«
  1. Anasayfa
  2. Fıkıh Soruları
  3. Sütresiz Namaz Kılan Kimsenin Önünden Geçmenin Hükmü

Sütresiz Namaz Kılan Kimsenin Önünden Geçmenin Hükmü

sr_cblr

SÜTRESİZ NAMAZ KILAN KİMSENİN ÖNÜNDEN GEÇMENİN HÜKMÜ

Önüne sütre koymadan namaz kılan bir kimsenin önünden geçmenin şer’î hükmü nedir? Bu durumda geçmek harâm mıdır, yoksa mekruh mudur? Namaz kılanın geçeni engelleme hakkı var mıdır?

Cevâb: Hamd ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.

• Mes’elenin Tanımı ve Hükmü:

Önüne şer’î ölçülere uygun bir sütre koymaksızın (yahut bir sütre bulunmasına rağmen ona üç zira’dan yani yaklaşık 1.5 metreden daha uzak durarak) namaz kılan bir kimsenin önünden geçmek haram olmayıp, tenzîhen mekruhtur (hafif bir kerahettir) ya da hilâf-ı evlâdır.

Namaz kılan kişi, sünnet olan sütre edinme vazifesini ihmal ettiği için şer’an “taksîr” (kusurlu/ihmalkâr) kabul edilir ve kendi ibadet alanının dokunulmazlık sınırını kendi eliyle düşürmüş sayılır. Bu sebeple, sütresiz namaz kılan bir kimsenin önünden geçmek isteyenleri fiilen engelleme (defetme) ve eliyle geri itme hakkı da ortadan kalkar. Ancak sütre şer’î şartlara uygun şekilde konulmuş olsaydı, önünden geçmek kesin olarak harâm (büyük günah) olur ve namaz kılana da geçeni hafifçe iterek engelleme hakkı doğardı.

Hükmün Delîlleri ve Gerekçeleri:

Allâh’u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:

وَإِذَا قُرِئَ الْقُرْآنُ فَاسْتَمِعُوا لَهُ وَأَنْصِتُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

“Kur’ân okunduğu zaman onu dinleyin ve sessiz durun (kulak verin) ki size merhamet edilsin.” [A’râf: 7/204]

Namazda Kur’ân okunurken huşû içinde olmak ve namaz kılanın dikkatini dağıtmamak esastır. Sütresiz namaz kılanın önünden geçmek, her ne kadar harâm olmasa da mûsallînin kalbini meşgul edip dinleme ve huşû kalitesini zedeleyeceği için şer’an kerahet (tenzîhî kerahet) dairesine sokulmuştur.

Allâh’u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:

 فَاتَّقُوا اللَّهَ مَا اسْتَطَعْتُمْ

“Gücünüz yettiği kadarıyla Allah’tan korkup sakının.” [Teğâbun: 64/16]

Namaz kılan kişi gücü yettiği halde önüne basit bir değnek, çanta veya seccade dahi koyarak tedbir almamışsa, şer’î korunma sınırını ihlâl ettiği için sorumluluğu (taksîri) bizzat üstlenir. Bu yüzden haramlık koruması onun için kalkar.

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:

إِذَا صَلَّى أَحَدُكُمْ إِلَى شَيْءٍ يَسْتُرُهُ مِنَ النَّاسِ فَأَرَادَ أَحَدٌ أَنْ يَجْتَازَ بَيْنَ يَدَيْهِ فَلْيَدْفَعْهُ…

“Biriniz insanlara karşı kendini siper edecek bir sütreye doğru namaz kılarken biri önünden geçmek isterse onu engellesin…” [Buhârî, Salât 100; Müslim, Salât 259]

Hadîs-i şerîfte engelleme ve defetme salahiyeti, kişinin “bir sütreye doğru” (إِلَى شَيْءٍ يَسْتُرُهُ) namaz kılması şartına bağlanmıştır. Şâfiî uleması bu şartın mefhum-u muhalifini esas alarak; sütre koymayan ihmalkâr kimsenin önünden geçeni defetme hakkının bulunmadığını açıkça hükme bağlamıştır.

İbn Abbas radîyallâhu anhumâ’dan rivayet edildiğine göre, kendisi minik bir dişi eşeğin üzerinde olduğu halde minada sahâbe saflarının önünden geçmiş ve şöyle demiştir:

وَالرَّسُولُ يُصَلِّي بِالنَّاسِ بِمِنًى إِلَى غَيْرِ جِدَارٍ، فَمَرَرْتُ بَيْنَ يَدَيْ بَعْضِ الصَّفِّ… فَلَمْ يُنْكِرْ ذَلِكَ عَلَيَّ أَحَدٌ

“Rasûlullâh (ﷺ) insanlara Mina’da duvar olmaksızın (sütresiz olarak) namaz kıldırıyordu. Ben safın bir kısmının önünden geçtim… Bunu yaptığımda hiç kimse bana karşı çıkmadı (beni engellemedi).” [Buhârî, Ezân 161; Müslim, Salât 504]

 Bu rivayette geçen “engel olunmaması/karşı çıkılmaması” fiili, sütre bulunmayan veya sütre sınırının dışında kalan durumlarda önünden geçişlerin mutlak harâm olmadığını, kerahet dairesinde bir cevaza sahip olduğunu göstermektedir.

Ömer ve İbn Mes’ûd radîyallâhu anhumâ, namaz kılanın önüne sütre koymasını şiddetle tavsiye etmişler; sütresiz namaz kılan kimsenin kendi namaz bütünlüğünü tehlikeye attığını ve bu sebeple hürmet hakkının zayıfladığını belirtmişlerdir. [Subulus-Selâm: 2/120]

Atâ bin Ebî Rabâh ve Mücâhid bin Cebr rahîmehullâhumâ da mûsallînin sütre edinmeyerek kusurlu davranması hâlinde, önünden geçen kişinin haram işlemediğini beyân etmişlerdir.

İmâm Nevevî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Eğer namaz kılanın önünde bir sütre yoksa veya sütre bulunmasına rağmen ondan çok uzakta durmuşsa, en sahih görüşe göre (el-esahh) önünden geçmek isteyen kişiyi geri itme (defetme) hakkı yoktur; çünkü sütreyi terk etmekle kendisi kusurlu davranmıştır (li-taksîrihî). Bu durumda önünden geçmek harâm olmaz, lâkin mekruhtur.” [el-Mecmû’ Şerhu’l-Mühezzeb: 3/249; Ravdatu’t-Tâlibîn: 1/296]

İmâm Şirbînî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Namaz kılan kimse sütresiz namaza durduğunda veya aradaki mesafe üç ziraı aştığında, sütre şartları ihlâl edildiği için geçene engel olamaz ve bu esnada önünden geçilmesi harâm değildir. Ancak en güzeli (evla olanı) geçmemektir; bu durumdaki kerahet ise hafif (şiddetli olmayan) bir kerahettir.” [Muğni’l-Muhtâc: 1/356]

İmâm İbn Hecer el-Haytemî, rahîmehullâh şöyle demiştir:

“Eğer mûsallî sütre edinmeyerek ihmalkârlık (taksîr) göstermişse, önünden geçmek harâm olmaz. Hatta namaz kılanın secde edebileceği asgari alan (harîm-i salât) içinden geçilse bile –râcih görüş uyarınca– mûsallînin engelleme hakkı yoktur; zira o, kendi koruma kalkanını (hürmetini) ihmaliyle kendisi düşürmüştür.” [Tuhfetü’l-Muhtâc: 2/158]

İmâm Mâverdî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Sütre koymayan namaz kılan, kendi sınırını korumaktan aciz kalmış bir muqassirdir. Bu sebeple onun önünden geçene haramlık vebâli yüklenemez; zira hadîsteki ‘üzerindeki büyük günah/vebâl’ tehdidi sadece sütreye doğru namaz kılanın önünden geçenler hakkındadır.” [el-Hâvî’l-Kebîr: 2/142]

İllet ve Hikmet:

Şer’î hükümlerde haramlık sınırı, kulun meşru kurallara riayet etmesiyle muhafaza edilir. Sütre, namaz kılanın “özel ibadet alanını” tescilleyen resmi bir işarettir. Sütre koymayan kişi bu sınırı ilan etmediği için (taksîr illeti sebebiyle), dâhilî koruma hakkını kaybeder.

Şartlar ve Sınırlar:

Sütre yokken namaz kılanın önünden geçmenin mekruh sayıldığı alan yalnızca ayakları ile secde yapacağı asgari mesafe (harîm-i salât) sınırıdır. Bu alanın dışından (örneğin secde yerinin ötesinden) geçmekte hiçbir kerahet veya günah yoktur; tamamen mübâhtır.

Eğer namaz kılan kişinin önünden geçmekten başka hiçbir çare ve yol yoksa (zaruret veya izdiham varsa), sütresiz namaz kılanın önünden geçmekte kerahet dairesi tamamen kalkar ve geçiş mübah olur.

Sütresiz namaz kılmaya başlayan birinin önüne, o namazdayken başka biri gelip sütre yerleştirirse (örneğin önüne bir çanta koyarsa), o andan itibaren sütre fiilen var olduğu için önünden geçmek derhal harâm hale gelir.

Sonuç

Şâfiî mezhebi fıkhı ve nebevi sünnet hükümleri uyarınca;

Sütre koymadan namaz kılan bir kimsenin önünden (secde alanı içinden) geçmek harâm değil, tenzîhen mekruhtur. Namaz kılan kişi sütre koymayarak ihmalkâr davrandığı için, önünden geçen kimseyi eliyle engelleme ve geri itme hakkına sahip değildir. Geçen kişi ise günahkâr (âsî) olmaz, ancak huşûa engel olmamak adına mümkün mertebe geçmemesi daha evla (uygun) kabul edilir.

Allâh Subhânehu ve Teâlâ en iyisini bilendir.
Kaan Sâlih.

Bir Cevap Yaz