«
  1. Anasayfa
  2. Fıkıh Soruları
  3. Namaz Kılanın Önünden Geçilmesi ve Sütre Edinmenin Şer’î Hükmü

Namaz Kılanın Önünden Geçilmesi ve Sütre Edinmenin Şer’î Hükmü

sr_cblr

NAMAZ KILANIN ÖNÜNDEN GEÇİLMESİ VE
SÜTRE EDİNMENİN ŞER’Î HÜKMÜ

Namâz kılan bir kimsenin önünden geçilmesini engellemek için önüne sütre koymasının hükmü nedir, bu sütre varken önünden geçmenin günahı var mıdır?

Cevâb: Hamd ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.

• Mes’elenin Tanımı ve Hükmü

Namazda sütre edinmek yani namaz kılanın önüne bir engel koyması, müekked bir sünnettir.

Sütre; namaz kılan kimsenin ibâdet esnâsında bakışlarını sınırlamasını, kalbini dünyevî meşguliyetlerden korumasını ve önünden geçmek isteyen kimselere bir sınır çizerek namazın huşûunu muhafaza etmesini sağlayan şer’î bir alâmettir.

Bu mes’elenin şer’î hükmü ve önünden geçme fiili, namaz kılanın sütre koyup koymamasına ve mesafeye göre şu şekilde tanzîm olunmuştur:

1. Sütre Varlığında Geçmenin Hükmü (Haramlık): Namaz kılan kişi, şer’î şartları taşıyan bir sütre edinmiş ve ona yakın durmuşsa; mukellef olan bir kimsenin namaz kılan ile sütresi arasından geçmesi kesinlikle haramdır (büyük günahtır). Geçen kişi başka bir yol bulamasın veya bulsun, bu haramlık hükmü değişmez. Bu durumda namâz kılanın (veya dışarıdan bir başkasının) geçmekte ısrar eden kişiyi hafifçe, durmazsa daha sertçe (tıpkı bir saldırganı defeder gibi/def-i sâil esasıyla) engellemesi müstehabdır.

2. Sütre Olmadığında Geçmenin Hükmü (Mekruh/Hilâf-ı Evlâ): Eğer namâz kılan kişi sütre koymamışsa veya sütreye üç zira’dan (yaklaşık 150 cm) daha uzak durmuşsa, bu durumda kendisi şer’î ihmalkârlık (taksîr) içinde kabul edilir. Böyle bir durumda önünden geçmek haram olmayıp tenzîhen mekruh veya hilâf-ı evlâ kabul edilir. Namaz kılanın kusuru sebebiyle bu durumda geçmek isteyeni engelleme (defetme) hakkı da ortadan kalkar.

3. Mekke-i Mükerreme İstisnası: Mekke’de, Mescid-i Harâm’da ve bilhassa tavaf alanında izdiham ve zarûret sebebiyle sütre edinmek müstehab olmadığı gibi, namaz kılanların önünden geçmek de haram veya mekruh kabul edilmemiştir.

4. Namazın Bozulmaması: Önünden ne geçerse geçsin (kadın, köpek, eşek vb.) namaz kılanın namâzı bozulmaz (bâtıl olmaz).

Hükmün Delîlleri ve Gerekçeleri:

Allâh’u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:

 قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ * الَّذِينَ هُمْ فِي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ

“Müminler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir; onlar ki, namazlarında derin bir saygı (huşû) içindedirler.” [Mü’minûn: 23/1-2]

Allâh Subhânehu ve Teâlâ, namâzda huşûu emretmektedir. Önünden insânların geçmesi mûsallînin kalbini ve gözünü meşgul eder. Sütre edinmek, bu huşûu harici etkenlerden korumanın ve âyetin muktezasını yerine getirmenin dînî bir vesîlesidir.

Allâh’u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:

خُذُوا زِينَتَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ

“Her mescitte ziynetinizi takının (güzel elbiselerinizi giyin).” [A’râf: 7/31]

İbn Abbâs’tan rivayet edildiğine göre buradaki ziynet namaz elbiseleridir. Kulun Rabbi karşısında en güzel heyette durması emredilmiştir. Namâzın şartlarına, sünnetlerine riâyet etmek ve önüne sütre koyarak dînî bir ciddiyet sergilemek de namaza gösterilen bu ziynet ve tâzimin şer’î bir yönüdür. 

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:

لَوْ يَعْلَمُ الْمَارُّ بَيْنَ يَدَيِ الْمُصَلِّي مَاذَا عَلَيْهِ مِنَ الْإِثْمِ لَكَانَ أَنْ يَقِفَ أَرْبَعِينَ خَيْرًا لَهُ مِنْ أَنْ يَمُرَّ بَيْنَ يَدَيْهِ

“Namaz kılanın önünden geçen kimse, ne kadar büyük bir günah yüklendiğini bilseydi, onun önünden geçmektense kırk (yıl) ayakta durmayı daha hayırlı bulurdu.” [Buhârî, Salât 101; Müslim, Salât 261]

Hadîs-i şerîfte geçen “kırk” lafzı (kırk gün, ay veya yıl) son derece şiddetli bir tehdit (vaîd) barındırmaktadır. Bu şiddetli vaîd, sütre edinmiş bir mûsallînin önünden geçmenin tenzîhî bir mekruh değil, kat’î bir haram ve büyük günah olduğuna en sarîh delîldir.

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:

إِذَا صَلَّى أَحَدُكُمْ إِلَى شَيْءٍ يَسْتُرُهُ مِنَ النَّاسِ فَأَرَادَ أَحَدٌ أَنْ يَجْتَازَ بَيْنَ يَدَيْهِ فَلْيَدْفَعْهُ فَإِنْ أَبَى فَلْيُقَاتِلْهُ فَإِنَّمَا هُوَ شَيْطَانٌ

“Biriniz insânlara karşı kendini siper edecek bir sütreye doğru namaz kılarken biri önünden geçmek isterse onu engellesin. Eğer direnirse onunla mücâdele etsin (onu daha sertçe itsin); çünkü o ancak bir şeytandır.” [Buhârî, Salât 100; Müslim, Salât 259]

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem sütreye doğru namaz kılan kimseye, önünden geçmek isteyeni engelleme salahiyeti vermiştir. “O ancak bir şeytandır” lafzı, mûsallînin önünden geçme ısrarının şeytânî bir amel olduğunu ve sütre sınırının hürmetini korumanın vâcibliğini göstermektedir.

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:

 إِذَا صَلَّى أَحَدُكُمْ فَلْيَجْعَلْ تِلْقَاءَ وَجْهِهِ شَيْئًا فَإِنْ لَمْ يَجِدْ فَلْيَنْصِبْ عَصًا فَإِنْ لَمْ يَكُنْ مَعَهُ عَصًا فَلْيَخُطَّ خَطًّا ثُمَّ لَا يَضُرُّهُ مَا مَرَّ بَيْنَ يَدَيْهِ

“Biriniz namaz kıldığı zaman önüne bir şey koysun. Eğer bir şey bulamazsa bir baston (değnek) diksin. Yanında değnek de yoksa bir çizgi çizsin. Bundan sonra önünden geçenler ona zarar vermez.” [Ebû Dâvud, Salât 350; İbn Mâce, İkâmet 1201]

Bu hadîs, sütrenin derecelerini sâbit kılmaktadır. Âlimlerimiz bu hadîse dayanarak şahıs dikili bir cisim bulamadığında seccâde sermeyi veya hat (çizgi) çekmeyi meşru kabul etmiştir. “Zarar vermez” ifâdesi, sütre konulduğunda dışarıda kalan geçişlerin namazın sevâbına halel getirmeyeceğini beyân eder.

İbn Abbâs radîyallâhu anhumâ, şöyle demiştir:

“İlk safı ve sağ tarafı tercih edin, direkler arasında saf tutmaktan sakının!” [İbnu’l-Munzir, el-Evsat: 4/183]

İbn Mes’ûd radîyallâhu anh, şöyle buyurmuştur:

“Namaz kılanın önünden geçmek, namazının yarısını keser (sevabını azaltır).” [Beyhakî, es-Sunenu’l-Kubrâ: 2/282; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef: 1/282]

Atâ bin Ebî Rabâh rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Sana yetecek en az mesâfe, seninle sütün/sütre arasında üç zira (arşın) olmasıdır.” [el-Mecmû’: 3/245]

İmâm Şâfiî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Namaz kılan kimse için önüne bir sütre koyması ve ona yakın durması müstehabdır.” [el-Mühezzeb: 1/129; el-Mecmû’: 3/245]

İmâm Nevevî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Sütreye doğru namaz kılındığında, başkasının namaz kılan ile sütre arasından geçmesi harâmdır. Sütre yoksa veya uzaktaysa geçmek harâm değil, mekruhtur.” [el-Mecmû’ Şerhu’l-Mühezzeb: 3/245]

İmâm Şîrâzî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Namaz kılanın bir duvara, sütuna veya benzeri bir şeye doğru namaz kılması ve ona yakın durması müstehabdır. Mesafe üç ziraı (arşını) aşmamalıdır.” [el-Mühezzeb: 1/129]

İmâm İbn Hecer el-Haytemî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Eğer namaz kılan geçerli şartları taşıyan bir sütre edinmişse, önünden geçmek kesinlikle harâmdır. Ancak namaz kılan sütre koymayarak kusurlu davranmışsa (taksîr), önünden geçmek harâm olmaz, fakat evla olan geçmemektir.” [Tuhfetü’l-Muhtâc: 2/158]

• İllet ve Hikmet:

Namâz kulun Rabbi ile olan doğrudan ve mukaddes bir bağıdır. Sütre, bu bağın etrafına dînî bir himaye kalkanı çeker. Şer’î illet “taksîr” (kusur) esâsıdır. Kul üzerine düşeni yapıp sütre koyduğunda kendi namaz sınırını resmen îlân etmiş olur; bu sınıra tecâvüz haramdır. Sütre koymayan ise kendi alanını koruma altına almadığı için haramlık hakkını kaybeder.

• Sütün/Sütrenin Şartları ve Sınırları:

1. Sütre; duvar, direk veya yere dikilen bir sopa gibi fiziki bir cisim olmalı ve yüksekliği en az “mûhıratu’r-rahl” (binek eyerinin arkalığı kadar, takriben 45-50 cm) olmalıdır.

2. Namaz kılanın durduğu yer ile sütre arasındaki mesâfe en fazla üç zira’ (yaklaşık 1.5 metre / secde alanı kadar) olmalıdır.

3. Cisim bulunamazsa seccade serilmeli, o da yoksa kıbleye doğru boylamasına düz bir çizgi çekilmelidir.

4. Cemaatle namaz kılınırken imâmın sütresi arkadaki tüm cemâat için geçerlidir. Cemâat safları arasından geçmek haram değildir.

• Karşıt Görüşün Reddi:

Sütrenin farz/vâcib olduğunu savunan bazı zâhirî görüşler mevcuttur. Lâkin âlimlerin cumhûru, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in bazen açık arazide önünde duvar olmadan da namaz kıldığı yönündeki sahîh rivâyetleri esas alarak sütrenin müekked bir sünnet olduğunu kat’î olarak sâbit kılmıştır. Ayrıca namaz kılanın önünden geçen kadının veya köpeğin namazı iptal edeceğine dâir iddialar, “hadîsteki kesme (kat’) ifâdesinin namazın sıhhatini değil, namazın huşûunu eksiltmesi” şeklinde te’vîl edilmesiyle reddedilmiştir.

Sonuç:

Namaz kılanın önüne sütre koyması ve ona yakın durması müekked bir sünnettir. Namaz kılan kişi sütre koymuşsa, onunla sütre arasından geçmek kat’iyyen haramdır ve büyük günahtır. Sütre koymayarak ihmalkâr davranan birinin önünden geçmek ise haram olmayıp mekruhtur. Her iki durumda da önünden birinin geçmesi kişinin namazını bozmaz. 

Allâh Subhânehu ve Teâlâ en iyisini bilendir.
Kaan Sâlih.

Bir Cevap Yaz