«
  1. Anasayfa
  2. Fıkıh Soruları
  3. Kendi umremi yaptıktan sonra başkası için umre yapabilir miyim?

Kendi umremi yaptıktan sonra başkası için umre yapabilir miyim?

sr_cblr2

KENDİ ÜMRESİNİ YAPAN BİR KİMSENİN
BAŞKASI ADINA UMRE YAPMASININ HÜKMÜ

Selâmun aleyküm. Ben kendi umremi yaptıktan sonra, kardeşim için ya da diğer Müslümanlar için umre yapabilir miyim?

Cevâb: Ve aleyküm selam. Hamd ve hüküm yalnızca Allâh’u Teâlâ’ya mahsûstur. Salât ve selâm Muhammed aleyhisselâm’a, onun âline ve ashâbına olsun.

• Mes’elenin Tanımı ve Hükmü

Bu mesele; aslî ümresini edâ etmiş bir kimsenin, vefât etmiş veya iyileşme ümidi kalmamış müzmin hasta yahut binek üzerinde duramayacak kadar yaşlı (ma’żûb) yahut bulunduğu beldeden çıkmasına hiçbir zaman izin verilmeyen bir dîn kardeşi adına (niyâbeten/bedel olarak) umre yapması hususudur.

Kendi üzerindeki umreyi tamâmlamış olan bir kimsenin, vefât etmiş veya çeşitli sebeblerle acziyet içerisinde bulunan bir kimse adına niyâbeten umre yapması câizdir ve geçerlidir (mübahtır). Ancak, bizzat umre yapmaya bedenî ve malî imkânı yeten, sağlığı yerinde (sahîh) bir kimse adına hayatta iken başkasının ümre yapması câiz değildir, bâtıldır. Ayrıca, henüz kendi üzerindeki (farz) umreyi yapmamış bir kimsenin başkası adına niyâbete kalkışması da câiz değildir; bu durumda niyet başkasına yapılmış olsa dâhi ihram kişinin kendisi adına geçerli olur.

• Hükmün Delîlleri ve Gerekçeleri

Allâh’u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:

وَأَتِمُّوا الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ لِلَّهِ

“Haccı ve ümreyi Allâh için tamamlayın.” [Bakara: 2/196]

Bu âyet-i kerîme, başkası adına niyâbeten girilen bir ümre ibâdetinin dahi Allâh rızası için eksiksiz bir şekilde sonuna kadar edâ edilmesinin vâcib olduğunu beyan eder.

وَلِلَّهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًا

“Yoluna gücü yetenlerin Beyt’i haccetmesi, Allâh’ın insânlar üzerindeki bir hakkıdır.” [Âl-i İmrân: 3/97]

Bu âyet-i kerîme ise kişinin hac için gerekli olan imkânları elde etmesi hâlinde; hac ibâdetinin kendi üzerine farz olacağını, bu durumda mutlaka bizzat kendisinin yerine getirmesinin gereğini ve başkasının onun adına yapmasının câiz olmadığını ifâde eder. Hastalık, hapis, fakirlik gibi sebeplerle imkân bulamayan kimseler, hac yoluna güç yetiremeyen kimselerdir. Hac için geçerli olan bu hükümler, umre için de aynen geçerlidir.

Ebû Razîn el-Ukeylî radîyallâhu anh’dan nakledildiğine göre, o şöyle demiştir:

 قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَبِي شَيْخٌ كَبِيرٌ لَا يَسْتَطِيعُ الْحَجَّ وَلَا الْعُمْرَةَ وَلَا الظَّعْنَ، قَالَ: «احْجُجْ عَنْ أَبِيكَ وَاعْتَمِرْ

“Ey Allâh’ın Rasûlü! Benim babam çok yaşlı bir ihtiyardır ne haccetmeye ne umre yapmaya ne de binek üzerinde yolculuk etmeye gücü yeter.” Nebî aleyhisselâm şöyle buyurdu: “Babanın yerine haccet ve ümre yap.” [Ebû Dâvûd (1810); Ahmed (16190)]

Bu hadîs, bedenî acziyet içerisinde bulunan kimse adına hem haccın hem de umrenin vekâleten/niyâbeten yapılabileceğine dair en sarîh delîldir.

İbn Abbâs radîyallâhu anhümâ’dan rivâyet edildiğine göre:

أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ سَمِعَ رَجُلًا يَقُولُ: لَبَّيْكَ عَنْ شُبْرُمَةَ، قَالَ: «مَنْ شُبْرُمَةُ؟» قَالَ: أَخٌ لِي أَوْ قَرِيبٌ لِي، قَالَ: «أَحَجَجْتَ عَنْ نَفْسِكَ؟» قَالَ: لَا، قَالَ: «حُجَّ عَنْ نَفْسِكَ ثُمَّ حُجَّ عَنْ شُبْرُمَةَ»

“Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem bir adamın ‘Şubrume adına lebbeyk!’ dediğini işitti. ‘Şubrume kimdir?’ diye sordu. Adam: ‘Bir kardeşim yahut akrabamdır’ dedi. Nebî aleyhisselâm: ‘Kendi adına haccettin mi?’ diye sordu. Adam: “Hayır” cevabını verince, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Önce kendi adına haccet, sonra Şubrume adına haccet’ buyurdu.”  [Ebû Dâvûd (1811); İbn Huzeyme (2903)]

İmâm Şâfiî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Hac ile umrenin hükmü birdir; kişiye niyâbeten hac edâ edildiği gibi ümre de edâ edilir. Ancak buluğa ermiş, hür ve Müslüman olup daha önce kendi adına umre yapmış kimseden başkasının umresi o şahıs adına geçerli olmaz.” [el-Umm: 2/139]

İmâm Nevevî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Şâfiî ve ashabımız dediler ki: Üzerinde İslâm fardı olan bir kimsenin başkası adına haccetmesi câiz olmadığı gibi, üzerindeki fard ümreyi edâ etmemiş kimsenin de başkası adına ümre yapması câiz değildir. Eğer başkası adına ihrama girerse, bu ihram başkası adına değil, kendisi adına gerçekleşir. Bu bizim mezhebimiz olup İbn Abbâs, el-Evzâî, Âhmed b. Hanbel ve İshâk b. Râhûye’nin de görüşüdür.” [el-Mecmû’ Şerhu’l-Muhezzeb: 7/118]

• Değerlendirme (İllet ve Hikmet)

a) İllet (Hükmün Gerekçesi): Niyâbetin câiz olmasının illeti, temsil edilen (adına umre yapılan) kimsenin ölüm yahut iyileşmesi imkânsız olan sürekli bir bedenî acziyet sebebiyle Beytullâh’a ulaşmaktan tamâmen mahrum olmasıdır.

b) Hikmeti: Allâh Subhânehu ve Teâlâ, kullarına rahmeti sebebiyle, bedenî olarak Beytullâh’a gitme imkânını kaybetmiş yahut vefât etmiş müminlerin İslâm nusuklarından mahrum kalmamasını ve arkalarında bıraktıkları hayırlı evlat veya dostların duâ ve amellerinden istifâde etmelerini meşru kılmıştır.

c) Kendi Adına Ümre Yapmış Olma Şartının Hikmeti: Kişi evvelâ kendi zimmetindeki farz olan umreyi ödemekle mükelleftir. Zimmetinde Allâh’u Teâlâ’nın farzı dururken başkasının zimmetini temizlemeye kalkışmak şer’î düzenle çelişir.

• Sonuç

Kendi üzerindeki farz ümreyi edâ etmiş olan bir mümin; vefât etmiş veya felç, ileri yaşlılık gibi sebeblerle Beytullâh’a gitmesi süresiz olarak imkânsızlaşmış dîn kardeşi yahut akrabası adına umre yapabilir. Niyâbeten ihrama girerken Mîkat sınırında veya Mîkat dışından “Allâh’ım! Falan kimse adına umre yapmaya niyet ettim, senin için lebbeyk” diyerek niyet etmeli ve nusuku tamâmlamalıdır.

Ancak sağlıklı ve bizzat umre yapmaya muktedir hayattaki bir kimse adına umre yapılamaz; yapılırsa geçersiz olur.

Allâh Subhânehu ve Teâlâ en iyisini bilendir.
Kaan Sâlih

Bir Cevap Yaz