«
  1. Anasayfa
  2. Fıkıh Soruları
  3. Müzik Enstrümanı Çalmanın Hükmü

Müzik Enstrümanı Çalmanın Hükmü

sr_cblr2

MÜZİK VE ENSTRÜMAN ÇALMANIN HÜKMÜ,
İBN HAZM’IN GÖRÜŞÜ VE MESELEDE TAKLİT

Müziğe cevâz veren bazı âlimlerin (özellikle İbn Hazm’ın) görüşleriyle amel etmek veya bu âlimleri taklit etmek câiz midir? Müziği haram kabul eden kişilere eziyet veya rahatsızlık vermeyecek şekilde, yalnızca kendisinin duyacağı kapalı/özel bir ortamda enstrüman çalmak câiz olur mu? İbn Hazm’ın Sahîh-i Buhârî’deki çalgı aletleriyle ilgili hadîse yönelik eleştirilerinin mahiyeti nedir ve harama düşme endişesi taşıyan bir Müslüman bu konuda nasıl hareket etmelidir?

Cevâb: Hamd ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.

• Mes’elenin Tanımı ve Hükmü

İslâm fıkhında ses ve musiki unsurları, icra ediliş biçimlerine ve kullanılan araçlara göre iki ana kategoriye ayrılmaktadır:

Alelâde / Yalın Ses ile Şarkı Söylemek (Enstrümansız – الغناء): Şehveti tahrik etmeyen, müstehcenlik barındırmayan, batıl ve haramları övmeyen, insanı Allah’ı anmaktan ve farzlardan alıkoymayan yalın sesle şiir veya ezgi seslendirmek/dinlemek, takvâ ölçüleri ve evlâ olanın zıddı kabul edilmiştir. Şâyet sözler ahlâka aykırı, nefse tırmandırıcı ve harama teşvik edici nitelikteyse ittifakla haram olur.

Çalgı Aletleri Kullanmak ve Dinlemek (المعازف / آلات الملاهي): Ud, kanun, flüt, keman, mızrap ve nefesli/telli çalgıların tümü (el-me‘âzif), dört mezhep imâmı ve İslâm âlimlerinin cumhuruna (çoğunluğuna) göre haram kabul edilmiştir. Buna karşın, düğün, bayram ve sevinç günlerinde kadınların kendi aralarında def çalmalarına ruhsat verilmiştir.

İmâm Kurtubî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Müzik aletleri, telli çalgılar ve davul gibi vurmalı çalgıların dinlenmesinin haram olduğunda ihtilaf yoktur. Sözüne itibar edilen selef ve halef imâmlarından bunu mübâh kimseden hiçbir şey işitmedim. Bu nasıl haram olmaz ki; o, içki düşkünlerinin ve fasıkların sembolü, şehvetleri, fesadı ve serseriliği tahrik eden bir unsurdur! Böyle olan bir şeyin haram olduğunda, onu yapanın fasık ve günahkâr sayılacağında asla şüphe edilmez.” [ez-Zevâcir ‘An İktirâfi’l-Kebâir: 2/337]

İmâm Taberî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“İslâm beldelerinin âlimleri, şarkı söylemenin ve dinlemenin mekruh (haram) olduğu ve yasaklandığı hususunda icmâ etmişlerdir.” [Şevkânî’nin Fethu’l-Kadîr: 4/270]

İmâm İbn Salâh rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Bilinmelidir ki def, kaval (şeblâbe) ve şarkı bir araya geldiğinde bunları dinlemek mezhep imâmları ve diğer Müslüman âlimler nezdinde haramdır. İcmâ ve ihtilafta sözüne itibar edilen kimseden, bu tür musiki dinletisini mubah gördüğüne dâir sahîh bir rivâyet nakledilmemiştir. Şâfiî’nin bazı ashabından nakledilen ihtilaf ise yalnızca kavalın tek başına veya def’in tek başına ele alındığı durumlardadır. Meseleleri tam kavrayamayan veya derinlemesine incelemeyen kimseler, bu tür toplu dinletiler hususunda Şâfiî mezhebi mensupları arasında bir ihtilaf bulunduğunu zannedebilirler.” [İgâsetu’l-Lehfân: 1/407]

• İbn Hazm’ın İtirazı ve Hadîs Âlimlerinin Cevabı

Çalgı aletlerinin haramlığına dâir en temel delîllerden biri, Sahîh-i Buhârî’de geçen şu sarih hadîs-i şerîftir:

«لَيَكُونَنَّ مِنْ أُمَّتِي أَقْوَامٌ يَسْتَحِلُّونَ الْحِرَ وَالْحَرِيرَ وَالخَمْرَ وَالمَعَازِفَ»

“Ümmetimden öyle topluluklar çıkacak ki zinâyı, ipeği, içkiyi ve çalgı aletlerini helâl sayacaklar.” [Buhârî (5268)]

İmâm İbn Hazm rahîmehullâh, İmâm Buhârî’nin bu hadîsi senedin başında “وَقَالَ هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ – Hişâm b. Ammâr dedi ki…” lafzıyla (muallak ve cezm sigasıyla) aktarmasından hareketle, Buhârî ile Hişâm arasında kopukluk (inkıta’) olduğunu iddia etmiş; bu gerekçeyle müziğin haramlığına dâir sahîh bir hadîs bulunmadığını savunmuştur.

Ancak İmâm İbnu’s-Salâh, İmâm Nevevî, Hâfız Irakî ve Hâfız İbn Hacer el-Askalânî gibi büyük hadîs otoriteleri İbn Hazm’ın bu itirazını kesin bir dille reddetmiş ve hatalı olduğunu şu gerekçelerle açıklamışlardır:

1. İmâm Buhârî, hocası Hişâm bin Ammâr ile bizzat görüşmüş ve ondan hadîs dinlemiştir. Buhârî müdellis (senetteki kopuklukları gizleyen) bir râvî değildir; bu sebeple “قَالَ” lafzı, burada ittisal (kesintisiz nakil) ifâde eder. Hâfız İbn Hacer el-Askalânî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“İbn Hazm, (senedin başında وَقَالَ هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ denilmesinden ötürü) inkıta’ iddiasında bulunmakla birtakım veçhelerden hata etmiştir. Bu hadîs sahîh olup, Sahîh şartları üzere, ittisali (kesintisizliği) maruf olan bir hadîstir. Buhârî bazen bu tarz muallak lafızları, hadîsi kitâbının başka bir yerinde zikretmiş olduğu için kullanır.” [Fethu’l-Bârî: 10/52]

2. Bu hadîs, sadece Buhârî’nin muallak rivayetiyle sınırlı değildir. İbn Hibbân, el-İsmailî, el-Bessâr ve el-Beyhakî gibi birçok hadîs imâmı, aynı hadîsi Hişâm b. Ammâr’a ulaşan kesintisiz (müttasıl) ve sahih senedlerle rivâyet etmişlerdir.

3. Ayrıca çalgı aletlerinin ve lüzumsuz seslerin haramlığı hususunda şu destekleyici rivâyetler de mevcuttur. Şeyhu’l-İslâm İbn Teymiyye rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Sahih-i Buhârî ve diğerlerinde sâbit olmuştur ki, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem; zi̇nâyı, ipeği, içkiyi ve çalgı aletlerini helâl sayan kimseleri yergi makamında zikretmiş ve Allâh’ın onlara azâb edeceğini bildirmiştir. İşte bu hadîs, çalgı aletlerinin haram olduğuna açıkça delâlet etmektedir.” [İbn Teymiyye, Mecmûu’l-Fetevâ: 11/535]

• Bu Meselede İbn Hazm’ı veya Cevaz Veren Âlimleri Taklit Etmek Caiz Midir?

Dört mezhep imâmının ve cumhur-u ulemânın sahîh nasslara dayanarak ittifak ettiği meselelerde, azınlıkta kalan veya sahîh hadîslerin ulaştığı muhaddîslerce reddedilen şâz/zayıf görüşleri sırf nefsin arzusuna uyarak tercih etmek İslâm hukuk usûlünde câiz görülmemiştir. Usûl âlimleri, delîli sahîh bir ekseriyete karşı, delîl yönünden zayıf kalmış şâz görüşlerle amel etmenin hevâ ve hevese tâbi olmak mânâsına gelebileceğini vurgulamışlardır. İmâm İsnevî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Râcih (üstün/kuvvetli) delil veya görüş var iken marcûh (zayıf) olanla amel etmek şer’an ve aklen imkânsızdır (câiz değildir).” [Nihâyetu’s-Sûl Şerhu Minhâci’l-Vusûl: 1/309]

İmâm İbnu’s-Salâh rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Bil ki, fetvâsında veya amelinde meseledeki herhangi bir kavle veya veche uygun olmakla yetinen, tercihe bakmaksızın ve ona bağlı kalmaksızın dilediği görüş veya vech ile amel eden kimse câhillik etmiş ve icmâyı delmiştir.” [Bazlu’l-Mechûd fî Tahrîri Asileti Tegayyuri’n-Nukûd: 1/96]

• Yalnızca Kendisinin Duyacağı Kapalı Bir Ortamda Enstrüman Çalmak Caiz Olur Mu?

Şerîatta bir amelin zâtı ve kullanımı yasaklanmışsa, o ameli gizlice veya yalnızken işlemek onun haramlık vasfını ortadan kaldırmaz. Başka insânlara eziyet veya rahatsızlık vermemek kul hakkına girmeyi engeller; ancak çalgı âletlerini haram kılınış illeti sadece insânları gürültüyle rahatsız etmek değildir. Asıl illiyet; âletin kendisinin nefsi boş eğlenceye, gaflete ve şerîata aykırı duygulara sevk etmesi, dinen yasaklanmış bir eğlence aracı olmasıdır.

Buna binâen, bir kimsenin yalnız kaldığı odasında veya hiç kimsenin duymayacağı bir ortamda enstrüman çalması da câiz değildir.

• Kalben Mutmain Olmak İçin Nasıl Amel Edilmelidir?

İslâmî hassasiyeti ve kalbî huzuru korumanın en temel yollarından biri şüpheli durumlardan sakınmaktır. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:

«دَعْ مَا يَرِيبُكَ إِلَى مَا لَا يَرِيبُكَ»

“Sana şüphe vereni bırak, şüphe vermeyene yönel!” [Tirmizî (2518)]

Müslümanın dînî hayatında temel ilke ihtiyatla hareket etmek ve ruhsat kisvesi altındaki zayıf görüşlerden kaçınıp takvâya sarılmaktır. Müzik ve enstrümanların haramlığı konusunda dört mezhep imâmının ittifakı ve sahîh hadîslerin sarîh beyânı ortadayken; İbn Hazm’ın hadîs usûlü açısından zayıf bulunan itirazına dayanarak amel etmek insânı manevî sıkıntılara ve şüphelere sürükler. İmâm İbnu’l-Kayyim rahîmehullâh, bunun tehlikesine dâir şöyle demiştir:

“Bir insânı görürsün; üzerinde vakar alâmeti, akıl parıltısı, iman neşesi, İslâm vakarının izleri ve Kur’ân tatlılığı vardır. Ne zaman ki şarkı-müzik dinler ve ona meyrederse; aklı azalır, hayası azalır mürveti gider, vakarı ve üzerindeki nûr kaybolur. Şeytanı onun adına sevinir, îmânı Allâh’a şikâyetçi olur ve Kur’ân dinlemek ona ağır gelmeye başlar… Dinlemeden önce çirkin gördüğü şeyleri güzel görmeye başlar, içindekileri dışa vurur, sükûnet ve vakardan geçip; laf kalabalığına, yalana, kahkahalara, parmak çıtlatmaya, başını sallamaya, omuzlarını silkmeye, ayaklarıyla yeri dövmeye, elleriyle başının tepesine vurmaya, keler gibi zıplamaya, dolap etrafında dönen eşek gibi dönmeye, kadınlar gibi el çırpmaya başlar. Vecd hâlinden dolayı öküzün böğürmesine benzemeyen tuhaf sesler çıkarır; bazen hüzünlü bir insân gibi inler, bazen de mecnunlar gibi haykırır…” [İgâsetu’l-Lehfân: 1/353]

• Sonuç ve Tavsiye

Müzik yapmak ve dinlemek ümmetin ittifakıyla haramdır. Müslümanın bundan kaçınması dînen selâmette kalması için farzdır. Ruhunuzun dinlenme ve huzur ihtiyacını; Kur’ân-ı Kerîm tilâveti ile her hâlükârda karşılayabilirsiniz. Kurân’a yönelin zîrâ o, hem zâhirin hem de bâtının şifâsıdır.

Allâh Subhânehu ve Teâlâ en iyisini bilendir.
Kaan Sâlih.

Bir Cevap Yaz