Soru: Düşük yapan kadın ne zaman namaz kılabilir?
Cevâb: Hamd ve hüküm yalnızca Allâh’u Teâlâ’ya mahsûstur. Salât ve selâm Muhammed aleyhisselâm’a, onun âline ve ashâbına olsun.
• Mes’elenin Hükmü:
Düşük yapan kadının namaz kılması, düşen ceninin (cenin kalıntısının) durumuna göre değişiklik gösterir:
Eğer düşen parçada insân yaratılışına dair bir uzuv (parmak, tırnak, göz veya saç gibi) belirmişse: Gelen kan “nifas (lohusalık) kanı” kabul edilir. Bu durumda kadın kan kesilip temizlenene kadar (en fazla 60 gün) namaz kılmaz. Temizlendiğinde gusül abdesti alır ve namazlarını kılmaya başlar.
Eğer düşen parça sadece bir nutfe, pıhtılaşmış kan (alaka) veya insân şekli belirmemiş bir et parçası (mudga) ise: Gelen kan “nifâs” sayılmaz. Ancak, Şâfiî mezhebindeki kuvvetli (râcih) görüşe göre mudga veya alaka düşürmek guslü gerektirdiğinden, kadın hemen gusül abdesti almalıdır. Sonrasında gelen kan ise istihaza (özür/fasad) kanı hükmündedir. Her vakit için ayrı abdest alıp namazlarını kılmaya devam eder, namazı terk etmez. (Ancak bu kan, normal âdet gününe denk gelir ve en az bir gün bir gece sürerse hayız kabul edilir ve o zaman namazı bırakır.)
• Hükmün Delîlleri ve Gerekçeleri:
Allâh’u Teâlâ, şöyle buyurmuştur:
وَأُولَاتُ الْأَحْمَالِ أَجَلُهُنَّ أَنْ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ
“Gebe olanların iddetleri (bekleme süreleri), yüklerini bırakmaları (doğum yapmaları) ile biter.” [Talâk: 65/4]
İddetin bitmesini (ve dolayısıyla nifas hükmünün başlamasını) sağlayan “hamilelik” durumu, şer’ân ancak insân yaratılışının belirdiği bir parça olduğunda geçerli kabul edilir. Kendisinde insân yaratılışı belirmeyen parça “hamilelik/çocuk” sayılmaz.
Fâtıma binti Ebû Hubeyş radîyallâhu anhâ, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelerek sürekli kanaması olduğunu ve namazı bırakıp bırakmayacağını sorduğunda, Nebî aleyhisselâm şöyle buyurmuştur:
لاَ، إِنَّمَا ذَلِكِ عِرْقٌ، وَلَيْسَ بِحَيْضَةٍ، فَإِذَا أَقْبَلَتْ حَيْضَتُكِ فَدَعِي الصَّلاَةَ، وَإِذَا أَدْبَرَتْ فَاغْسِلِي عَنْكِ الدَّمَ ثُمَّ صَلِّي
“Hayır. O (gelen kan) ancak bir damar(dan gelen kan)dır, hayız değildir. Hayız günlerin geldiğinde namazı bırak. O (kan) kesildiğinde (hayız dönemin bittiğinde) kanı kendinden yıka, sonra namaz kıl.” [Buhârî, Vudû’ 63; Müslim, Hayz 62]
Bu hadîs, şer’î anlamda hayız veya nifâs şartlarını taşımayan her kanın özür (damar/fesâd) kanı olduğuna ve kadının bu sebeple namazı asla terk edemeyeceğine delîldir.
İmâm Şâfiî rahîmehullâh, şöyle demiştir:
“İddet bekleyen kadının… boşalmasının (hamileliğin sona ermesinin) en azı; insân yaratılışından göz, tırnak, parmak veya baş gibi bir şeyin belirdiği bir düşük yapmasıdır… Eğer bu şekilde olan bir parça doğurursa bununla (nifas veya iddetin bitmesi) ona helal olur… İnsân yaratılışının belirdiği hiçbir şey barındırmayan eş/plasenta ve benzeri, hamileliği takip eden şeyler ‘hamilelik (çocuk)’ sayılmaz.” [el-Ümm: 5/226]
İmâm Mâverdî rahîmehullâh, şöyle demiştir:
“Eğer (düşen parça) mudgadan (et parçasından) daha düşük bir seviyede nutfe veya alaka (kan pıhtısı) ise, onu düşürmekle bu üç hükümden (nifas, iddet vb.) hiçbiri gerçekleşmez… Ve nifas olmaz… Şayet kuvvetli (belirgin) bir mudga ise; bu, yaratılışı tamâmlanmış ve organları şekillenmiş olandır… Buna bitişik olarak gelen kan da nifas olur.” [el-Hâvi’l-Kebîr: 11/197].
İmâm Takıyyüddîn el-Hısnî rahîmehullâh, şöyle demiştir:
“Guslü gerektiren sebeblerden biri de doğumdur (çocuk doğurmaktır)… Râcih (kuvvetli) olan görüşe göre alaka (kan pıhtısı) ve mudga (et parçası) düşürmekle de gusül vâcib (gerekli) olur.” [Kifayetu’l-Ahyar: 78]
• Değerlendirme ve Sonuç:
Bu itibarla eğer bir kadın, saç, tırnak veya parmak gibi insân şekli ve organları belirginleşmiş bir cenin düşürürse, bu kadın “lohusa (nüfesa)” sayılır. Kanı tamâmen kesilip temizlenene kadar namaz kılmaz, temizlenince gusül abdesti alıp namazlarına başlar. Ancak düşen şey, insân şeklini almamış sadece bir et parçası (mudga) veya kan pıhtısı (alaka) ise, bu nifas (lohusalık) sayılmaz. Kadın, düşen bu parça sebebiyle (doğum/cenin kalıntısı hükmünde olduğu için) sadece bir defaya mahsus hemen gusül abdesti alır. Sonrasında gelen kan ise “özür kanı”dır; namazını bırakmaz, kanı yıkar, ped kullanır ve her vakit için ayrı abdest alarak namazlarını kılmaya devam eder.
Allâh Subhânehu ve Teâlâ en iyisini bilendir.
Kaan Sâlih.

