«
  1. Anasayfa
  2. Fıkıh Soruları
  3. Meşrû Bir Sebeb Yokken Kadının Kocasından Boşanmayı İstemesinin Hükmü

Meşrû Bir Sebeb Yokken Kadının Kocasından Boşanmayı İstemesinin Hükmü

sr_cblr

MEŞRÛ BİR SEBEP YOKKEN KADININ KOCASINDAN
BOŞANMAYI İSTEMESİNİN HÜKMÜ

Bir kadının, aralarında dinen makbul ve meşrû bir geçimsizlik, zarar, zulüm yahut kocasından kaynaklanan şer’î bir kusur bulunmaksızın, sırf nefsi gerekçelerle kocasından boşanmayı (talâk) veya bir bedel ödeyerek anlaşmalı ayrılmayı (hul) talep etmesinin göre hükmü nedir?

Cevâb: Hamd ve hüküm, Allâh Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsustur.

• Mes’elenin Tanımı ve Hükmü:

Kadının meşrû, şer’î veya makbul bir mazereti; ckocanın geçim acziyeti, fıskı, kötü muamelesi, darp ve hakaret gibi şikâk hâlleri, dînî vazifelerini terk etmesi yahut kadının kocasına karşı beslediği şiddetli nefret yüzünden Allâh’ın sınırlarını çiğnemekten korkması gibi durumlar bulunmaksızın, sırf nefsi ve keyfî gerekçelerle veya ehemmiyetsiz sebeblerle kocasından boşanmayı veya hul talep etmesi haramdır ve büyük günahlardandır.

Şerîat, âile birliğinin nefsî ve keyfî heveslerle yıkılmasını şiddetle nehyetmiş ve meşrû bir darlık olmaksızın ayrılık talep eden kadınları ağır uhrevî tehditlerle uyarmıştır. Ancak meşrû ve şer’î bir sebeb varlığında boşanma veya hul taleb etmek kadının en tabiî hakkı olup mübâhtır.

• Hükmün Delîlleri ve Gerekçeleri:

Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

وَلَا يَحِلُّ لَكُمْ أَنْ تَأْخُذُوا مِمَّا آتَيْتُمُوهُنَّ شَيْئًا إِلَّا أَنْ يَخَافَا أَلَّا يُقِيمَا حُدُودَ اللَّهِ فَإِنْ خِفْتُمْ أَلَّا يُقِيمَا حُدُودَ اللَّهِ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا فِيمَا افْتَدَتْ بِهِ

“Karı-kocanın Allâh’ın sınırlarını hakkıyla koruyamayacaklarından korkmaları hariç, onlara verdiklerinizden (mehirden) bir şeyi geri almanız size helâl olmaz. Eğer onların Allâh’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyamayacaklarından korkarsanız, kadının (kurtulmak için) fidye vermesinde (bedel ödemesinde) ikisine de bir günah yoktur.” [Bakara: 2/229]

Âyetteki «إِلَّا أَنْ يَخَافَا أَلَّا يُقِيمَا حُدُودَ اللَّهِ» (Allâh’ın sınırlarını koruyamama korkusu) istisnâsı, meşrû bir geçimsizlik veya darlık olmadığı takdirde kadının mal vererek boşanma (hul) istemesinin câiz olmadığını ortaya koymaktadır. Zîrâ durumun istikâmet üzere olduğu bir vasatta bu talebe yönelmek, âyetin genel nehiy sınırını çiğnemek demektir.

Sevbân radîyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

«أَيَّمَا امْرَأَةٍ سَأَلَتْ زَوْجَهَا الطَّلَاقَ مِنْ غَيْرِ مَا بَأْسٍ، فَحَرَامٌ عَلَيْهَا رَائِحَةُ الْجَنَّةِ»

“Hangi kadın, (aralarında) geçerli bir sıkıntı (zaruret/bâ’s) olmaksızın kocasından boşanmak isterse, Cennet’in kokusu ona haram kılınmıştır.” [Tirmizî (1187); Ebu Dâvûd  (2226)]

Hadîs-i şerîfte geçen «مِنْ غَيْرِ مَا بَأْسٍ» (geçerli bir sıkıntı/şiddet olmaksızın) kaydı, fıkhî hükmün sınırını çizer. “Cennet kokusunun haram kılınması” gibi uhrevî ve ağır bir ceza tehdidi, fıkıh usûlünde o fiilin kat’î bir haram ve büyük günah olduğuna delâlet eden en açık karinedir. Bu nass, ortada şer’an makbul bir darlık ve mazeret yokken yuvanın keyfî olarak yıkılmasını talep etmenin haram olduğunu şüpheye yer bırakmaksızın ispat eder.

Ebû Hureyre radîyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

«الْمُنْتَزِعَاتُ وَالْمُخْتَلِعَاتُ هُنَّ الْمُنَافِقَاتُ»

“Kocalarından sebepsizce ayrılmaya çalışan (ve bunun için bedel ödeyen) kadınlar, münâfıkların tâ kendileridir.” [Nesâî (3461); Tirmizî (1186)]

Hadîs-i şerîfte geçen “muhteli’ât/müntezi’ât”; kocalarından sebepsiz yere hul’ ile kopup sıyrılmaya çalışan kadınlar vasfı, ortada makbul bir meşruiyet bulunmaksızın sırf dünyevî arzular ve hevesler için ayrılık dileyen kimseleri kapsar. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, bu kimseleri «المُنَافِقَاتُ» (Münafık kadınlar) olarak nitelemesi, işlenen cürmün şeriat katındaki çirkinliğini, bâtınen Allâh’ın takdirine ve evlilik ahdine isyân hâlinde olunduğunu göstererek hükmün haramlığını teyit ve tekit eder. Tirmizî şârihi Mübârekfûrî şöyle demiştir:

“Hadîste geçen (el-Muhteli‘ât) ifadesi lâm harfinin kesresiyle okunur; yani hiçbir meşru gerekçe ve zaruret (be’s) bulunmaksızın kocalarından hul’ (bedel karşılığı boşanma) ve talak talep eden kadınlar demektir. (Hünne’l-münâfikât / Onlar münafıklardır) ifadesi ise; bâtınen (iç dünyalarında) isyankâr, zâhiren ise itaatkâr görünen kadınlar manasındadır. et-Tîbî şöyle demiştir: ‘Bu ifade, günahtan şiddetle sakındırmak ve caydırmak (zecre mübalağa) için söylenmiştir…’ (Min ğayri be’s / bir zaruret olmaksızın) ifadesi de; kendisini ayrılık talebinde bulunmaya mecbur bırakacak hiçbir şiddetli sıkıntı ve zorunluluk bulunmaksızın demektir.” [Tuhfetü’l-Ahvezî: 4/308]

İmâm Mâverdî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Kadın tarafından kaynaklanan duruma gelince; kadının bir başkasına meyletmesi, onunla evlenmeyi arzulaması ve sırf meyledip arzuladığı o kimseyle nikâhlanabilmek için mevcut kocasından hul’ yoluyla ayrılmak istemesidir. İşte bu, mekruh bir hul’dür. Zîrâ Sâbit bin Yezîd’in Ukbe bin Âmir’den rivâyet ettiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: ‘Kocalarından bedel verip ayrılmak isteyen (muhteli’ât) ve kendilerini zorla çekip alan (müntezi’ât) o kadınlar, münafıkların ta kendileridir.'” [el-Hâvi’l-Kebîr: 10/6]

Şeyhu’l-İslâm İbn Hacer el-Heytemî rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Esahh (en sahih/tercih edilen) kavle göre bu (yani meşru bir sebep olmaksızın kadının hul’ veya boşanma istemesi) haramdır. Zîrâ kadın, onların (tabiatlarının) genelinde görüldüğü üzere, gerçeğe aykırı/yalan gerekçeler öne sürerek bunu talep edebilmektedir.” [Tuhfetü’l-Muhtâc fî Şerhi’l-Minhâc: 8/77]

İmâm İbn Kudâme rahîmehullâh, şöyle demiştir:

“Hiçbir ihtiyaç ve zarûret bulunmaksızın hem kocaya hem de kadına zarar dokunmaktadır; zîrâ bunda her ikisi için de hâsıl olan evlilik maslahatının kesintiye uğratılması söz konusudur. Dolayısıyla bu durum haram kılınmıştır.” [Mevsû‘atü’l-İcmâ‘ fi’l-Fıkhi’l-İslâmî: 3/282]

• İllet ve Hikmet: 

İslâm’da evlilik akdi, sırf geçici şehevi arzuların tatmini için değil; dinin yarısının muhafazası, neslin sağlıklı bir şekilde devamı ve toplumun en mukaddes kalesi olan ailenin korunması için kurulmuş değerli bir bağdır.

Muteber bir şer’î gerekçe yokken kadının kocasından boşanmayı talep etmesi; kocanın haklarını sebepsizce çiğnemek, evlilik nimetine karşı nankörlük etmek, çocukların perişan olmasına zemin hazırlamak ve meşrû hiçbir maslahat yokken bir yuvayı keyfîce yıkmaktır. Şerîat, bireysel heveslerin toplumsal ve ailevî maslahatları tarumar etmesini engellemek amacıyla bu bencilce yönelişi yasaklamıştır.

• Karşıt Görüş ve Değerlendirme:

Bazı âlimler bu durumun tenzîhen mekruh olduğunu ileri sürmüşlerdir. Ancak âlimlerin cumhuru bu zayıf yaklaşımı reddetmişlerdir. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in “Cennetin kokusu ona haram kılınmıştır” ve “Onlar münafıkların tâ kendileridir” şeklindeki açık tehditleri sıradan bir tenzihî kerahetle telif edilemez. Bir mükellefe Cennet’in kokusunun dahi haram kılınması ancak o fiilin açık bir haram ve büyük bir masiyet olmasıyla mümkündür. Dolayısıyla meşrû bir darlık olmaksızın boşanma talep etmek  haram kabul edilir.

• Sonuç: 

Kadının meşrû, şer’î veya haklı bir gerekçesi olmaksızın kocasından boşanmayı veya hul‘ (anlaşmalı ayrılık) talep etmesi haramdır ve büyük günahlardandır.

Ancak evliliğin devamında dînî veya bedenî bir zarar, ağır bir geçimsizlik, kocada şer’î bir kusur bulunması yahut kadının nefreti sebebiyle Allâh’ın sınırlarını çiğnemekten korkması gibi şer’î bir mazeret (bâ’s) varsa, kadının ayrılık talep etmesi helâl ve meşrûdur.

Allâh Subhânehu ve Teâlâ en iyisini bilendir.
Kaan Sâlih.

Bir Cevap Yaz