«
  1. Anasayfa
  2. Fıkıh Soruları
  3. Başörtüsü ve Elbisesi Birleşik Namaz Kıyâfeti Giymenin Hükmü

Başörtüsü ve Elbisesi Birleşik Namaz Kıyâfeti Giymenin Hükmü

sr_cblr2

BAŞÖRTÜSÜ VE ELBİSESİ BİRLEŞİK NAMAZ KIYAFETİ GİYMENİN
RAHİBELERE BENZEME AÇISINDAN ŞER’Î HÜKMÜ

Müslüman kadınların mağazalardan satın aldıkları, başörtüsü ile elbisesi birbirine dikili/birleşik olan tek parça namaz elbiselerini giymelerinin Hristiyan rahibelerine benzemek sayılıp sayılmayacağı ve bu kıyafetle namaz kılmanın Şâfiî fıkhı açısından hükmü.

Cevâb: Hamd ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.

• Mes’elenin Tanımı ve Hükmü

Kadının namazda yüzü ve elleri dışındaki bütün bedenini, altını göstermeyen koyu ve kalın bir elbise ile örtmesi namazın sahîh olması için farz kılınan ana şartlardandır.

Müslüman kadınların namaz kılarken giydikleri, başörtüsü ile elbise kısmı birbirine dikilerek tek parça hâline getirilmiş namaz elbiselerini giymeleri câizdir ve mübahtır. Bu tür birleşik elbiseleri giymek, haram olan “rahibelere veya gayrimüslimlere benzemek” kapsamına girmez.

İslâm fıkhında yasaklanan teşebbüh (benzeme); gayrimüslimlerin veya bâtıl dîn mensuplarının kendilerine mahsus ve dînî bir sembol olan (şiar)kıyâfetlerini, haç vb. alâmetlerini taklit etmektir. Başörtüsü ile elbisesi birleşik olan namaz giysisi ise rahibelerin dînî alâmeti olmayıp, Müslüman kadının namaz kılarken rükû ve secdede başının, boynunun veya sırtının açılmasını önlemek maksadıyla tasarlanmış son derece pratik ve şer’î bir elbisedir.

• Hükmün Delîlleri ve Gerekçeleri

Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

يَا بَنِي آدَمَ خُذُوا زِينَتَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ

“Ey Âdemoğulları! Her mescitte (namaz kılarken) ziynetinizi (elbisenizi) giyineceğinizi alın.” [A’râf: 7/31]

İbn Abbâs radîyallâhu anhumâ bu âyet-i kerîmedeki “ziynet” kavramını namazda giyilen elbise (eş-şiyâb) olarak tefsîr etmiştir. İslâm âlimlerinin çoğunluğu bu nassa dayanarak namazda aslolanın avret yerlerinin eksiksiz kapatılması olduğunu, elbisenin tek parçadan, iki parçadan veya birleşik dikimden oluşmasının fıkhî bakımdan hiçbir sakıncası bulunmadığını beyân etmişlerdir.

Müminlerin annesi Âişe radîyallâhu anhâ’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

«لاَ يَقْبَلُ اللَّهُ صَلاَةَ حَائِضٍ إِلاَّ بِخِمَارٍ»

“Allâh, ergenlik çağına ermiş kadının namazını başörtüsüz kabul etmez.” [Tirmizî (377)]

Ümmü Seleme radîyallâhu anhâ’dan rivâyet edildiğine göre, kendisi Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Kadın alt kısımdan izarı olmadan, sadece başörtüsü (himâr) ve elbise (dir’) ile namaz kılabilir mi?” diye sormuş; Allâh Rasûlü sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

«إِذَا كَانَ الدِّرْعُ سَابِغًا يُغَطِّي ظُهُورَ قَدَمَيْهَا»

“Elbise (dir’) geniş olup ayaklarının üstünü örtecek kadar uzun olursa kılabilir.” [Ebu Dâvûd (640)]

Hadîs-i şerîflerde aranan temel şart, kadının başını ve bütün bedenini örtecek bir örtüye (himâr ve dir’ sâbiğ) bürünmesidir. Bu örtünün baş kısmı ile beden kısmının tek parça olarak dikilmesi yahut birleştirilmesi, örtünme amacını sağladığından Sünnet’teki örtünme emrine uygundur.

İbn Ömer radîyallâhu anhumâ’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

«مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ»

“Kim bir kavme benzerse (onların dînî alâmetlerini taklit ederse), o da onlardandır.” [Ebu Dâvûd (4031)]

Bu hadîs-i şerîfte nehyedilen “teşebbüh”; kâfirlerin bâtıl inançlarını, kendilerine özgü ibâdet kıyâfetlerini ve münhasır sembollerini benimsemektir. Müslüman kadının namaz kılarken örtünün kaymaması için tasarlanan birleşik namaz elbisesi, gayrimüslimlerin dînî alâmeti olmayıp Müslümanların genel tesettür ihtiyacına dayandığından bu hadîsteki yasaklama kapsamına kesinlikle girmez.

İmâm İbnu’l-Munzir rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Kadın namazda yüzü ve elleri dışındaki tüm bedenini örtmelidir. Örtmesi gereken yerleri örttüğü takdirde tek bir elbise, iki elbise, üç veya daha fazla elbise içinde namaz kılması geçerlidir.” [el-Evsat fî’s-Sünen ve’l-İcmâ’ ve’l-İhtilâf: 5/75]

“Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Ümmü Habîbe, (başından) yere kadar uzanan tek parça bir örtü/fistan içinde -ayrıca başörtüsü takmaksızın bürünerek- namaz kılmıştır.” [el-Evsat fî’s-Sünen ve’l-İcmâ’ ve’l-İhtilâf: 5/73]

“Kadının (başka giysi olmaksızın) tek parça uzun bir elbise (dir’) ve başörtüsü ile namaz kılmasının yeterli (kifayetli) olacağı görüşünde olan ulemâ şunlardır: Mâlik bin Enes, Leys bin Sa’d, Evzâî, Süfyân es-Sevri, Şâfiî ve Ebû Sevri.” [İbnu’l-Munzir, el-İşrâf ‘alâ Mezâhibi’l-‘Ulemâ: 2/239]

İmâm İbnu’l-Kattân rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Kadın tek bir elbise (birleşik elbise) içinde namaz kıldığında, ilim ehlinden hiçbir kimsenin ona namazı iade etmeyi vacip kıldığını bilmiyorum.” [el-İknâ’ fî Mesâili’l-İcmâ’: 1/123]

İmâm Nevevî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Ümmü Seleme radîyallâhu anhâ’dan rivâyet edildiğine göre kendisi Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’e: ‘Kadın, altında izar/etek bulunmaksızın tek elbise (dir’) ve başörtüsü ile namaz kılabilir mi?’ diye sormuş, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem de: ‘O elbise ayaklarının üstünü kapatacak kadar uzun ise evet’ buyurmuştur.” [el-Mecmû’ Şerhu’l-Muhezzeb: 3/172]

“Erkeğin giyimde ve diğer hususlarda kadına benzemesi, kadının da erkeğe benzemesi haramdır… Nitekim kâfirlerin ve ehl-i bid’atın kendilerine has dînî sembol ve özel kıyâfetlerinde onlara benzemekten özel olarak nehyedildiği sâbit olmuştur.” [Nevevî, el-Mecmû’ Şerhu’l-Mühezzeb: 4/468; 6/172]

• İllet ve Hikmet

İslâm fıkhında teşebbüh (benzeme) yasağının temel illeti; gayrimüslimlerin dînî âyinlerine, bâtıl inanç sembollerine hürmet etmek yahut Müslüman kimliğini zedeleyecek biçimde onlara özenmektir.

Birleşik namaz elbisesi ise Müslüman kadının ibâdet esnasında başörtüsünün kayarak saçının veya boynunun açılmasını engellemek, rükû ve secde hareketlerinde kolaylık sağlamak amacıyla tasarlanmıştır. Râhibelerin giydiği dînî üniformalarda haç, manastır yakası, özel renk ve semboller bulunur. Müslüman kadının namaz elbisesi ise sade bir giysisidir. İki kıyâfet arasında sadece beden ve başı kapatma noktasındaki yüzeysel/şeklî benzerlik, şer’î anlamda kâfirlere benzeme illetini oluşturmaz.

• Karşıt Görüş ve Değerlendirme

Bazı kimselerin “Bu elbise rahibe kıyafetine benziyor” diyerek sakınmaları fıkhî bir delîle değil, yüzeysel bir şüphe ve vehme dayanmaktadır. Fıkıhta kural: “Sırf şeklî veya işlevsel bir yakınlık, teşebbüh yasağını doğurmaz.”Nitekim erkeklerin giydiği kapüşonlu (başlıklı) mımter/yağmurluk veya cübbeler Hristiyan keşişlerinin kukuletalı elbiselerine dış görünüşçe benzese de kâfirlere benzemek sayılmaz. Nitekim Hristiyanlara benzeme katı olmaksızın Fas ve yakın bölgelerde bu tür kapşonlu kıyâfetler yöresel kıyâfet olarak asırlardır giyilmektedir.

Bir kıyâfet İslâmî bir amaca (namazda tesettüre) hizmet ediyorsa ve Hristiyanlığın hususî dînî sembolünü taşımıyorsa helâldir; vehimler sebebiyle helâl olan bir şeye “haram” veya “sakıncalı” denilemez. Dîn delîldir, şer’î delîller üzerinden şer’î hükümlere ulaşılır. Delîlsiz hüküm icat etmek ise hartamdır.

• Sonuç

Başörtüsü ile elbisesi birleşik olan namaz elbiselerini giymek câiz ve helâldir. Bu elbiseleri giymek râhibelere benzemek (teşebbüh) sayılmaz. Müslüman kadınlar bu kıyâfetlerle gönül rahatlığıyla namazlarını edâ edebilirler.

Allâh Subhânehu ve Teâlâ en iyisini bilendir.
Kaan Sâlih.

Bir Cevap Yaz