UMRE’DE SAÇ TRAŞININ (HALK VE TAKSÎR) HÜKMÜ
Umre için saçların kazınmasının ya da kısaltılmasının hükmü nedir?
Cevâb: Hamd ve hüküm yalnızca Allâh’u Teâlâ’ya mahsustur. Salât ve selâm Muhammed aleyhisselâm’a, onun âline ve ashâbına olsun.
• Mes’elenin Tanımı ve Hükmü
Umre ibâdetinde saçı kazıtmak (halk) veya kısaltmak (taksîr); îmân ve amellerin tamâmlayıcısı olan ümre ibâdetinin ashâb-ı kirâmın uygulaması ve sünnet-i seniyye ile sâbit olan son ve vazgeçilmez bir rüknüdür/vâcibidir.
Ümre niyetiyle ihrama giren bir erkeğin veya kadının, saçı kazıtması veya kısaltması vâcibdir (nusuktur). Şer’î bir mazeret olmaksızın saçı kazıtmadan veya kısaltmadan ihramdan çıkmak câiz değildir, bâtıldır. Saç traşı yapılmadıkça ihram mahzurları kalkmaz ve ümre ibâdeti tamamlanmış sayılmaz.
Erkekler İçin: Saçın tamâmını kazıtmak (halk) en fazîletli olanıdır. Dilerse saçın tamâmından kısaltabilir (taksîr).
Kadınlar İçin: Saçı kazıtmak kesinlikle câiz değildir (harama yakın mekruhtur/yasaktır). Kadınlar için meşru olan tek hüküm, saçlarının uçlarından bir boğum kadar kısaltmaktır.
Hem erkek hem de kadın için bu rüknü yerine getirmenin şer’an asgari şartı (en az ölçüsü), en az üç tel saçın tıraş edilmesi veya kesilmesidir; üç telden azı yeterli olmaz. İmâm Nevevî rahîmehullâh, şöyle demiştir:
“Şâfii ve Ashabımızın nassına göre, tıraş veya kısaltmada en az geçerli miktar üç tel saçtır, bundan azı yeterli olmaz.” [el-Mecmû Şerhu’l-Muhezzeb: 8/200]
• Hükmün Delîlleri ve Gerekçeleri
Allâh’u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:
لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ آمِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُءُوسَكُمْ وَمُقَصِّرِينَ
“Ândolsun ki Allâh, Rasûlü’nin rüyasını hak ile doğruladı. Allâh dilerse Mescid-i Harâm’a emniyet içinde, başlarınızı kazıtmış ve kısaltmış olarak gireceksiniz…” [Fetih: 48/27]
وَلاَ تَحْلِقُوا رُؤُوسَكُمْ حَتَّى يَبْلُغَ الْهَدْيُ مَحِلَّهُ
“Kurban yerine ulaşıncaya kadar başlarınızı kazıtmayın…” [Bakara: 2/196]
Bu âyet-i kerîmelerde Allâh’u Teâlâ, Beytullâh’a giren müminlerin ihramdan çıkış nusukunu “saçlarını kazıtanlar” ve “kısaltanlar” sıfatıyla övmüş ve bu ameli hac ve umre ibâdeti için bir ibâdet rüknü kılmıştır.
Abdullâh İbn Ömer radîyallâhu anhümâ’dan rivâyet edildiğine göre Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
اللَّهُمَّ ارْحَمِ الْمُحَلِّقِينَ» قَالُوا: وَالْمُقَصِّرِينَ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: «اللَّهُمَّ ارْحَمِ الْمُحَلِّقِينَ» قَالُوا: وَالْمُقَصِّرِينَ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ فِي الثَّالِثَةِ: «وَالْمُقَصِّرِينَ»
“Allâh’ım! Saçlarını kazıtanlara rahmet et. Sahâbe: ‘Kısaltanlara da ey Allâh’ın Rasûlü?” dediler. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Allâh’ım! Saçlarını kazıtanlara rahmet et’ buyurdu. Sahâbe: ‘Kısaltanlara da ey Allâh’ın Rasûlü?’ dediler. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem üçüncü (veya dördüncü) kez sorulduğunda: ‘Kısaltanlara da’ buyurdu.” [Buhârî (1727); Müslim (1301)]
Kadınlar hakkında ise İbn Abbas radîyallâhu anhumâ’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
«لَيْسَ عَلَى النِّسَاءِ حَلْقٌ، إِنَّمَا عَلَى النِّسَاءِ التَّقْصِيرُ»
“Kadınların (saçlarını kökten) kazıtması gerekmez; kadınlara düşen ancak (saç uçlarından) kısaltmaktır.” [Ebû Dâvûd (1984); Dârekutnî (2666)]
İmâm İbnü’l-Münzir rahîmehullâh, şöyle demiştir:
“İlim ehlinden hıfzettiğimiz bütün âlimler, ihramlı erkeğin ümre ve hac sonrasında saçını kazıtmasının veya kısaltmasının gerekli olduğu ve kazıtmanın (halk) kısaltmaktan (taksîr) daha fazîletli bulunduğu hususunda icma etmişlerdir. Aynı şekilde kadınların saçlarını kazıtmayıp sadece kısaltacakları hususunda da icmâ vardır.” [İcmâ: 70]
İmâm Nevevî rahîmehullâh, şöyle demiştir:
“Âlimler, kadına saçını tamamen kazıtmanın emredilmeyeceği, aksine onun vazifesinin saçından kısaltmak olduğu hususunda icma etmişlerdir… Erkek için ise Kur’ân’ın ve Sünnet’in zahiri sebebiyle kazıtmak (halk) daha fazîletlidir.” [el-Mecmû Şerhu’l-Muhezzeb: 8/204]
İmâm Şafii rahîmehullâh, şöyle demiştir:
“Kişi mu’temir (umre yapan kimse) olur ve beraberinde de hedy (kurbanlık) bulunursa (Safa ve Merve’yi) bitirdikten sonra kurbanını keser, ardından da saçını tıraş eder veya kısaltır. Tıraş olmak daha faziletlidir. (Bunu yaptığında) umresini tamamlamış olur.” [Mâverdî, el-Havi’l-Kebîr: 4/162]
Yine kadınlar hakkında şöyle demiştir: “Kadınların tıraş olması gerekmez, ancak kısaltırlar.” [Mâverdî, el-Havi’l-Kebîr: 4/160]
• Değerlendirme (İllet ve Hikmet)
a) İllet (Hükmün Gerekçesi): Saç kesiminin (halk veya taksîr) emredilmesinin illeti, Allâh’u Teâlâ’nın umre ibâdetinin sona ermesini ve ihrâmdan çıkışı bu amele bağlamış olmasıdır.
b) Hikmeti: Saç, insânın dünyevî zinetlerinden ve kibir vesîlelerinden biridir. Kişinin Allâh Subhânehu ve Teâlâ’nın huzurunda başını kazıtması veya saçını kestirmesi; O’na olan tam teslimiyetini, kulluğunu, tevâzusunu ve nefsin arzularını Allâh rızâsı için terk ettiğini simgeler.
c) Kadınlarda Kısaltma Hikmeti: Kadının saçı onun fıtrî zinetidir. Saçın kazıtılması kadın için bir “müsle” (uzuv tahribi/çirkinleştirme) hükmündedir. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem kadınların fıtratını muhafaza etmek adına onlara yalnız kısaltmayı emretmiştir.
• Sonuç:
Umrenin sonunda saçın kesilmesi; tıpkı ihrâma girmek, Kabe’yi tavaf etmek ve sa’y yapmak gibi umrenin zorunlu bir rüknüdür. Bu eylem yapılmadan ihramdan çıkılamaz. Erkeklerin saçlarını usturayla tamâmen kazıtmaları, kısaltmalarına göre çok daha faziletli ve sevâblıdır. Kadınların ise saçlarını kazıtmaları yasaklanmış (mekruh) olup, saçlarının uçlarından bir miktar (parmak ucu kadar) kesmeleri gerekir. Hem kadın hem erkek için rüknün geçerli sayılmasının en alt sınırı ise en az üç tel saçın kesilmesidir. Kesme işlemi yapıldıktan sonra umre tamâmlanır ve ihram yasakları biter.
Allâh Subhânehu ve Teâlâ en iyisini bilendir.
Kaan Sâlih.

