BİR MESCİDDE FERDEN (TEK BAŞINA) FARZ NAMAZ KILDITAN SONRA ORANIN ŞİÎ MESCİDİ OLDUĞUNUN ÖĞRENİLMESİ HÂLİNDE NAMAZIN İADE HÜKMÜ
Bir kimsenin bir mescidde farz namazı ferden (tek başına/münferid olarak) eda ettikten günler sonra oranın Şiî mescidi (Ehl-i Bid’at mekânı) olduğunu öğrenmesi hâlinde, kılmış olduğu bu farz namazı iâde etmesi (yeniden kılması) gerekir mi?
Cevâb: Hamd ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.
• Mes’elenin Tanımı ve Hükmü:
Mükellef bir kimsenin necis olmayan temiz bir zeminde namazını ferden (tek başına) kılması hâlinde, namaz kılınan mekânın Şiîlere, ehl-i bid’ata veyahut başka bir gruba ait olması kılınan namazın sıhhatine hiçbir şekilde zarar vermez.
Namazın rükünleri, şartları ve necâsetten tahâret esâsları eksiksiz yerine getirilerek tek başına eda edilen bu farz namaz sahîhtir. Mükellefin bu namazı iâde etmesi (yeniden kılması) gerekmez.
• Hükmün Delîlleri ve Gerekçeleri:
Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
وَلِلَّهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ فَأَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَمَّ وَجْهُ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ وَاسِعٌ عَلِيمٌ
“Doğu da Allâh’ındır, batı da. Nereye dönerse niz Allâh’ın yüzü (kıblesi) oradadır. Şüphesiz Allâh ihsanı bol olandır, her şeyi bilendir.” [Bakara: 2/115]
Allâh’u Teâlâ, bu âyet-i kerîmede yeryüzünün her mekânının kendisine ait olduğunu ve meşrû şartlar dâhilinde kıbleye yönelerek yapılan ibâdetin geçerli olduğunu haber vermiştir. Mescidin mülkiyetinin yahut sevk ve idâresinin ehl-i bid’at elinde bulunması, o mekânda tek başına kılınan namazın rükün ve şartlarını sakatlamaz. Mükellef Allâh’ın mülkü olan temiz bir toprak üzerinde farzını eda ettiği için namazı sahîhtir.
Câbir bin Abdillâh radîyallâhu anhumâ’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:
«وَجُعِلَتْ لِيَ الأَرْضُ مَسْجِدًا وَطَهُورًا، فَأَيُّمَا رَجُلٍ مِنْ أُمَّتِي أَدْرَكَتْهُ الصَّلاَةُ فَلْيُصَلِّ»
“Yeryüzü bana (ve ümmetime) bir mescid (namazgâh) ve temizleyici kılındı. Ümmetimden her kime namaz vakti erişirse hemen (bulunduğu yerde) namazını kılsın.” [Buhârî (328); Tirmizî (1553)]
Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, bu hadîs-i şerîfi ile necis olmayan yeryüzünün her noktasını bu ümmet için geçerli bir namaz kılma mekânı olarak tayin etmiştir. Bu umûmî nas gereğince necâsetten arındırılmış her temiz zeminde tek başına kılınan namazın sahîh olduğunu beyân etmişlerdir. Mescidin Şiî yönetimine ait olması, o toprağın namazgâh olma vasfını ortadan kaldırmaz.
Ebû Saîd el-Hudrî radîyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
«الأَرْضُ كُلُّهَا مَسْجِدٌ إِلاَّ الْمَقْبَرَةَ وَالْحَمَّامَ»
“Kabristan ve hamam müstesna, yeryüzünün tamamı mesciddir.” [Tirmizî (317); İbn Mâce (745)]
Bu hadîs-i şerîfte namaz kılınması nehyedilen veya kerâhet barındıran istisnaî mekânlar (kabristan ve hamam) sarahaten sayılmıştır. Ehl-i bid’atın veya farklı fırkaların mescidleri namazın sıhhatine mâni olan mekânlar arasında zikredilmemiştir. Dolayısıyla necâsetsiz herhangi bir mekânda ferden kılınan namaz şer’ân geçerlidir.
İmâm İbnu’l-Kattân el-Fâsî rahîmehullâh, fukahânın zemin ve mekân hususundaki icmâını şöyle nakletmektedir:
“وَأَجْمَعُوا عَلَى قَوْلِهِ عَلَيْهِ السَّلاَمُ: «جُعِلَتْ لِي كُلُّ أَرْضٍ طَيِّبَةٍ مَسْجِدًا وَطَهُورًا» وَالصَّلاَةُ جَائِزَةٌ فِي كُلِّ موْضِعٍ إِلاَّ أَنْ يَكُونَ نَجِسًا أَوْ مَغْصُوبًا”
“Âlimler Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in ‘Bana her temiz toprak mescid ve temizleyici kılındı’ kavli üzere icmâ etmişlerdir. Bizzat necis veya gasbedilmiş olan yerler dışındaki her temiz mekânda namaz kılmak câizdir.” [el-İknâ‘ fî Mesâili’l-İcmâ: 1/112-113].
İmâm Şâfiî rahîmehullâh, şöyle demiştir:
“Kabristan ve hamam hariç yeryüzünün tamâmı mescittir (namaz kılınacak yerdir).” [el-Umm: 1/112]
İmâm İbnu’l-Münzir rahîmehullâh, şöyle demiştir:
“Kiliselerde namaz kılmak câizdir; zîrâ kiliseler de Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in: ‘Yeryüzü benim için mescit ve temizleyici kılındı’ umûmî hadîsinin kapsamına dâhildir.” [el-Evsat: 2/195]
İmâm Nevevî rahîmehullâh, şöyle demiştir:
“Gasbedilmiş arazide namaz kılmak icmâ ile haramdır; ancak bize (Şâfiîlere) ve cumhura göre (kılınan namaz) sahîhtir/geçerlidir… Çünkü buradaki yasaklama doğrudan namazın zâtına/şartlarına mahsus olmayıp (namaz dışı bir sebepten, haksız gasptan ötürüdür); dolayısıyla namazın sıhhatine mâni teşkil etmez.” [el-Mecmû‘ Şerhu’l-Mühezzeb: 3/164]
• İllet ve Hikmet:
İbadetlerde sıhhat şartı, amelin şer’î rükün ve şartlarına uygun olarak eda edilmesidir. Tek başına kılınan bir namazda imâma uyma veya başkasının itikadına tâbi olma gibi bir durum söz konusu değildir.
Mekânın mülkiyet yapısı, idaresi yahut orada ibadet eden ehl-i bid’at cemaat, namaz kılan şahsın fiiline sirayet etmez. Dolayısıyla zemin temiz olduğu sürece, o mekânda ferden kılınan namaz zimmeti ibra eder.
• Sonuç:
Bir mescidde ferden (tek başına) farz namaz kıldıktan günler sonra oranın Şiî mescidi olduğunu öğrenmeniz hâlinde, kılmış olduğunuz namaz sahîhtir. Kılınan bu namazın iâde edilmesi (yeniden kılınması) gerekmez.
Allâh Subhânehu ve Teâlâ en iyisini bilendir.
Kaan Sâlih.

