de yoktur.”

Namazın “sebebi” vakittir. Sebeb gerçekleşmeden hüküm (namazın vücubiyeti) sâbit olmaz. Vakit girmeden kılınan namaz, henüz borç tahakkuk etmeden ödeme yapmaya benzer; ancak bu ödeme kabul edilmeyen bir ödemedir. Çünkü Şâri olan Allâh’u Teâlâ, ibâdeti belirli bir zamana bağlamıştır.

İbn Hazm rahîmehullâh, “hiç kimsenin, belirli bir vakitle sınırlandırılmış olan dînî bir ameli, o vaktinden önce yapması câiz değildir” başlığı altında -özetle- şöyle demiştir:

“Âişe vâlidemizden rivâyet edîlen hadîste Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Kim bizim emrimiz olmayan bir iş yaparsa, o iş reddedilmiştir (geçersizdir).’ Alî şöyle demiştir: ‘Allâh’u Teâlâ’nın, bir mükellefe belirli bir zamanda yapmasını emrettiği bir işi, o vaktin dışında -ister vaktinden önce ister vaktinden sonra olsun- yaparsa, o kimse Allâh’u Teâlâ’nın emri ve Rasûlü sallallâhu aleyhi ve sellem’in emri olmayan bir iş yapmış olur.’ Bu iş, reddedilmiş, bâtıl ve gayr-i makbûldür (kabul edilmeyendir). Zîrâ bu, yapılması emredilen amel değildir.” [el-Muhallâ: 1/88]

• Sonuç

İmsak vaktine bir dakika veya daha az kalmış olsa bile, fecr-i sadık doğmadan kılınan namaz geçersizdir. Bu durumdaki bir kimsenin yapması gereken;

1. Vakit girdikten sonra namazını derhal yeniden kılmaktır.

2. Bilerek kıldıysa tevbe etmektir.

3. Hatâ ile kıldıysa, o kıldığı namaz nâfile yerine geçer, ancak farz yerine gelmiş sayılmaz.

Allâh Subhânehu ve Teâlâ en iyisini bilendir.
Kaan Sâlih

Bir Cevap Yaz