ZAR İLE EĞLENCELİ VE EĞİTİCİ
OYUN OYNAMIN HÜKMÜ
Soru: Zar (Farsça’da “Nerd”) kullanarak ister eğlence ister eğitici amaçla olsun, herhangi bir maddî karşılık (kumar) bulunmaksızın oyun oynamanın İslâm fıkhındaki hükmü nedir?
Hamd ve hüküm yalnızca Allâh’u Teâlâ’ya mahsûstur. Salât ve selâm Muhammed aleyhisselâm’a, onun âline ve ashâbına olsun.
• Mes’elenin Tanımı ve Hükmü:
Zar ile oynanan oyunların hükmü yine zar ile oynanan tavlanın hükmüne tâbidir. Zar ile oynanan oyunlar; nerd-şîr/tavla câiz değildir. Zîrâ fâkihlerin cumhuruna göre, bu tür oyunlar haramdır, bazılarına göre de tahrimen mekrûhtur.
• Hükmün Delîlleri ve Gerekçeleri:
Bu hükmün temel dayanağını, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivâyet edilen şu sahîh hadîsler oluşturur. Bu hadîslerde geçen “nerd-şîr” kelimesi, özelikle tavla oyununu ve genel olarak da zar ile oynanan herhangi bir oyunu ifâde eder.
a) Birinci Hadîs: Domuzun Etine Benzetme
«مَنْ لَعِبَ بِالنَّرْدَشِيرِ فَكَأَنَّمَا صَبَغَ يَدَهُ فِي لَحْمِ خِنْزِيرٍ وَدَمِهِ.»
“Kim, zar (nerd) ile oynarsa, elini domuzun eti ve kanı içinde boyamış gibi olur!” [Müslim, K. eş-Şı’r, 15]
Hadîsteki benzetme, fıkıhta tahrîm (kesin yasaklama) ifâde eden en güçlü ifâdelerden biri olarak kabul edilir. Zîrâ domuz eti ve kanı necistir, ona dokunmak ise dokunan yerin necis olması demektir ki bu câiz değildir. Bu, zar ile oynamanın büyük bir günah olduğunu ifâde eder.
İmâm Nevevî rahîmehullâh, şöyle demiştir:
“Hadîsin mânâsı şudur: Oyuncunun elini domuz etine ve kanına boyaması, o et ve kandan yediği andaki hâli gibidir. Bu, oyunun haramlığının, domuz eti yemenin haramlığına benzetilmesi sûretiyle yapılmış bir teşbihtir.” [Şerhu Sahîhi Müslim: 15/16]
İmâm Erdilî rahîmehullâh, şöyle demiştir:
“Teşbihten murat; necâset değil, haramlığın ve günahın büyüklüğünü vurgulamaktır.” [el-Ezhâr: 396]
Allâme Şevkânî rahîmehullâh ise şöyle demiştir:
“Bu teşbih, haramlığa işârettir; zîrâ necâsetlerle kirlenmek haramdır.” [Neylu’l-Evtâr: 8/107]
b) İkinci Hadîs: İsyan Vurgusu:
«مَنْ لَعِبَ بِالنَّرْدِ فَقَدْ عَصَى اللَّهَ وَرَسُولَهُ.»
“Kim, zar (nerd) ile oynarsa, yemin olsun ki, Allâh’a ve Rasûlü’ne isyân etmiştir!” [Ebû Dâvûd (4938); İbn Mâce (3762)]
Bu rivâyet, söz konusu fiilin doğrudan Allâh ve Rasûlü’nün emrine karşı gelmek anlamına gelen isyân (ma’sıyet) olduğunu net bir şekilde ifâde eder. Bu, yasağın haram seviyesinde olduğunu gösterir.
• Değerlendirme:
Tavla olsun ya da olmasın zar ile oyun oynamak yukarıda geçen hadîslerin delâletiyle câiz değildir. Bu yasaklamanın illeti (gerekçesi) iki maddede toplanır:
a) Tevekküle muhâlif olmasıdır: Zar, oyunu tesadüfe bırakır. İslâm’da “tesâdüf”, “şans” ve “rastgele” gibi kaderi geri plana iten anlayışlar yoktur. Fıkıh ilmine göre, bir fiil kişiyi, dünyevî çabasını ve aklını kullanma yükümlülüğünden uzaklaştırıp, tesâdüfî sonuçlara bağlarsa, İslâm’ın çalışma, tedbir ve akıl yürütme ilkesine aykırı düşer.
b) Kumara dönüşme ihtimali (sedd-i zerâi): Zar, tarihsel olarak kumarın temel aracı olduğundan, fıkıh usûlündeki “sedd-i zerâi” (kötülüğe giden yolları tıkama) ilkesi gereği, kumar amacı olmasa bile yasaklanmıştır.
c) İbâdetten alıkoyması: Namazdan ve Allâh’ı anmaktan (zikirden) alıkoyar, zamanı faydasız yere israf eder.
d) Düşmanlık ve kin doğurması: Kumarda olduğu gibi, oyuncular arasında rekâbetten dolayı düşmanlık ve kin tohumları eker.
e) Fiilin çirkinliği: İsyân olarak ifade edilmesi ve domuzun etine ve kanına benzetilmesi, fiilin çirkinliğini ve haramlığının şiddetini gösterir; zîrâ domuz, İslâm’da en şiddetli necâsettendir (maddî ve hükmî kirliliktir).
Tüm bunlarla birlikte hadîslerdeki zar (nerd) ile oynama yasağı nettir. Bu hükmün illeti tespit edilememiş olsa bile yasaklama açık ve sâbittir. Yasaklama hükmü teabbudî olarak ortadadır. Bu, Mâlikîlerin, Hanbelîlerin, Şâfiîlerin sahîh kabul edilen görüşü ve Hanefîlerin ağırlıklı olan görüşü ile haramdır. Şâfiîlerde ve Hanefîlerden bazılarının görüşü ise tahrîmen (harama yakın) mekruh olduğudur. [el-Mevsûatu’l-Fıkhiyye: 40/224]
• Sonuç:
Zar ile oynanan oyunlarda, kumar amacı olmasa ve hatta eğitici bir yön bulunsa dâhi, hadîslerdeki yasak, zarın kendisinin kullanımına yöneliktir, hadîste “Kim zar ile oynarsa…” denilmiştir. Bu nedenle, tavla olsun ya da olmasın zarın bizzat kullanıldığı oyunlar yasaklanmıştır. Bazı İslâm âlimlerinden kumar kastı olmaksızın, namaza engel olmadan ve dilden kötü söz çıkmadan oynanırsa mekruh kabul edileceğini dâir görüş gelmiş olmakla birlikte âlimlerin çoğunluğu, ilgili hadîslerin şiddetinden dolayı haram hükmünü esas almıştır.
Müslümana düşen görev, haramlardan kaçındığı gibi dînini ve onurunu korumak için ihtilaflı ve şüpheli şeylerden de kaçınmasıdır. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:
«وَمَنْ اتَّقَى الشُّبُهَاتِ فَقَدِ اسْتَبْرَأَ لِدِينِهِ وَعِرْضِهِ.»
“Şüpheli şeylerden sakınan, dînini ve onurunu korumuş olur.” [Buhârî (52); Müslim (1599)]
Allâh Subhânehu ve Teâlâ en iyisini bilendir.
Kaan Sâlih

