«
  1. Anasayfa
  2. Fıkıh Soruları
  3. Müslüman bir kimse gayrimüslim bir akrabasının cenazesine katılabilir mi?

Müslüman bir kimse gayrimüslim bir akrabasının cenazesine katılabilir mi?

sr_cblr2

Soru: Müslüman bir kimse gayrimüslim bir akrabasının cenazesine katılabilir mi?

Cevâb: Hamd ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.

• Mes’elenin Tanımı ve Hükmü

Bir Müslümanın, gayrimüslim (kâfir) olan bir akrabasının cenâzesini yıkaması, kefenlemesi, cenâzesinin peşinden gitmesi (cenâzeye katılması) ve onu defnetmesi câizdir, ancak tercih olunan bundan sakınmasıdır.

Bununla birlikte ölen kişi gayrimüslim olduğu için onun üzerine cenâze namazı kılması, onun için Allâh’tan bağışlanma (istiğfar) dilemesi veya rahmet duâsı etmesi kesinlikle haramdır. Zîrâ kâfirler için cenâze namazı kılmak ve istiğfar etmek Kur’ân-ı Kerîm’in nassı ve icmâ ile yasaklanmıştır.

• Hükmün Delîlleri ve Gerekçeleri

Allâh’u Teâlâ, müşrik de olsa anne-baba hakkında şöyle buyurmuştur:

“Onlarla dünyâda iyi geçin/onlara iyilikle muamele edin.” [Lokman: 15]

Bu âyet, dünyevî bir iyilik ve akrabalık hakkı olarak onların cenâzesine katılmanın ve defnetmenin cevâzına delîl niteliğindedir. Meselenin dünyevî ve insânî boyutu gereği cenâzeyi yıkamak, kefenlemek, kabre taşımak ve defnetmek dînî bir tazim (yüceltme) değil, akrabalık vazifesidir. Hanefî ve Şâfiî mezhebinde bu amellerin câiz olmasının en kuvvetli delîli, Alî radîyallâhu anh’ın babası Ebû Tâlib vefât ettiğinde yaşanan hadîsedir. Alî, radîyallâhu anh, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelerek, “Senin dalâlet üzere olan ihtiyar amcan öldü.” demiş, bunun üzerine Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:

“Git ve babanı toprağa gizle (defnet). Sonra da yanıma gelinceye kadar hiçbir şey yapma (başka bir merasime katılma).” [Ebû Dâvud, 3214]

İbn Abbâs radîyallâhu anh’dan (kâfir yakın hakkında) rivâyet edildiğine göre, o şöyle demiştir:

“Cenâzesinin başında durur, onu takip eder ve defneder.” [İbnu’l-Munzîr, el-Evsat: 5/341]

İmâm Şâfiî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Bir Müslümanın, müşriklerden olan akrabasını yıkamasında, cenâzesinin peşinden gitmesinde ve onu defnetmesinde bir beis (sakınca) yoktur. Ancak onun üzerine namaz kılmaz. Nitekim Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem de Alî radîyallâhu anh’a Ebû Tâlib’i yıkamasını emretmiştir.” [el-Umm: 1/304]

İbnu’l-Munzîr rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Ebû Sevr ve Rey ehli/Hanefîler de böyle (İmâm Şâfî gibi) söylemiştir.” [el-Umm: 1/304]

İmâm Mâverdî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Müşrik olan biri öldüğünde Müslüman akrabaları varsa, onu yıkamaları, kefenlemeleri ve cenâzesinin peşinden gitmeleri (cenazeye iştirak etmeleri) câizdir… Onun yıkanması ve defnedilmesinin câiz olduğu sabit olunca; (âyetler gereği) onların üzerine namaz kılmaları ve onlar için duâ etmeleri helal olmaz.” [Mâverdî, el-Havî’l-Kebîr: 3/20]

İmâm Nevevî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Müslüman bir kimsenin, kâfir olan akrabasının cenâzesinin peşinden gitmesi câizdir… Müslümanın, akrabası olan kâfirlerin cenâzesine katılması mekruh değildir.” [el-Mecmûu: 5/144]

Tüm bunlarla birlikte Ehl-i Sünnet âlimlerinden buna cevâz vermeyen ilim ehli de vardır. Onlardan Atâ bin Ebî Rabâh rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Müslüman, kâfirin cenâzesini taşımaz ve onun kabrinin başında durmaz.” [İbnu’l-Munzîr, el-Evsat: “5/343]

İmâm Mâlik rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Müslüman, kâfir olarak ölen babasını yıkamaz, cenâzesinin peşinden gitmez ve kabrine girmez; ancak (ortada kalıp) zâyi olmasından korkarsa onu defneder/örter.”  [İbnu’l-Munzîr, el-Evsat: 5/342]

Bu itibarla kâfir olarak ölen bir kimsenin cenâzesini yıkayacak ve gömecek başkaları varken Müslümanın bundan sakınması ihtilaftan çıkması noktasında müstehâbtır.

Kâfirlere duâ ve namazın haram oluşunun delîli ise Allâh’u Teâlâ’nın şu âyetleridir:

“Akraba bile olsalar, cehennemlik oldukları belli olduktan sonra müşrikler için istiğfar etmek (Allah’tan af dilemek) ne Nebî’ye ne de müminlere yakışmaz.” [Tevbe: 9/113]

Bu âyet-i kerîme, kâfir olarak ölen bir kimsenin uhrevî akıbetinin kesinleştiğini ve bu sebeple ona edilecek bir istiğfarın İslâm akidesine aykırı düşeceğini açıkça ifade eder. İstiğfar yasağının yanı sıra, bu kimselerin üzerine cenaze namazı kılınması da kat’i bir surette yasaklanmıştır. Zîrâ cenâze namazı, özü itibarıyla ölü için bir duâ ve şefâattir. Allâh’u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:

“Onlardan ölen hiçbirinin üzerine asla namaz kılma ve kabrinin başında (duâ etmek üzere) durma! Çünkü onlar Allâh’ı ve Rasûlünü inkâr ettiler ve fâsık olarak öldüler.” [Tevbe: 9/84]

Bu ilâhî buyruklar gereğince, Müslüman bir kimsenin gayrimüslim akrabasının cenâze namazına durması, kilise veya havra gibi ibâdethanelerde icra edilen şirk içerikli âyinlere katılarak duâ etmesi İslâm âlimlerinin icmâsı ile haramdır. Şeyhu’l-İslâm İbn Teymiyye rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Kâfirler için istiğfar etmek Kitâb, Sünnet ve icmâ ile câiz değildir.” [Mecmûu’l-Fetevâ: 12/489]

• Değerlendirme ve Sonuç:

Sonuç olarak İslâm fıkhına göre, bir Müslümanın vefât eden gayrimüslim akrabasına karşı son insânî ve akrabalık görevlerini yerine getirmesinde şer’î bir yasak yoktur. Bu bağlamda, cenâzesini yıkayıp kefenleyebilir, mezara kadar cenâze merâsimine katılabilir ve onun defnedilmesini sağlayabilir.

Fakat dînin inanç ve ibâdet boyutunu ilgilendiren ritüeller/ameller kesinlikle yasaktır. Bu nedenle gayrimüslim bir akrabanın cenâze namazını kılmak, onun bağışlanması için Allâh’a istiğfarda bulunmak veya ona rahmet duâsı etmek şer’ân haram kılınmıştır.

Allâh Subhânehu ve Teâlâ en iyisini bilendir.
Kaan Sâlih.

Bir Cevap Yaz