«
  1. Anasayfa
  2. Fıkıh Soruları
  3. Zarûret hâlinde kadının erkek doktora muayene ve tedavi olmasının hükmü nedir?

Zarûret hâlinde kadının erkek doktora muayene ve tedavi olmasının hükmü nedir?

sr_cblr2

Soru: Bel rahatsızlığı nedeniyle iğne tedavisi görmesi gereken bir kadının, bulunduğu şehirde branş doktoru olarak kadın doktor bulamaması ve diğer şehirlere ulaşımının da zor olması durumunda, erkek bir doktora muayene olup tedavî olmasının dîni hükmü nedir?

Cevâb: Hamd ve hüküm yalnızca Allâh’u Teâlâ’ya mahsûstur. Salât ve selâm Muhammed aleyhisselâm’a, onun âline ve ashâbına olsun.

• Mes’elenin Tanımı ve Hükmü

Bu mesele; Müslüman bir kadının, nâmahrem olan erkek bir tabibe bedeni üzerinden tıbbi müdahalede bulundurması, iğne yaptırması ve zarûret gereği avret mahallini açması durumudur.

Kendi branşında uzman Müslüman bir kadın doktor bulunmaması, bulunsa dâhi ona ulaşmanın ciddi bir meşakkat taşıması ve hastalığın tedâvi edilmemesi durumunda bedene zarar gelme ihtimâlinin olması hâlinde, kadının erkek doktora muayene olması ve tedavî görmesi câizdir. Ancak ehil bir kadın doktor bulunduğu halde keyfi olarak erkek doktora gitmek câiz değildir ve haramdır.

Bu meselede asıl olan nâmahreme avretin kapalı tutulmasıdır; lakin tıbbi müdahale, zarûret kâidesiyle bu hükmü istisnâ kılar.

• Hükmün Delîlleri ve Gerekçeleri

Allâh’u Teâlâ, şöyle buyurmuştur:

وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا

“Mümin kadınlara söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, iffetlerini korusunlar ve kendiliğinden görünen kısımlar müstesna, zinetlerini göstermesinler.”  [Nûr: 24/31].

Ancak bu genel yasak, hayâtî bir zorunlulukla karşılaşıldığında yine Allâh’u Teâlâ tarafından genişletilmiştir:

وَقَدْ فَصَّلَ لَكُمْ مَا حَرَّمَ عَلَيْكُمْ إِلَّا مَا اضْطُرِرْتُمْ إِلَيْهِ

“Oysa O, zorda kalmanız durumu hâriç, size haram kıldığı şeyleri ayrıntılı olarak açıklamıştır.” [En’âm: 6/119]

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, tıbbi müdahaleyi teşvik ederek şöyle buyurmuştur:

تَدَاوَوْا عِبَادَ اللَّهِ، فَإِنَّ اللَّهَ لَمْ يَضَعْ دَاءً إِلَّا وَضَعَ لَهُ شِفَاءً  

“Ey Allâh’ın kulları, tedavi olunuz. Şüphesiz Allâh, yarattığı her hastalık için bir şifa da yaratmıştır.” [Ebû Dâvûd, Tıb 1; Tirmizî, Tıb 2]

Bu nasslar ışığında anlaşılmaktadır ki; haram olan bir fiil, daha büyük bir zararı (hastalık ve sakatlık gibi) def etmek amacıyla meşruiyet kazanabilmektedir.

İslâm fıkhında yer alan temel kâideler, bu meseledeki ruhsatın sınırlarını çizer:

 الضَّرُورَاتُ تُبِيحُ الْمَحْظُورَاتِ

“Zarûretler haram olan şeyleri mubah kılar.”

Normal şartlarda haram kılınan bir eylem, kişinin sağlığını, aklını veya canını koruma mecburiyeti doğduğunda geçici olarak câiz hale gelir.

الضَّرُورَةُ تُقَدَّرُ بِقَدَرِهَا

“Zarûretler kendi miktarlarınca takdir olunur.”

Bu ruhsat sınırsız değildir. Doktor, sadece tedavi için zorunlu olan bölgeyi görebilir; ihtiyacı aşan kısımların açılması helal olmaz.

İmâm İbn Kudâme rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Doktorun, (kadının) bedeninden avret olan veya olmayan yerlerden ihtiyacın gerektirdiği kadarına bakması mübahtır. Çünkü burası bir ihtiyaç mahallidir. (Erkeğin avret yerine bakması da bunun gibidir).” [el-Muğnî: 6/558]

İmâm Hatib eş-Şirbini rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“İhtiyaç anında; kan aldırmak (fasd), hacamat ve tedavi için -buna mecbur bırakan bir ihtiyaçtan dolayı cinsel organ (ferc) bölgesinde dahi olsa- bakmak ve dokunmak mübahtır. Çünkü bu durumda bunları haram kılmakta bir meşakkat (zorluk) vardır. Dolayısıyla erkeğin kadını, (kadının da) erkeği tedavi etmesi caizdir. Ancak bu işlem bir mahremin, kocanın veya güvenilir bir kadının huzurunda olmalıdır.” [Muğni’l-Muhtâc: 3/133]

Allâme Takıyyüddîn el-Hısnî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“İhtiyaç durumlarından biri de kan alma, hacamat ve hastalığın tedâvisi için yabancı kadına bakmaktır. Çünkü Ümmü Seleme radîyallâhu anha hacamat için Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’den izin istemiş, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem de Ebû Taybe’ye onu hacamat etmesini emretmiştir. Ancak halvetten (baş başa kalmaktan) korkulduğu için bu işlem koca veya bir mahremin huzurunda olmalıdır. Ayrıca onu tedâvi edecek bir kadının bulunmaması da şarttır.” [Kifayetu’l-Ahyar: 355].

• Değerlendirme (İllet ve Hikmet)

a) İllet: Avretin nâmahreme açılmasının haram kılınmasının illeti, fitneye ve ahlâki bozulmaya giden yolları kapatmaktır. İslâm fıkhında buna “Sedd-i Zerâi” denir. Ancak bedenin telef olması, şiddetli ağrı çekilmesi veya hastalığın kronikleşmesi tehlikesi, bu haramın günahını ortadan kaldıran katî bir zarûrettir.

b) Hikmet: İslâm dîni kolaylık dînidir ve beş temel gayeden biri canın ve bedenin muhafazasıdır. Hastalığın tedâvi edilmesindeki maslahat, avretin zorunlu olarak görünmesindeki mefsedetten fıkhen daha üstün tutulmuştur.

c) Şartlar ve Sınırlar: Kadının erkek doktora gitmesi ruhsatı mutlak değildir. Muayene veya iğne esnasında halvet durumunun oluşmaması için odada hastanın bir mahreminin veya hemşirenin bulunması şarttır.

d) Karşıt Görüşlerin Reddi: “Kadın ne olursa olsun erkek doktora tedâvi olamaz, gerekirse acı çeker” şeklindeki aşırı ve nassın ruhundan kopuk görüşler bâtıldır. Zîrâ Allâh Subhânehu ve Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de ızdırar hallerini haramlık hükmünden açıkça istisna etmiştir. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem de ashabını tedavi olmaya mutlak şekilde teşvik etmiştir.

• Sonuç

Zikredilen naslar ve kâideler ışığında; söz konusu hastanın bulunduğu şehirde ilgili branşta ehil bir kadın doktor bulunmadığı ve başka bir yere gitmesi meşakkatli olduğu için, belindeki rahatsızlığın tedavisini ve iğnesini erkek bir doktora yaptırmasında dînen bir sakınca yoktur, bu durum câizdir.

Ancak hasta, sadece iğne yapılacak veya tedâvi edilecek bölgeyi açmalı, zarûret miktarını aşmamalıdır. Ayrıca kapalı bir odada doktorla baş başa kalmamak adına yanında bir refakatçi veya hemşire bulundurmalıdır. Tedâvi biter bitmez tesettür derhal sağlanmalıdır.

Allâh Subhânehu ve Teâlâ en iyisini bilendir.

Kaan Sâlih.

Bir Cevap Yaz