«
  1. Anasayfa
  2. Akaid Soruları
  3. Bilmeyerek İşlenen Şirkten Sakınma ve İstiğfarın Hükmü

Bilmeyerek İşlenen Şirkten Sakınma ve İstiğfarın Hükmü

sr_cblr

BİLMEYEREK İŞLENEN ŞİRKTEN SAKINMA VE İSTİĞFARIN HÜKMÜ

Soru: Selâmun aleyküm. “Allâh’ım! Bilerek sana ortak koşmaktan sana sığınırım, bilmediğim şeyler için de senden bağışlanma dilerim.” hadîsinin hükmü nedir ve bu hadîsi nasıl anlamamız gerekir?

Cevâb: Hamd ve hüküm yalnızca Allâh’u Teâlâ’ya mahsûstur. Salât ve selâm Muhammed aleyhisselâm’a, onun âline ve ashâbına olsun.

• Mes’elenin Tanımı ve Hükmü:

Suâlde zikredilen hadîs, kulun bilerek işlediği şirkten tevbe etmesini ve bilmeyerek düştüğü şirkten ise Allâh’u Teâlâ’nın mağfiretine sığınmasını ifâde eden nebevî bir duâdır. Bu duâyı okumak müstehabdır ve tevhîdi korumak adına büyük bir ehemmiyeti hâizdir.

İslâm akîdesinde şirk, büyük ve küçük olmak üzere ikiye ayrılır. Büyük şirk, kişiyi İslâm’dan çıkaran şirktir. Rubûbiyette, ulûhiyette veya isim ve sıfatlarda Allâh’u Teâlâ’ya ortak koşmaktır. Küçük şirk ise kişiyi İslâm’dan çıkarmayan şirktir. Riyâ, süm’a ve sebeblere fazlaca önem atfetme gibi ameller küçük şirktir. Bu duâ, şirkin her türlüsünden, bilhassa “gizli şirk” olarak tesmiye edilen riyâdan sakınmak için meşru kılınmıştır.

• Hükmün Delîlleri ve Gerekçeleri

a) Sünnet: Söz konusu hadîsi Ma’kıl b. Yesâr radîyallâhu anh anlatıyor: “Ebû Bekir es-Sıddîk radîyallâhu anh ile birlikte Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına gittim. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Ey Ebû Bekir! Şirk sizin aranızda karıncanın ayak sesinden (yürüyüşünden) daha gizlidir.’ Ebû Bekir sordu: ‘Şirk, Allâh ile beraber başka bir ilâh edinmekten başka bir şey midir?’ Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Nefsim elinde olan Allâh’a yemin ederim ki; şirk, karıncanın ayak sesinden daha gizlidir. Söylediğin takdirde şirkin azını da çoğunu da senden giderecek bir şeyi sana öğreteyim mi?’ Ardından şöyle buyurdu:

«اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أُشْرِكَ بِكَ وَأَنَا أَعْلَمُ، وَأَسْتَغْفِرُكَ لِمَا لَا أَعْلَمُ

Allâh’ım! Bilerek sana ortak koşmaktan sana sığınırım, bilmediğim şeyler için de senden bağışlanma dilerim.” [Ahmed, Müsned, 4/403; Ebû Ya’lâ, Müsned, 1/98 (58)]

Bu hadîsi İmâm Ahmed b. Hanbel, Ebû Ya’la ve başkaları rivâyet etmiştir. Ayrıca İmâm Buhârî, “el-Edebu’l-Müfred” isimli eserinde rivâyet etmiştir. [el-Edebu’l-Mufred, 377 (716)]

Hadîs hükmü açısından şâhidleri ile “Hasen”dir. Yani kendisiyle delîl getirilebilir ve amel edilebilir.

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, amellerin ecrini boşa çıkaran her türlü tehlikeye karşı ümmetini uyarmıştır. Bu tehlikelerin başında amellerde gösteriş aramak yani riyâ gelir. “Şirk sizin aranızda karıncanın ayak sesinden daha gizlidir” ifâdesi, insânın farkında bile olmadan şirke sürüklenebileceğine işâret eder. Başka bir hadîste ise şöyle buyurmuştur:

«إِنَّ أَخْوَفَ مَا أَخَافُ عَلَيْكُمُ الشِّرْكُ الْأَصْغَرُ، قَالُوا: وَمَا الشِّرْكُ الْأَصْغَرُ يَا رَسُولَ اللهِ؟ قَالَ: الرِّيَاءُ.»

“Sizin için en çok korktuğum şey küçük şirktir.” Sahâbîler: “Küçük şirk nedir, ey Allâh’ın Rasûlü?” dediler. Buyurdu ki: “Riyâdır.” [Ahmed, Musned, 5/428; Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr, 4/253.]

• Âlimlerin Görüşleri:

İmâm İbn Battâl rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Bu hadîs ile açıkça anlaşılmıştır ki; kendisinde karıncanın düz kaya üzerindeki yürüyüşü kadar gizli riyâ bulunan kimsenin îmân bağı/akdi sâbittir ve bu durum sebebiyle dînden çıkmaz. Şeytanın insâna mahlûkâtın övgüsünü süslü göstermesiyle ortaya çıkan ve şirke kapı aralayan o bozuk düşünceye (fâsid hâtıra) gelince; işte bu sebeble Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem bu hâtırın ilacı olarak, onun küçüğünü ve büyüğünü gideren o sığınma duâsını (istiâze) ümmetine öğretmiştir. Bu durum (kalbe aniden gelen bu tür düşünceler), ne münâfıkların hâlidir ne de kâfirlerin sıfatıdır.” [İbn Battâl, Şerhu Sahîhi’l-Buhârî: 1/114]

• Değerlendirme:

a) Şirkin Türü: Bu duâda kastedilen şirk, öncelikle Şirk-i Asgar (küçük şirk) yani riyâ (gösteriş) ve süm’adır (duyurma arzusu). Zîrâ mü’min bir kimse kasten büyük şirke düşmez; ancak amellerine farkında olmadan ihlâssızlık karıştırabilir. Riyâ, emrolunan ihlâsa zıttır ve ameli boşa çıkarır. Ona “gizli” denilmesinin sebebi; dışarıdan belli olmaması, beşer nefsinin derinliklerinde gizlenmesi ve onu Allâh’tan başkasının tam olarak bilememesidir.

b) İllet: İnsânın acziyeti ve kalbin değişkenliğidir. Kalb, “inkılâb” kökünden gelir ve çok hızlı değişir. Kişi farkında olmadan bir ameliyle insânların takdirini bekleyebilir ki bu da amelin ecrini zâyi eden bir gizli şirktir.

c) Hikmet: Bu duâ, kulu dâimî bir murâkabe (otokontrol) hâlinde tutar. Bilerek yapılan günâhın mesûliyeti ile bilmeyerek düştüğü hatânın ağırlığını kulun idrâkine sunar.

d) Uyarı: Bu hadîs, bilinmese dahi büyük şirkin sadece bu duâ söylenerek bağışlanacağı anlamına gelmez. Zîrâ büyük şirkte cehâlet mâzeret değildir ve şirki şirk olarak bilip ondan tevbe etmeden İslâm dâiresine dönmek mümkün değildir.

• Sonuç

Hadîsin “bilmediğim şeyler için de senden bağışlanma dilerim” ifâdesi küçük şirk ile ilgilidir. Müslüman bir kimse, şirkin büyüğünden ve küçüğünden de Allâh’a sığınmalı ve bağışlanma dilemeli, sabah ve akşam zikirlerine bu duâyı dâhil etmelidir. Tevhîd, korunması gereken en önemli emânettir. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, başka bir rivâyette şöyle buyurmuştur:

«إِنَّ قُلُوبَ بَنِي آدَمَ كُلَّهَا بَيْنَ أُصْبُعَيْنِ مِنْ أَصَابِعِ الرَّحْمَنِ كَقَلْبٍ وَاحِدٍ يُصَرِّفُهُ حَيْثُ يَشَاءُ.»

“Şüphesiz Âdemoğullarının kalblerinin tamâmı, Rahmân’ın parmaklarından iki parmak arasındadır. O, kalbleri tek bir kalbmiş gibi dilediği yöne çevirir.”  [Müslim, Kitâbu’l-Kader, 3 (2654)]

Öyleyse kalbimizi tevhîd üzere sâbit kılmasını Allâh’u Teâlâ’dan istemek bir zarûrettir.

Allâh Subhânehu ve Teâlâ en iyisini bilendir.
Kaan Sâlih.

Bir Cevap Yaz