KİŞİNİN KENDİSİNDEN İSLÂMI ÖĞRENDİĞİ HOCASINA KÜSMESİ VE
ONA KARŞI SESİNİ YÜKSELTMESİNİN HÜKMÜ
Bir kimsenin, kendisine İslâm dînini, Kur’ân-ı Kerîm’i veya şer’î ilimleri öğreten hocasına/şeyhine küsmesi, onunla alâkayı kesmesi (hecr etmesi) ve ona karşı sesini yükseltip saygısızlık etmesinin şer’î hükmü nedir?
Cevâb: Hamd ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.
• Mes’elenin Tanımı ve Hükmü
Müslüman bir kimsenin, kendisinden dînî ilimleri ve şer’î hükümleri tahsil ettiği hocasına/şeyhine karşı dînî ve dünyevî ihtilâflar sebebiyle küsmesi, selâmı ve irtibatı kesmesi (hecr) ve onun huzurunda veya gıyabında sesini yükselterek saygısızlık etmesi; harâmdır ve büyük günahlardandır.
Şer’î ilimleri öğreten muallim, insânın dünyevî varlığına vesîle olan bedenî anne-babasından sonra, onun ebedî âhiret hayatını kurtarmasına vesîle olan mânevî babasıdır.
Hocaya küsmek dînî bir nankörlük, ona karşı ses yükseltmek ise edepsizlik ve fıtrat kirliliğidir. Bu ameller, dînî bir vecîbe olan ilme ve ilim ehline hürmet ilkesini kökten sarstığı ve Müslüman âlimleri inciterek Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya karşı harp ilân etmek vasfını taşıdığı için şiddetle yasaklanmıştır.
• Hükmün Delîlleri ve Gerekçeleri:
Allâh’u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَرْفَعُوا أَصْوَاتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ النَّبِيِّ وَلَا تَجْهَرُوا لَهُ بِالْقَوْلِ كَجَهْرِ بَعْضِكُمْ لِبَعْضٍ أَنْ تَحْبَطَ أَعْمَالُكُمْ وَأَنْتُمْ لَا تَشْعُرُونَ
“Ey îmân edenler! Seslerinizi Nebî’nin sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi ona yüksek sesle bağırmayın; yoksa siz farkına varmadan amelleriniz boşa gidiverir.” [Hucurât: 49/2]
Âyet-i kerîme, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in huzurunda ses yükseltmeyi mutlak olarak yasaklamış ve bunu amellerin boşa gitmesi tehlikesiyle mukayyet kılmıştır. İlim ehli ve hocalar, Nebîlerin mutlak vârisleri olduklarından, onların şer’î meclisleri ve şahsiyetleri de bu hürmete dâhildir. Hocaya karşı sesini yükseltmek, nebevî mirâsa karşı gösterilen saygısızlığın bir şubesi olduğundan harâmdır.
Allâh’u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:
وَالَّذِينَ يُؤْذُونَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِغَيْرِ مَا اكْتَسَبُوا فَقَدِ احْتَمَلُوا بُهْتَانًا وَإِثْمًا مُبِينًا
“Mümin erkekleri ve mümin kadınları yapmadıkları bir şeyden ötürü incitenler, şüphesiz apaçık bir iftira ve günah yüklenmişlerdir.” [Ahzâb: 33/58]
Sıradan bir mümini dahi incitmek bu ilâhî tehdit ile harâm kılınmışken, kişiye Allâh’ın dînini ve tevhîdi öğreten, onu cehâlet karanlığından kurtaran hocasını küserek veya sesini yükselterek incitmek apaçık ve çok daha katmerli bir günahtır.
Allâh’u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:
وَمَنْ يُعَظِّمْ شَعَائِرَ اللَّهِ فَإِنَّهَا مِنْ تَقْوَى الْقُلُوبِ
“Her kim Allah’ın nişanelerine (şiarına) saygı gösterirse, şüphesiz bu kalplerin takvâsındandır.” [Hac: 22/32]
Şer’î ilimler ve bu ilimleri taşıyan Rabbânî âlimler, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın yeryüzündeki en büyük şiarlarındandır. Onlara hürmetsizlik etmek, kalpteki takvâ eksikliğinin sarîh bir alâmetidir.
Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:
إِنَّ اللَّهَ عز وجل قَالَ: مَنْ آذَى لِي وَلِيًّا فَقَدْ آذَنْتُهُ بِالْحَرْبِ
“Şüphesiz Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: Her kim Benim bir velî kuluma (dostuma) düşmanlık eder/ona eziyet verirse, Ben ona harp ilân ederim.” [Buhârî, Rikâk 38]
İslâm âlimleri yeryüzündeki en hakîki velîlerin ilimleriyle amel eden âlimler ve dîn muallimleri olduğunu ittifakla beyân etmişlerdir. Hocaya küsmek, onunla alâkayı kesmek ve ona ses yükselterek eziyet etmek, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın kuluna karşı harp ilân etmesine sebep olacak derecede ağır bir cürümdür.
Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:
لاَ يَحِلُّ لِلْمُسْلِمِ أَنْ يَهْجُرَ أَخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثِ لَيَالٍ
“Bir Müslümanın, dîn kardeşini üç geceden fazla hecr etmesi (ona küsüp yüz çevirmesi) helâl değildir.” [Buhârî, Edeb 57; Müslim, Birr 23]
Sırf nefsî ve dünyevî sebeplerle bir dîn kardeşine dâhi üç günden fazla küsmek harâm iken, dînî hayatının banisi olan hocasını kalıcı olarak veya uzun süre hecr etmek, bu dînî yasağın en şiddetli ihlâlidir.
Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:
إِنَّ الْعُلَمَاءَ وَرَثَةُ الْأَنْبِيَاءِ
“Şüphesiz âlimler, peygamberlerin vârisleridir.” [Ebû Dâvud, İlim 1; Tirmizî, İlim 19]
Nebîlerin dînî mirâsını taşıyan muallime karşı hürmetsizlik, o nebevî mirâsa karşı yapılmış sayılır.
Ali radîyallâhu anh, hocaya karşı yapılacak edep sınırlarını çizerken şöyle demiştir:
“Hocanın huzurunda sesini yükseltme ve onun yanında hiç kimseyi gıybet etme!” [el-Mecmû’: 1/36].
İmâm Şâfiî rahîmehullâh, hocası İmâm Mâlik’in huzurundaki yüksek edebi hakkında bizzat şöyle buyurmuştur:
“Ben, İmâm Mâlik’in huzurunda, heybetinden ötürü (saygısızlık olmasın diye) kitabın sayfalarını, sesini duymasın diye son derece yavaş ve yumuşak bir şekilde çevirirdim.” [Nevevî, el-Mecmû’: 1/36]
Selef-i sâlihînden bazıları, hocalarının yanına çıkarken tasaddukta bulunarak ve şöyle duâ ettikleri nakledilmiştir:
اللَّهُمَّ اُسْتُرْ عَيْبَ مُعَلِّمِي عَنِّي وَلَا تُذْهِبْ بَرَكَةَ عِلْمِهِ مِنِّي
“Allâh’ım! Hocamın kusurunu benden gizle ve onun ilminin bereketini benden mahrum etme!” [Nevevî, el-Mecmû’: 1/36]
İmâm Nevevî rahîmehullâh, talebenin hocasına karşı uyması gereken şer’î teslimiyeti ve edebi hakkında şöyle demiştir:
“Talebe hocasına boyun eğmeli, işlerinde onunla istişâre etmeli ve tıpkı maharetli ve şefkatli bir tabibe teslim olan hasta gibi onun emrine uymalıdır… Hocasına her dâim hürmet ve saygı gözüyle bakmalı, onun kendi akranlarına olan üstünlüğüne inanmalıdır.” [el-Mecmû’ Şerhu’l-Mühezzeb: 1/36]
İmâm Nevevî rahîmehullâh, hocanın huzurunda ses yükseltme yasağı hakkında şöyle demiştir:
“Talebe, hocasının huzurunda bir ihtiyaç olmaksızın sesini aşırı derecede yükseltmemelidir.” [el-Mecmû’ Şerhu’l-Mühezzeb: 1/37].
İmam Gazâlî rahîmehullâh, şöyle demiştir:
“Hocanın hakkı, anne-baba hakkından daha büyüktür. Çünkü anne-baba evlâdı fani dünyâya hazırlarken, hoca onu ebedî âhirete hazırlar.” [İhyâu Ulûmi’d-Dîn: 1/55]
• İllet ve Hikmet:
İslâm hukukunda şer’î ilimlerin intikali (isnad ve semâ’), sadece kuru bir bilgi aktarımı değil, rûhî bir feyiz ve bereket akışıdır. Bu bereketin yegâne şartı ise edep ve hürmettir. Hocaya küsmek veya ses yükseltmek şer’ân “ilmin bereketinin kalkması” (mahku’l-bereke) illetiyle mûkayyettir.
• Küsmenin (Hecrin) Şer’î Sınırları:
1. Nefsî Küsme (Haram): Dünyevî meseleler, fıkhî içtihat farklılıkları veya nefsî kırgınlıklar sebebiyle hocaya küsmek, onu hecr etmek harâmdır.
2. Dînî Küsme (İstisna): Şayet hoca bid’ate sapar, sapık fırkalara meyleder veya açıkça büyük günahları (mâsiyet) işlemekte ısrar ederse; onu bu yanlıştan döndürmek (ıslah) amacıyla dînî bir maslahat gereği hecr etmek (küsmek) câiz, hatta duruma göre müstehâb olabilir.
Ancak: “Hoca bana haksızlık etti, ben de haklı olarak ona tepki gösterip sesimi yükselttim” şeklindeki nefsî iddialar fıkhen merdûttur. Zîrâ hoca hata yapsa dâhi, talebenin vazifesi en yüksek edep, yumuşaklık (rıfk) ve hürmetle hatayı tenbih etmektir; asla ses yükseltmek veya küsmek helâl kılınmamıştır.
• Sonuç:
Bir kimsenin kendisinden İslâm’ı öğrendiği hocasına nefsî ve dünyevî meseleler sebebiyle küsmesi, onunla selâmı ve irtibâtı kesmesi (hecr etmesi) ve ona karşı sesini yükseltmesi kesinlikle harâmdır ve büyük günahlardandır.
Talebe, kendisini ebedî âhiret saadetine hazırlayan hocasına karşı her dâim İmâm Şâfiî’nin İmâm Mâlik’e gösterdiği rıfk, merhamet ve tevâzu ile muâmele etmekle şer’ân mükelleftir.
Allâh Subhânehu ve Teâlâ en iyisini bilendir.
Kaan Sâlih.

