NİKÂH ESNÂSINDA BİZZAT VELÎNİN BULUNMASI
VE VEKÂLET VERMESİNİN HÜKMÜ
Nikâh esnâsında velînin bizzat mecliste bulunması şart mıdır? Velîden izin alınsa fakat velî nikâh anında orada bulunmasa, kıyılan nikâh geçerli olur mu?
Cevâb: Hamd ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.
• Mes’elenin Tanımı ve Hükmü
Şâfiî mezhebine ve âlimlerin çoğunluğuna göre; nikâh akdinin sıhhati ve geçerliliği için kadının velîsinin (veya onun şer’î vekilinin) akit meclisinde bizzat hazır bulunması ve îcabı (evlendirme lafzını) bizzat telaffuz etmesi şarttır. Kadının velîsiz olarak kendi kendine nikâh kıyması veya kendi adına birini vekîl tayin etmesi kesinlikle bâtıldır; kadın nikâhta velâyet veya vekâlet yoluyla hiçbir şekilde söz sâhibi (mümessil) olamaz.
Velînin nikâh esnâsında bizzat mecliste hazır bulunmamasının hükmü ise iki farklı sûrette tecellî eder:
1. Velînin Vekil Tâyin Etmesi Durumu (Geçerli Sûret): Velî, nikâh meclisinde bizzat bulunamayacaksa; kendisi gibi velâyet ehliyetine sâhip (Müslüman, âkil, bâliğ, hür, erkek) bir kimseyi nikâhı kıyması için şer’î vekil (vekil-i velî) tâyin ederse, bu vekilin mecliste hazır bulunarak koca ile akdi gerçekleştirmesi durumunda nikâh ittifakla geçerlidir. Burada vekil, velînin şer’î temsilcisi (sefîri) hükmündedir.
2. Velînin Sadece İzin Verip Vekil Tâyin Etmemesi Durumu (Bâtıl Sûret): Velînin uzaktan sadece “Ben bu evliliğe izin verdim/rızâ gösterdim” demesi, ancak kendisi mecliste bulunmadığı gibi, yerine nikâhı kıyması (îcabı yapması) için hiçbir şer’î vekil tâyin etmemesi durumunda, kıyılan nikâh kesinlikle bâtıldır (geçersizdir). Zîrâ nikâh, lafızların (îcab ve kabulün) şâhitlerin huzurunda taraflarca tediye edilmesiyle kurulan şer’î bir akittir. Akit esnâsında velî veya onun yetkilendirdiği bir vekil hazır bulunup “Kızımı seninle evlendirdim” lafzını söylemedikçe, sadece gıyabî bir “izin” ile nikâh akdedilemez.
• Hükmün Delîlleri ve Gerekçeleri:
Allâh’u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:
وَإِنْ خِفْتُمْ أَلَّا تُقْسِطُوا فِي الْيَتَامَى فَانْكِحُوا مَا طَابَ لَكُمْ مِنَ النِّسَاءِ
“Eğer yetim kızlar hakkında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, size helâl olan diğer kadınlardan evlenin.” [Nisâ: 3/3]
Âyet-i kerîmedeki “evlendirin” ve “evlenin” hitapları ile şer’î yetki velîlere verilmiştir. Akit yapma salahiyeti doğrudan velîye ait bir hak olduğu için, velînin kendisi veya gıyabında tasarrufta bulunacak mûtemed vekili akit meclisinde bulunmalıdır. Velîden sadır olan mutlak bir izin, şer’î îcab lafzı yerine geçemez.
Allâh’u Teâlâ, başka bir âyetinde şöyle buyurmaktadır:
وَلَا تَنْكِحُوا الْمُشْرِكِينَ حَتَّى يُؤْمِنُوا
“Îmân edinceye kadar müşrik erkekleri (mümin kadınlarla) evlendirmeyin.” [Bakara: 2/221]
Bu ilâhî hitapta evlendirme nehyi doğrudan kadınların velîlerine yöneltilmiştir. Hitabın velîye yapılması, nikâh akdini kurma ve bağlama yetkisinin kadına değil velîye âit olduğunu kesin olarak ispat eder. Velî veya onun yetkili vekili mecliste hazır bulunup akit sözleşmesini bizzat kurmadıkça nikâh gerçekleşmez.
Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur:
لَا نِكَاحَ إِلَّا بِوَلِيٍّ
“Velî olmaksızın nikâh yoktur (geçerli değildir).” [Ebû Dâvûd, Nikâh, 19; Tirmizî, Nikâh, 14]
أَيُّمَا امْرَأَةٍ نَكَحَتْ بِغَيْرِ إِذْنِ وَلِيِّهَا فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ، فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ، فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ
“Velîsinin izni olmadan evlenen hangi kadın olursa olsun, onun nikâhı bâtıldır, onun nikâhı bâtıldır, onun nikâhı bâtıldır.” [Ebû Dâvûd, Nikâh, 20; Tirmizî, Nikâh, 14]
أَيُّمَا امْرَأَةٍ نَكَحَتْ بِغَيْرِ إِذْنِ وَلِيِّهَا، فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ، فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ، فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ، فَإِنْ دَخَلَ بِهَا فَلَهَا الْمَهْرُ بِمَا اسْتَحَلَّ مِنْ فَرْجِهَا، فَإِنِ اشْتَجَرُوا فَالسُّلْطَانُ وَلِيُّ مَنْ لَا وَلِيَّ لَهُ
“Hangi kadın velîsinin izni olmadan nikâhlanırsa; onun nikâhı batıldır, onun nikâhı batıldır, onun nikâhı batıldır! Eğer (erkek) onunla zifafa girmişse, ferci helal kılındığı (ilişki yaşandığı) için kadının mehir hakkı vardır. Eğer (velîler) anlaşmazlığa düşerlerse, sultan (devlet/hakim), velîsi olmayanın velîsidir.” [Ebû Dâvûd, Nikâh, 19; Tirmizî, Nikâh, 14]
Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, hadîslerde açıkça görüleceği üzere nikâhın sıhhati için velînin mevcudiyetini şart koşmuştur. Velînin mecliste fiziken bulunmaması durumunda bu şartın yerine gelmesi, ancak onun şer’î bir vekil tâyin edip meclise göndermesiyle mümkündür. Velîsiz veya vekilsiz bir akit meclisi, bu nebevî şarta muhalif olduğundan bâtıldır.
Ebû Hureyre radîyallâhu anh şöyle demiştir:
“Kadın kadını evlendiremez, kadın kendi kendini de evlendiremez; ancak ahlâksız kadın kendi kendini evlendirir.” [İmâm Şâfiî, el-Umm: 5/21; el-Mecmû’: 9/173]
Ömer radîyallâhu anh, nikâhta velînin rükniyeti hakkında şöyle buyurmuştur:
“Mürşid bir velî ve iki âdil şâhit olmadan nikâh kıyılamaz.” [el-Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ: 7/112]
İmâm Şâfiî rahîmehullâh, şöyle demiştir:
“Eğer velî olan kişi hazır bulunup (birini) vekil kılarsa, o vekil onun yerine geçer (kāme vekîlühû makâmehû) ve evlendirmesi câiz olur.” [el-Ümm: 5/21]
İmâm Mâverdî rahîmehullâh, şöyle demiştir:
“Velînin vekili onun makamına kaimdir… Şayet velî, gıyabında evlendirmek üzere bir vekil tâyin etmezse ve kendisi de hazır bulunmazsa, sadece kadına izin vermiş olmasıyla nikâh geçerli olmaz; akid bâtıldır.” [el-Hâvî’l-Kebîr: 9/113, 9/114]
İmâm Şirbînî rahîmehullâh, şöyle demiştir:
“Kadın, velîsinden izin alsa dahi, kendi nikâh akdini kendisi yapamaz ne velâyet ne de vekâlet yoluyla nikâh kıymaya ehil değildir.” [Muğni’l-Muhtâc: 4/244]
• İllet ve Hikmet:
İslâm hukukunda nikâh akdi, alelâde mâlî muameleler gibi olmayıp, nesebin korunması ve aile kurumunun haysiyeti adına sıkı şer’î şartlara bağlanmıştır. Kadının dildeki sözü nikâh akdini kurmada tamâmen hükümsüz kılınmıştır (meslûbetü’l-ibâre). Nikâhın kurulabilmesi için mutlaka mûcib (velî) ile kâbil (koca) lafızlarının bir araya gelmesi gerekir. Velî bizzat mecliste değilse ve vekil de bırakmamışsa, akitte mûcib fiilen yok demektir; bu sebeple akit kurulamaz.
• Şartlar ve Sınırlar:
1. Velî gâib ise (mecliste yoksa), vekilinin mecliste hazır bulunup şâhitlerin huzurunda “müvekkilim falanın kızı falanı seninle evlendirdim” şeklinde sarih îcab lafzını söylemesi şarttır.
2. Velî gıyabında hiç kimseye vekâlet vermemişse ve kendisi uzak bir mesafede (mesafe-i kasr/80 km) ise, velâyet hakkı geçici olarak o beldedeki Sultan/Kadı’ya (şer’î hâkime) intikal eder ve kadı onun adına nikâhı kıyar. Ancak velî yakın mesafede ise kadı dahi velînin izni veya vekâleti olmadan nikâh kıyamaz.
• Karşıt Görüşün Reddi:
Hanefî mezhebi, akıllı ve bâliğ bir kadının velîsi olmaksızın bizzat kendi nikâhını kıyabileceğini tecviz etmiştir. Ancak Şâfiî mezhebi ve cumhûr ulemâ, konu hakkındaki hadîslerin açık sarâhati karşısında bu görüşü merdût saymış ve şer’î nikâhın ancak velînin bizzat katılımı veya muteber bir vekili vasıtasıyla sıhhat bulacağını kat’î olarak hükme bağlamıştır.
• Sonuç:
Şer’î nassların açık delâletleriyle; nikâh esnâsında velînin bizzat mecliste bulunması şart değildir. Velî, nikâhı kıyması için yetkili bir vekil tâyin ederse, o vekilin mecliste hazır bulunmasıyla kıyılan nikâh geçerlidir. Ancak velî gıyabında mecliste bulunmadığı gibi şer’î bir vekil de tâyin etmemişse, sadece uzaktan “ben izin verdim” demesiyle kıyılan nikâh kat’iyyen bâtıldır ve geçersizdir.
Allâh Subhânehu ve Teâlâ en iyisini bilendir.
Kaan Sâlih.

