«
  1. Anasayfa
  2. Fıkıh Soruları
  3. Gusül Abdesti Alırken Abdestin Bozulmasının Hükmü

Gusül Abdesti Alırken Abdestin Bozulmasının Hükmü

sr_cblr2

BANYODA GUSÜL ABDESTİ ALIRKEN ABDESTİN BOZULMASININ HÜKMÜ

Banyoda gusül abdesti alırken abdesti bozacak bir durum (küçük hades) yaşanırsa, bu guslün hükmü nedir? Kişinin guslü geçerli olur mu, yoksa yeniden mi gusletmesi gerekir ve namaz kılabilmek için ne yapmalıdır?

Cevâb: Hamd ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.

• Mes’elenin Tanımı ve Hükmü:

Büyük hükmî kirlilik olan cünüplük, hayız ve nifâs gibi hallerden temizlenmek amacıyla yapılan gusül (tahâret-i kübrâ) esnâsında; idrar çıkması, yellenme, mezi akması, fercin el ayasıyla doğrudan teması gibi küçük hadesi (abdesti bozan durumları) gerektiren bir durumun meydana gelmesi, Şâfiî mezhebi ve cumhûr-u fukahâ nezdinde guslün geçerliliğine kat’iyyen zarar vermez. Gusül esnâsında vuku bulan küçük hadesler büyük temizlik ameliyesini (guslü) yarıda kesmez ve iptal etmez. Kişi, gusül abdestine kaldığı yerden devam ederek bütün bedenini kuru yer kalmayacak şekilde yıkamak sûretiyle guslünü tamamlar; cünüplük veya diğer büyük hades hali üzerinden kalkmış (mürtefi) olur.

Ancak, gusül esnâsında veya guslün tamâmlanmasından hemen önce meydana gelen bu küçük hades sebebiyle, guslün mukaddimesinde veya dâhilinde alınmış olan abdest (tahâret-i suğrâ) bozulmuş kabul edilir. Bu sebeple, guslün içindeki küçük hadesin “büyük temizliğin içinde eriyip gitmesi” kuralı bu arızî durumla kesintiye uğrar. Netice itibarıyla, kişi cünüplükten temizlenmiş olsa dahi küçük hadesten temizlenmiş sayılmaz. Dolayısıyla, namaz kılmak, Kâbe’yi tavâf etmek veya Mushaf’a dokunmak gibi yalnızca abdestli olarak yapılabilecek ibâdetleri ifâ edebilmesi için gusülden sonra (yahut gusül esnasında yarım kalan uzuvlarını yıkarken) yeniden namaz abdesti alması farzdır.

Hükmün Delîlleri ve Gerekçeleri:

Allâh Subhânehu ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:

وَإِنْ كُنْتُمْ جُنُبًا فَاطَّهَّرُوا

“Eğer cünüp iseniz, iyice temizlenin (boy abdesti alın).” [Mâide: 5/6]

Allâh Subhânehu ve Teâlâ, cünüplükten temizlenmek için bedenin tamâmının su ile yıkanmasını mutlak olarak emreder. Âyet-i kerîme, guslün geçerliliği için küçük hadeslerden uzak durulmasını bir ön şart olarak koşmamıştır. Dolayısıyla büyük hadesi gidermek için bedeni yıkarken araya giren küçük hadesler, bedenin tamâmını yıkama (tathîr) farziyetini ihlâl etmediği için guslü iptal etmez.

Allâh Subhânehu ve Teâlâ, başka bir âyetinde şöyle buyurmaktadır:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا قُمْتُمْ إِلَى الصَّلَاةِ فَاغْسِلُوا وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُوا بِرُؤُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَيْنِ

“Ey îmân edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedip topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın.” [Mâide: 5/6]

Bu âyet, namaz kılacak kimsenin küçük hadesten (abdestsizlikten) temizlenmesini emretmektedir. Gusül esnasında küçük hades meydana gelen kişi, cünüplüğü kalksa dahi bu âyetin hükmü gereğince abdestsiz sayılacağından, namaz kılabilmesi için ayrıca bu uzuvları yıkayarak şer’î abdestini ikmâl etmek zorundadır.

Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:

الْمَاءُ مِنَ الْمَاءِ

“Su, ancak sudan (meni çıkmasından) dolayıdır.” [Müslim, Hayz 83]

Hadîs-i şerîf, gusül ile abdestin sebeplerinin ve mahiyetlerinin birbirinden farklı olduğunu göstermektedir. Guslün sebebi büyük hades (meni çıkması/cünüplük) iken, abdestin sebebi küçük hadeslerdir. İki ibâdetin sebep ve hükümleri ayrı olduğundan, küçük hadeslerin meydana gelmesi kendi hükmünü (abdesti) bozsa da büyük hadesin temizliğini (guslü) doğrudan etkilemez ve bozmaz.

İbn Abbâs radîyallâhu anhumâ, guslederken abdesti bozulan kimse hakkında şöyle demiştir:

“Guslünü tamamlar ve namaz için abdest alır.” [İbn Ebî Şeybe, el-Musannef: 1/141]

Süleymân bin Yesâr rahîmehullâh şöyle demiştir:

“Kişi cünüplükten guslederken abdesti bozulursa (küçük hades vaki olursa), abdest alır.” [Abdurrezzâk, el-Musannef: 1/256]

İmâm Mâverdî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Cünüp olan kimse guslederken küçük bir hades (abdesti bozan bir durum) meydana gelirse, cünüplük temizliği (gusül) küçük hadesle bozulmayacağı için (lâ yentakıdu) yıkanmasını yeniden başlatması gerekmez.” [el-Hâvî’l-Kebîr: 1/226]

İmâm Nevevî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Gusül esnasında abdesti bozan bir durum (küçük hades) meydana gelirse, mezhebimizin sahih olan görüşüne göre gusül bâtıl olmaz. Kişi guslünü tamamlar, ancak namaz kılabilmesi için ayrıca abdest alması gerekir.” [el-Mecmû’ Şerhu’l-Mühezzeb: 2/221]

İmâm İbn Hecer el-Haytemî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Gusül esnasında abdesti bozan bir durum meydana geldiğinde, bu durum guslün geçerliliğine zarar vermez. Çünkü büyük temizlik, küçük hades ile kesintiye uğramaz. Kişi guslü bitirdikten sonra namaz kılmak için abdest alır.” [Tuhfetü’l-Muhtâc fî Şerhi’l-Minhâc: 1/260]

İllet ve Hikmet:

Şer’î hükümlerde tahâret (temizlik) iki ana sınıfa ayrılır: Büyük tahâret (gusül) ve küçük tahâret (abdest). Büyük tahâret, hüküm yönünden daha kuvvetli ve daha kapsamlıdır. Küçük hades, kendi sınırları içinde kalır ve yalnızca abdesti bozar; bedenin tamâmına sirâyet eden cünüplük gibi büyük bir hükmî hâli geriye döndüremez. Dolayısıyla gusül esnâsında idrar veya yellenme gibi küçük hadeslerin vuku bulması, bedenden cünüplüğün kalkma sürecini kesintiye uğratmaz (illet birliği yoktur).

• Şartlar ve Sınırlar:

1. Guslün geçerli olması için, küçük hadis oluştuktan sonra dahi bedenin henüz yıkanmamış olan kısımlarının tamâmen yıkanması şarttır.

2. Kişi guslü bitirdiğinde, büyük hadesten (cünüplükten) temizlenmiş olur ancak küçük hades (abdestsizlik) devam ettiği için namaz kılamaz. Namaz kılabilmek için müstakil bir namaz abdesti alması şarttır.

Karşıt Görüşün Reddi:

İbrâhîm en-Nehaî gibi bazı selef ulemâsı, “guslü yeniden başlatır” (iâde eder) görüşündedir. [İbn Ebî Şeybe, el-Musannef: 1/142]

Bu görüş, gusül ile abdestin birbiriyle bütünleşmesi ilkesine aşırı bir mânâ yüklemelerinden kaynaklanır. Lakin Şâfiî mezhebi ve âlimlerin cumhûru, guslün asıl amacının bedenin yıkanarak büyük hadesten temizlenmesi olduğunu, küçük hadesin ise sadece ilgili uzuvlar üzerinde namaz engelleyici bir vasıf olduğunu ortaya koyarak bu aşırı yorumu reddetmiş ve guslün geçerli olduğunu sarâhaten beyân etmişlerdir.

Sonuç:

Şâfiî mezhebi ve âlimlerin çoğunluğuna göre; banyoda cünüplük veya hayız gibi bir sebeple gusül abdesti alırken abdesti bozacak (yellenme, idrar, ferce dokunma vb.) bir durumun yaşanması, guslü kat’iyyen iptal etmez veya geçersiz kılmaz. Kişi guslünü normal şekilde tamamlar ve büyük hadesten (cünüplükten) kurtulur. Ancak küçük hades vuku bulduğu için gusül ile beraber elde edilen namaz abdesti bozulmuş olur. Kişinin namaz kılabilmesi, Mushaf’a dokunabilmesi veya tavâf edebilmesi için gusülden sonra (yahut gusül esnasında) yeniden normal namaz abdesti alması farzdır.

Allâh Subhânehu ve Teâlâ en iyisini bilendir.
Kaan Sâlih.

Bir Cevap Yaz