EŞE ÜZERİNE EVLENMEME ŞARTI KOŞMANIN
VE NİKÂHIN HÜKMÜ
Eşim, nikâh akdimizde “üzerime nikâh kıymamayı” şart koştuğum hâlde, üzerime nikâh kıydı. Benim nikâhımın hükmü nedir? Evliliğim devam ediyor mu yoksa bitti mi?
Cevâb: Hamd ve hüküm yalnızca Allâh’u Teâlâ’ya mahsûstur. Salât ve selâm Muhammed aleyhisselâm’a, onun âline ve ashâbına olsun.
• Mes’elenin Tanımı ve Hükmü
Bu mes’ele, kadının nikâh akdi esnâsında veya öncesinde kocasına “kendisinin üzerine başka bir kadınla nikâh kıymaması” (üzerine kuma getirmemesi) şartını koşması ve kocanın bu şartı ilzâm ederek kabul etmesine rağmen, daha sonra şartı ihlâl edip ikinci bir evlilik yapması durumudur.
Evlilik akdi kıyılırken koca adayına koşulan “üzerime başka bir kadınla evlenmeme” veya “üzerime kuma getirmeme” şeklindeki şartlar, İslâm fâkihlerinin cumhûruna göre aslen bâtıldır (hükümsüzdür). Ancak bu tür gayr-i meşrû şartların bâtıl sayılması, akdedilen nikâhın kendisini ittifakla feshetmez veya geçersiz kılmaz. Nikâh akdi, rükünleri ve şartları tamâm olduğu sürece meşrûiyetini ve geçerliliğini aynen korur.
Dolayısıyla kocanızın koyduğunuz şartı çiğneyerek ikinci bir kadınla evlenmesi durumunda, birinci eş olarak sizin nikâhınız kendiliğinden sona ermez, düşmez veya fesholmaz; hukûken ve dînen evliliğiniz kesintisiz biçimde devam etmektedir.
Fıkıh kâidesi uyarınca akitlerdeki şartlar ikiye ayrılır: Akdin muktezâsına (gereğine) uygun olanlar ve akdin muktezâsına aykırı olanlar. Bu tür şartlar nikâhın asıl gâyesi ve ruhu olan eşlerin birbirlerinden helâl yoldan faydalanmasını (istimtâ’) doğrudan engellemediği için akdin aslını zedelemez; fakat erkeğin dînen kendisine bahşedilen mubâh evlenme hakkını tamâmen kısıtladığı ve akdin şer’î neticelerine aykırı düştüğü için şartın kendisi lagv (hükümsüz) sayılır.
• Hükmün Delîlleri ve Gerekçeleri
Allâh’u Teâlâ, erkekler için birden fazla kadınla evlenebilme meşrûiyetini nass ile sabit kılarak şöyle buyurmaktadır:
فَانْكِحُوا مَا طَابَ لَكُمْ مِنَ النِّسَاءِ مَثْنَىٰ وَثُلَاثَ وَرُبَاعَ
“Hoşunuza giden kadınlardan ikişer, üçer ve dörder nikâhlayın.” [Nisâ Sûresi: 4/3]
Âyet-i kerîme, erkeğe dörde kadar evlenme hususunda mutlak bir şer’î mubâhlık (ibâha-i şer’iyye) ve ruhsat tanımaktadır. Kulların kendi aralarında yapacakları akitler veya koyacakları şartlar, Şâri’in (Allâh’u Teâlâ’nın) meşrû kıldığı mutlak bir hakkı kaldıramaz veya haram kılamaz. Kadının “üzerime evlenmeyeceksin” şartı, Şâri’in taayyün ettiği bu meşrû hakkı kısıtlama ve mubâhı fiilen yasaklama mahiyeti taşıdığından, Nass-ı İlâhî’ye muârazat teşkil eder. Şer’î nassa aykırı olan her şart ise hukûken geçersiz olmaya mahkûmdur.
Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
الْمُسْلِمُونَ عَلَى شُرُوطِهِمْ إِلَّا شَرْطًا حَرَّمَ حَلَالًا أَوْ أَحَلَّ حَرَامًا
“Müslümanlar koştukları şartlara bağlıdırlar. Ancak helâli haram kılan yahut haramı helâl kılan şart müstesnâdır.” [Tirmizî (1402)]
Hadîs-i şerîf, akitlerde şartlara uyma sorumluluğuna genel bir esas getirmekle birlikte, istisnâî sınırı da sarih bir şekilde çizmiştir. Erkeğin birden fazla kadınla evlenmesi Allâh’ın helâl kıldığı bir fiildir. Kadının “üzerime evlenmeyeceksin” şartı kabul edildiği takdirde, erkeğe helâl olan birden fazla evlilik fiili haram hâle getirilmiş olur. Dolayısıyla bu şart, “helâli haram kılma” kabilinden bir şart olduğu için hadîsin sarâhatiyle istisnâ kapsamına girer ve bâtıl sayılır.
Yine Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
مَا كَانَ مِنْ شَرْطٍ لَيْسَ فِي كِتَابِ اللَّهِ فَهُوَ بَاطِلٌ
“Allâh’ın Kitâbı’nda (hükmünde ve şerîatında) esası olmayan her şart bâtıldır (geçersizdir).” [Buhârî (2060); Müslim (1504)]
Bu hadîste geçen “Allâh’ın Kitâbı’nda olmamak” ifâdesi; Allâh’ın şerîatına, ahkâmına ve akitlerin şer’î esaslarına uygun olmamak anlamındadır. Şerîat nikâh akdini meşrû kılarken erkeğe taaddüd-i zevcât (birden fazla eş) hakkı tanımıştır. Bu hakkı ortadan kaldıran bir şart, Allâh’ın koyduğu akit ahkâmının ruhuna aykırıdır. Hadîsin mantûku uyarınca, Şerîat’ın ilkelerine aykırı olan şartın kendisi ilga edilir (bâtıl kılınır); ancak meşrû şartlarla kurulmuş olan nikâhın meşrûiyeti muhafaza edilir.
Ömer radîyallâhu anh döneminde bir adam, karısını kentin dışına çıkarmama şartıyla evlenmiş, fakat Ömer radîyallâhu anh bu şartı iptal ederek şöyle buyurmuştur:
“Kadın kocasının yanındadır (koca nereye giderse eşi de onunla gitme hakkına sahiptir).” [Beyhakî, el-Kubrâ: 7/408]
Ömer radîyallâhu anh, erkeğin yerleşim yerini tayin etme şer’î hakkını kısıtlayan şartı bâtıl saymış, fakat taraflar arasındaki nikâhı feshetmeyip geçerli saymaya devam etmiştir. Bu uygulama, akde eklenen bâtıl şartın akdin kendisini bozmayıp sadece şartın kendisini düşüreceğine delâlet eder.
İbn Abbas radîyallâhu anhumâ, kendisine gelip nikâh esnâsında kocasının üzerine evlenmemesi veya ayrılık yetkisi gibi şartlar koştuğunu söyleyen bir kimseye şöyle demiştir:
“Sünnete aykırı davrandın. Nikâh geçerlidir (câizdir), koştuğun şart ise geçersizdir (bâtıldır).” [Beyhakî, el-Kubrâ: 7/408]
İbn Abbas radîyallâhu anhumâ, eş üzerine evlenmeme şartını sarih bir dille “Sünnet’e (şer’î kurala) aykırı” olarak nitelendirmiş ve ikili bir ayırıma gitmiştir: Akdin sıhhati ile şartın sıhhatini birbirinden ayırmıştır. Şartın bâtıl olması akde sirâyet etmez; nikâh hukûken geçerliliğini sürdürür.
Alî radîyallâhu anh da bu konuda şu temel ilkeyi va’z etmiştir:
“Allâh’ın şartı, kadının şartından önceden gelir (daha hakkedicidir ve önceliklidir).” [İbn Ebî Şeybe, el-Musannef: 3/500]
Alî radîyallâhu anh, Şâri’in koyduğu hükümler ve izinler ile kulların irâdeleriyle koştukları şartlar çakıştığında, Şâri’in şartının/hükmünün esas alınacağını beyan etmiştir. Allâh’ın erkeğe tanıdığı evlenme hakkı “Allâh’ın şartı” iken, kadının bunu engelleme isteği “kadının şartı”dır; dolayısıyla Allâh’ın hükmü takdim edilir.
İmâm Şâfiî rahîmehullâh, şöyle demiştir:
“Bir kimse bir kadınla, kadının kocasının evinden dilediği zaman çıkabilmesi, başka bir şehre çıkarılmaması, üzerine başka bir kadınla evlenilmemesi veya üzerine câriye alınmaması şartıyla evlense; nikâh geçerlidir (câizdir), koşulan şart ise bâtıldır.” [el-Umm: 5/80]
İmâm Şîrâzî rahîmehullâh bu hükmün fıkhî gerekçesini (illetini) şöyle açıklamıştır:
“Eğer erkek, kadının üzerine câriye almayacağı veya onu başka bir memlekete nakletmeyeceği şartıyla evlenirse şart bâtıldır. Çünkü akdin gereğine aykırıdır. Fakat nikâh akdi iptal olmaz; zîrâ bu şart nikâhın asıl amacı olan istimtâ’ı (evlilikten faydalanmayı ve karı-koca hayatı yaşamayı) engellemez.” [Şîrâzî, el-Muhezzeb: 2/448]
• Değerlendirme ve Sonuç
Nikâh kıyılırken eşinize kabul ettirdiğiniz “üzerime nikâh kıymama” veya “kuma getirmeme” şartı, İslâm âlimlerinin çoğunluğuna (cumhûra) göre hukûken ve dînen geçersiz (bâtıl) bir şarttır.
Ancak fıkıh kâideleri uyarınca müfsid olmayan bâtıl şartlar akdi ibtâl etmez. Dolayısıyla bu şartın hükümsüz sayılması, sizin kıydırdığınız nikâh akdini asla geçersiz kılmaz. Nikâh akdiniz âlimlerin ittifakıyla geçerli bir şekilde devam etmektedir. Eşinizin bu şartı çiğneyerek ikinci bir evlilik yapmış olması, sizin nikâhınızı düşürmez, nikâhınızı feshetmez ve evliliğiniz kesinlikle sona ermiş sayılmaz.
Bu hükmün temelde iki fıkhî illeti vardır:
1. Erkeğin ikinci bir eşle evlenmesinin Şerîat katında aslen helâl ve meşrû bir hak olması.
2. Birinci nikâhın ancak meşrû bir talak (boşama) lafzı, boşanma irâdesi veya yetkili bir kadının/hâkimin fesh etmesi ile ortadan kalkabilmesidir. Nikâhtaki geçersiz bir şartın ihlâl edilmesi, otomatik bir talak (boşanma) neticesi doğurmaz.
Allâh Subhânehu ve Teâlâ en iyisini bilendir.
Kaan Sâlih.

